Barış
Can gittiğinden beri saatlerce ağladım. Gerçekten ona o kadar sinirliyim ki o an odadan gitmeseydi onu öldürebilirdim.Normalde bu kadar sinirli bir yapıya sahip değildim. Dünya yansa umrumda olmazdı. Ama ona dokunmayacaktı..benim için çok,çok değerliydi. Bunu asla anlamasını beklemiyordum. Hatta sinirlendikten sonra odadan çıksa yine bir nebze affedebilirdim ama para konusunu ortaya atması beni çok fazla sinirlendirmişti.
Her şeyi parayla satın alabileceğini sanan insanlardan her zaman nefret etmiştim. Onu parayla satın alabileceğini düşünmesi bile ona sinirlenmeme sebep oluyordu.
Geldiğimden beri sürekli soru sormalarında haklılardı beni ilk defa görmüşlerdi ama bu odama girebileceği hakkını kimseye vermezdi. Olay odama girip girmemesi değil. Vazonun kırılması. Buraya Berkanın zoruyla geldim. Artık onu harcamak,kırmak istemiyordum. Benim için çok çabaladı. Benim gerçekten kardeşimdi. Sırf onu kırmamak için buralara gelmiştim. Ama arkadaşlarıyla daha fazla muhattap olmak istemiyordum. Özellikle Can denen ukala ile hiç olmak istemiyordum. İzinsiz odama girip benim için çok değerli olan bir şeyi kırıp onu satın alabileceğini söylemesi aklıma geldikçe köpürmeme neden oluyordu. Ağlamam bittikten sonra yerde duran kırık parçaları toplayıp kutuma koydum. Affet beni..koruyamadım..affet
Gözlerim ağlamaktan acıyordu artık. Berkanın ayak seslerini duydum. Direkt yatağa gidip gözlerimi kapattım. Ağladığımı görürse beni rahat bırakmaz üstelik Can denen çocuğu korurdu. Onun kalbini kırmak istemediğimden uyuyormuş gibi yapmak en iyi fikirdi.
Berkan bana seslendi,sesimi çıkarmayınca odama geldi. Düşündüğüm gibi de oldu. Beni uyudu zannetti ve geri gitti.
1 yeni bildirim
~Kardeşim seni BABAKOLAR grubuna ekledi~
Bir daha hiçbiri ile görüşmek istemiyordum. Sabah bir yalan bulur gruptan çıkardım. O yüzden grubu çok fazla takmadım.1 yeni mesaj
Bilinmeyen numara:Bugün için gerçekten özür dilerim istemeyerek yapmıştım senin odan olacağını anlamadım. Amacım eşyalarına zarar vermek değildi. Hatamı telafi etmek istiyorum.Yine aklıma vazoyu kırdığı gelmişti ve yine sinirlenmiştim. Bu sefer görüldü attım. Bir şey yazmadım. Yazarsam gerçekten çok fazla kalbini kıracaktım ve bunu istemiyordum. Mesaja görüldü attıktan sonra aradı. Gözlerimi devirerek sessize alıp gözlerimi geri kapattım. Bir daha aradığında söverek reddettim. Çok geçmeden Berkan odaya daldı.
"Barış uyumadığını biliyorum noldu anlat" dedi. Bunu dedikten sonra Can'ın Berkanı aradığını ve olanları söylediğini anladım. Tekrardan anlatmayacaktım. "Duymuşsun işte" dedim. Tahmin ettiğim gibi bana onu savundu yanlışlıkla yaptığını,benim odam olduğunu bilmediğini söyledi. "Berkan farkındaysan onun ne kadar iyi biri olduğu umrumda bile değil. Odama saygısızca girip benim bu hayatta değer verdiğim şeyi kırdı. Bunun telafisi olacak mı? İzmirden buraya kadar kucağımda taşıdım ve sırf kırılmasın diye oda tam yerleşene kadar onu güvende tuttum. Ama senin ukala arkadaşın onu kırdı. Senin için bir anlam ifade etmiyor ama benim için çok büyük anlam ifade ediyordu Berkan. Bu saatten sonra o arkadaşlarının hiçbiriyle konuşmamı bekleme. Sırf arkadaş edineyim diye yaptığının farkındayım ama bana sen yetersin. Bu saatten sonra hayatıma girecek kimsenin kalıcı bi yeri olamaz. O yüzden zorlama beni de rahat bırak kardeşim." Cümlelerimi gerçekten seçerek konuşmaya çalışmıştım. Çünkü Berkanı kırmak gibi bir lüksüm yoktu. Bu en son isteyeceğim şey olurdu.
Berkanın gözleri dolmuştu. "Sen nasıl istersen öyle olsun ama ön yargılı yaklaşma olur mu? Gerçekten amacı kötü değildir. Hepsi pırlanta gibi insanlar. Senin de artık mutlu olmaya ihtiyacın var Barış. Evet biliyorum yerine gerisi gelmeyecek ama elden bir şey gelmez. Kendini kapatma kardeşim." Dedi. "Tanısan cidden seversin ve cidden sana değer verirler" diye ekledi. "Ordan bakınca o tip insanların değer verip vermemesini umursayan biri gibi mi duruyorum" dedim. Umrumda da değildi. Hatta benden nefret etseler bile umrumda olmazdı. "İnsanların sana değer vermesi güzel bir şey Barış" o haklıydı. Bende haklıydım. " Berkan ben yeterince değer gördüm." Dedim. Arkadaşları Berkana cidden değer veriyordu. Çünkü Berkan bunu hak ediyordu. Hatta her şeyin en iyisini hak ediyordu. Ama bu dediklerini umursamadım.
Açıkça söylemek gerekirse iyi insanlar olup olmamaları umrumda değil. Kimseyle tanışmak arkadaş olmak istemiyordum. Berkana da dediğim gibi bana Berkan yeterdi. Fazlasına lüzum yoktu. Özellikle de sürekli soru soran,meraklı,haltsiz insanlara hiç lüzum yoktu. Hayatım boyunca o çocuktan nefret edebilirdim. Yüz yüze geldiğimizde kalbini kırardım ve Berkan bu duruma üzülürdü. En iyisi görüşmemek olacaktı. Hem bana yarar yerine zarar veren insanlardı hepsi. Sürekli soru sormaları ve cevaplardan yetinmemeleri beni cidden çok yormuştu. İlk günden böyleyse diğer günler çileden çıkabilirdim.
Burak ve Fatma hep telefonla uğraşıyorlardı benlik insanlar değildi. Danla çok konuşuyor çok soruyordu. Böyle insanlar hayatım boyunca beni hep yoran tiplerdi. Lale yenge iyi bir kız. Berkana layık ve Berkanı cidden seviyordu. Can..Onun hakkında yorum dahil yapmak istemiyorum. Bu hayatta öğrenmesi gereken çok şey var. Mesela her şeyi parayla satın alamayacağı ve insanların odasına izinsiz girmemesi gibi. Yani hepsiyle görüşür yine de o çocukla görüşmem. Yüz yüze gelmemek için elimden geleni yapıcam. Eğer olur da yanlışlıkla falan gelirsek sırf Berkan için susar sessizce ordan ayrılırım. Daha da ötesi olmaz, olamazdı. Hâlâ bana takındığı tavır gözümün önündeydi ve onu da geçtim bu hayatta en değer verdiğim,gözüm gibi baktığım saksıyı kırmıştı. Bir saksı için fazla anlam yüklemiyordum. Tepkimde çok haklıydım.
Bundan sonraki planım sessizce okula gidip eve gelmek olacaktı. Berkanın arkadaşları eve gelirse de dışarı çıkardım. Berkan çok zorlarsa eğer Can denen ukalanın olmadığı zamanlarda ( bu mümkün olabiliyorsa tabi ) yanlarına gider yine sessiz sedasız takılırdım. Çoğunluğu basketbol sahasında geçirmeyi düşünüyordum. Kafamı dağıtmak için yaptığım en güzel şey kesinlikle basketbol oynamaktı. Sinirimi,üzüntümü.kızgınlığımı basketbol topasından çıkarabiliyordum.
Ama Can'a olan sinirim basketbol oynarak bile geçmezdi.
Telefonu elime aldığımda bildirimleri gördüm. Normalde instagramı çok fazla kullanan biri değildim ama okuldan birkaç kişi beni takibe almıştı. Bir göz gezdirdiğimde altta Berkanın arkadaşlarının hesaplarını gördüm. Ayıp olmasın diye hepsini takibe almıştım.
İlk Fatmanın hesabına girdim. Çok fazla fotoğrafı vardı. Yani benim hayatımda o kadar fotoğrafım olmamıştı. Ordan Burak'ın hesabına baktım. Onun Fatma kadar fotoğrafı yoktu ama yine de bana göre fazlaydı. En merak ettiğim Danla ve Can'dı. Bana göre gözümde çok fazla şımarıklardı ve hayatı sosyal medyadan ibaret sanıyolardı.
İlk Danla denen kızın hesabına baktım. Düşündüğüm gibiydi. Öne çıkarılanları full eğlenceydi ve hepsinde Can vardı. Şaşırmamıştım onlardan beklediğim de buydu. İlk gördüğüm zaman bile şımarık olduklarını anlamıştım.
Can'ın hesabına girmeden önce bugün olanları düşünmeye başladım. Acaba gerçekten çok mu üzerine gitmiştim. Ama onun da bana başta olan tavrı hiç hoş değildi.
Normalde kimseye o kadar yükselmezdim. O an o günün patlamasını yaşamış olabilir miydim diye düşündüm. Çünkü çok fazla soru sormaları ne kadar belli etmesem de canımı sıkmıştı.
Bugünü boş verip takip ettiğim kişilerde olan Cemal Can Canseven'in hesabına girdim.
Bir vazo diyip geçmeyin olaylar bundan ibaret olmayacak 💜
Umarım beğenmişsinizdir 😽 fikirlerinizi bekliyorum 💘
—
Şu an bu kitabı yazıp yazmamakla çok kararsız kaldım çünkü çok heyecanlı bir şekilde bu kurguyu hayal ettim ve kısa zamanda böyle bir şey olacağını düşünmüyordum. Gerçekten hâlâ okumak isteyen kurguyu merak eden varsa yorumlarda belirtirse ona göre yazıcam.
Tw/@polonuzz
