Resmen hikaye yayınladığımı unutmuşum!
Kusura bakmayın gerçekten taşınma telaşı derken burayla pek ilgilenemedim.
Dün gece tam uykuya dalacakken geldi aklıma texting yazdığım. Dün geceden beri bu bölümü yazıyorum.
Çok içime sinen bir bölüm oldu.
Keyifle okuyun lütfen.
Oy ve yorum yapmayı da unutmayın.
~
"Buse, kızım bir şeyler yeseydin. Neden bu kadar erken gittiğini de anlamadım ki."
Annemin endişeli bakışları altında ona yalan söylemek zor olsada en kolay yolu gözlerimi kaçırarak yaptım. Ayakkabılarımı giymek için eğilmek yalan söylediğimi anlamaması için ideal bir kaçış yönetimiydi.
"Okula erken gidip projemin son detaylarını tamamlamam lazım."
"Bari sanduíche hazırlasaydım." Annemin portekizce kelimeleri Türkçe cümlelerinde kullanmasına çok takılırdım. O görmese de göz devirdim. Hâlbuki iyiliğimi düşünüyordu kadın!
"Anne, ya Portekizce konuş ya Türkçe. Kafamı karıştırıyorsun bildiğim her şeyi unutuyorum. Üstelik ikisinide su gibi bilmeme rağmen." Aksanlı sesiyle konuştu.
"Çok egzantrik oluyor." Portmanto dan çantamı aldım ve dediği şey ile kocaman kahkaha attım.
"Egzantrik mi? Türkçe bir kelime mi o? Anlamı ne?"
"Bilmiyorum ki çok havalı geldi." Dedi tatlı tatlı. Eğilip sulu sulu yanaklarından öptüm. Onu sulu sulu öpmemi sevmezdi pek. Yüzünü buruşturdu ve uzaklaştırdı beni kendinden.
"Aman ne halin varsa gör. Derslerini ihmal etme." Derken eliyle beni kışkışlamayı ihmal etmedi. Güldüm ve portmanto ya asılı ceketimi de kaptığım gibi bahçe kapısından çıktım hızlıca.
Kontrol etmem gereken bir proje yoktu ama kontrol etmem gereken biri vardı.
Cenk'in evi okula tersti ve ulaşımı bizim okula hiç bir toplu taşıma kullanarak veya yürüyerek gidilecek şekilde değildi. Bu sebeple servisle gidip gelirdi okula. Servis de kargalar daha kahvaltısını etmeden okulda olurdu. Ve ben bu işin peşini bırakmamak için Uykumun birazından feda edip soluğu onun yanında almayı planlıyordum.
Benimle flört edip -Burak inatla öyle olduğunu iddia ediyordu- arkadaşıma aşık olması -bunu da fake hesap sağolsun Batu'dan öğrenmiştim- saçmaydı.
Kulağımda kulaklık ile otobüsün gelmesini beklerken bir yandan da Selin'e beni beklememelerine dair ikna edici bir mesaj yazmıştım.
Fakat o her zamanki gibi inanmamıştı.
Eh, inanmamakta da haklıydı tabii. Ben olsam bende inanmazdım kendime.
Dudaklarımı büzdüm ve herkese şu aralar yalan söylemek zorunda kaldığım için kendime kızdım.
Bu yalanların en başı Batu'yu unutmak için çabaladığım ile ilgiliydi.
Kesinlikle çabalamıyordum.
Müzik odası görevine başlayalı bir hafta olmuştu ve Batu'ya zırt pırt yakın olmak için elimden geleni yapıyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ABİS//TEXTİNG (TAMAMLANDI)
Genç Kurgu"Bir daha söylesene. Berabere bitmesin." Ne? Cidden mi? Az önce ona aşk itirafı yapmıştım. Göz devirdim. "Ya kızım hadi bitecek şimdi maç." Tekrar ona göz devirdiğimde bu sefer dediğini yaptım. İlk gittiğim maçı bende kazanmak isterdim sonuçta. "Sen...
