24.Bölüm/Kısa

1K 76 110
                                    

Barış
Ondan ilk ne zaman etkilendiğimi ben bile bilmiyordum. Gün geçtikçe onu çok fazla düşünmeye başladığımda kendimi garip hissediyordum. Kimseye karşı böyle duygular hiçbir zaman beslememiştim. Birini görünce kendimi o kişiden koruma gereği hiçbir zaman duymamıştım. Ama Can farklıydı. Olabildiğince kendimden uzaklaştırmaya çalışsam da kalbimden, aklımdan bir türlü uzaklaştıramıyordum. Soğuk yaparak onu kendimden, kalbimden uzaklaştırmanın her zaman daha doğru olduğunu düşünsem de kalbimden uzaklaşmıyordu. Yapamıyordum.

Aşka kendimi hiçbir zaman kapatmamıştım. Ne olursa olsun kapatmak istemiyordum. Annemin babama her zaman hayal kırıklığı ile bakarken aşk benim için herkes gibi bir şey değildi. Kapılarımı kapatmamıştım ama korkuyordum. Bir gün o hayal kırıklığını yaşarım diye çok diye korkuyordum.

İnsanlar tarafından hayal kırıklığına yaşamamak için hayatım boyunca uzaklaştım herkesten. Berkan hariç hiç arkadaşım olmamıştı. Can'a kadar kimseyi sevmemiştim. İlk başlarda hissettiğim şeylerin ne olduğunu bilmediğim için korkmuştum. Can'a aşık olmaktan çok korkmuştum. Ne olursa olsun bunu bitirmem gerektiğini düşünüp,kendimi şartlandırsam da olmuyordu. Ona karşı tavırlarım sert olsa da uzaklaşsam da kalbim bambaşka söylüyordu.

Bu durumu kendi içimde halledeceğimi düşünsem de Can ne yapıp edip buna engel oluyordu. Sürekli karşıma çıkıyordu. Sürekli gözlerini çocuk gibi büyütüp bana bakıyordu. Sanki onu sevmem için evren bana oynayacağı tüm oyunları oynuyordu.

Bana Burak'a Berkan'a baktığı gibi bakmadığının farkındaydım. Benle diğerlerine davrandığı gibi davranmadığının da farkındaydım ama bunları göz ardı etmeye çalışıyordum. Eğer bir gün ona bağlanırsam çok üzüleceğime dair kendimi soğutmaya çalışıyordum.

Ama çok geçti. Bana ne zaman yeşil gözleriyle heyecanlı bir şekilde baksa ben ona bağlanıyordum. Herhangi birinin onu üzmesini istemiyordum. Sebebini bilmiyordum. Daha doğrusu sebebiyle yüzleşmek istemiyordum.

Sert tavırlarımla en çok onu benim üzdüğümü biliyordum. Elimden bir şey gelmiyordu. İleride daha çok üzüleceğimi düşünüyordum.

En çokta onu üzeceğimi, hayal kırıklığına uğratacağımı düşünüyordum. Babam gibi olursam diye korkuyordum. Babam gibi aşkına ihanet edersem ve ona en kötü anılarını yaşatmaktan korkuyordum. Daha önce sevgi görmemiştim. Sevmek, sevilmek nasıl bir duygu daha önce maalesef yaşamamıştım. Kardeş sevgisini hem Berkan sayesinde hemde Yağmur sayesinde iliklerime kadar yaşasam da aşk anlamında bu duyguyu yaşamamıştım.

Babam benim en büyük travmam olmuştu. Öz babam beni sevmezken bir başkasının seveceğini hiç düşünmüyordum. Bana sürekli nefret ile baktığında "sevgi" denen o duygunun olmadığına inanıyordum. Ama Yağmur vardı. Küçücük bedeniyle babamın beni dövdükten hemen sonra yanıma gelir ağlayarak bana sarılırdı. Yağmur benim kahramanımdı. Ona baktıkça dünyanın en şanslı abisi olduğumu hissediyordum. Ona baktıkça sevginin var olduğuna inanıyordum.

Can, Danla ile iş çevirip odamdan o flash belleği aldığında ve beni sarhoş ettiğinde gerçekten ondan nefret etmeye başlamıştım. Bu sefer duygularımı tamamen bitirebileceğimi düşünmüştüm. Bu histen kurtulacağımı düşünürken kendimi onun dudaklarında bulduğumda tam olarak bunun artık bir kurtuluşu olmadığını anladım.

Ne olursa olsun aklımdan o görüntü gitmiyordu. Bırak birini öpmeyi, biriyle arkadaş olmaya korkan ben; Can'ın dudaklarından öpmüştüm. İlk defa böyle garip duygular hissettiğim insanın ilk öpücüğümün olması fikri çok fazla mantıklı gelse de "ilk öpücük" olarak o ortam mantıklı değildi.

O öpücükten sonra kendimi bir süre odaya kapattığımda yatağıma uzanıp sadece o anı düşünüyordum. Bundan sonra ne olacağını, ne yapacağımı düşünüyordum. Can'a karşı bu zamana kadar yanlış bir hamlem olmamıştı. Özür dilemem gerektiğini biliyordum. Çünkü yaptığımın doğru olmadığının farkındaydım.

REGAMANCY Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin