1.3

8.2K 320 67
                                        

Keyifli okumalar 👀

~

"Nasıl yani koca bir sene boyunca onunla dört duvar arasında duvar mı boyayacaksın?"

Okul çıkışı kızlar ile bizim eve geçmeye karar vermiştik ve tüm gün yanlarında olamadığım için anlatmaya fırsatım olmamıştı. Bu nedenle ancak şuan anlatabiliyordum.

"Duvarı öyle dümdüz sandığın şekilde boyamayacağım İrem. Çizim yapıp onları boyayacağım. Zaten müzik sınıfımız ülkenin en iyisi ve bizde duvara desenler, çizimler, portreler yaparak daha da dikkat çekici yapacağız. Ayrıca sadece ikimiz değil başka bir çocuk daha var."

"Sonuç olarak duvar boyayacaksınız." İrem'e göz devirdim. Resimden gram anlamıyordu ve zaten de nefret ediyordu. Zaten onu inandığı şeylerden vazgeçirmek deveye hendek atlatmaktan zordu.

"Peki, müzik sınıfında çalışma yapanlar ne olacak?" Her zamanki gibi aramızda en mantıklı konuşan ve düşünen kişi Selindi. Anaç tavırları ile hepimizi koruyup kollardı. Ona bakarak gülümsedim.

"Zaten ikinci dönemdeyiz. Biz okullar kapanana kadar çizimleri yapacağız. Provaların olmadığı dersler de falan ve yazın da okul boşken istediğimiz zaman gidip çizimlerimizi boyayabileceğiz. Hoca isterseniz derslere girmeyin dedi ama zaten neredeyse her ders müzik provaları oluyor o nedenle derse girmek mecburiyetindeyiz."

"Kanka şans sana gülerken bile bir yandan da nanik çekiyor." İrem'e göz devirdim ama o dediği cümleye kıkırdamakla meşguldü.

"E diğer çocuk kim? Tanıdık biri mi?" Diye sordu Tuğçe. Okulda cidden yazmadığı erkek kalmamıştı. Onlarla takılmaktan zevk alırdı ama okuldakilerin iftiralarının aksine asla fiziksel bir temasta bulunmazdı. Daha çok flört etmeyi severdi. Göz devirdim.

"11/B de sarışın mavi gözlü kemikli yüzlü biri. Adını unuttum. Keşke oradayken sorsaydım." Hatırlamak için kafamı yere eğerek düşünmeye başladım ama Tuğçe hemen yardımcı oldu.

"Ah evet Egemen Aksoy. Bir sene okula geç başlamış bir senede trafik kazası sebebiyle bir yılı daha çöp olmuş taş erkek. Sessiz durduğuna bakma güzel kız görünce balıklama atlıyormuş. Dikkat et derim ben." Göz devirdim.

"Hemen de hatırla ulan. Tanımadığın erkek yok anasını satayım." Diyerek sitem ettim. O ise bana öpücük atıp göz kırparak cevap verdi. Dayanamayıp bende güldüm. Deli kızdı.

"Her neyse konuyu kapatalım ve şimdi evlere dağılalım. Handan ablanın dükkânın önünde bir saat sonra buluşuyoruz." Selin bu cümleyi kurmasaydı onun evinin önüne geldiğimizi anlamayacaktım. Üçümüz ona el salladığında o da binadan içeri girdi. Sırayla İrem ve Tuğçe de evlerine girdiğinde yolun geri kalanına yalnız devam ettim.

Evin kapısının önüne geldiğimde çantamdan anahtarları çıkarmak için elimi attım ve elime gelen metal soğukluk ile gülümsedim. Çoğu zaman bu kadar şanslı olmuyordum. O lanet anahtar elimi atıp da bulamayacağım bir yere giriyordu ve ben sinir krizi geçirerek çantanın içindekileri yere döküp öyle bulmak zorunda kalıyordum. Bugün onca olanlardan sonra bununla uğraşmak isteyeceğim son şeydi.

Kapıya anahtarı sokup içeri girdim ve anneme seslendim. "Mãe!" Bahçe kapısının oradan annemin sesi duyuldu.

"Meu bebê. Sen mi geldin?" Annem Brezilyalı babam da Türk'tü. Bu sebeple hem Portekizce hem de Türkçe biliyordum. Bazen annemin kendisini yalnız hissetmesin diye Portekizce konuşurduk babamla.

Babam ve annem Bodrum' da tanışmışlardı. Annem katıldığı yarışmada en iyisi seçilmek için Bodrum'a gelmiş ve fotoğraflarını Bodrum'da çekmeye karar vermiş. Babamda arkadaşlarıyla tatile gelmiş. Sonuç olarak annem çok beğendiği bir anı tam çekerken babamla çarpışmış ve sinirleri tepesine çıkmış. Babam da -anlattığına göre- anneme orada tutulmuş ve yarışmaya kadar peşini bırakmamış. Pes etmeyen ruhumu babamdan almış olduğumu düşünürdüm fakat dün bu düşüncem tuzla buz olmuştu.

ABİS//TEXTİNG (TAMAMLANDI)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin