16.Bölüm

838 71 111
                                    

Can
Sabah uyuyabildiğim kadar uyumuştum ve sonunda kalkmaya karar verdiğimde saatin 11 olduğunu görmüştüm. Yataktan çıkıp kendimi banyoya attığımda hemen duşa girdim.

Duşa girince kendimi rahatlamış hissediyordum. Sanki tüm kötülüklerden arınıyormuş dünyaya yeniden geliyormuş gibi bir his oluyordu içimde. Genellikle duş alırken şampuanı ve duş jelini çok fazla abartıyordum. Bana en kötü olduğum günlerde bile iyi olmamı sağlıyordu. Duş alırken dün Barışın söyledikleri aklıma gelince istemsizce gülümsemiştim. Düşünceleri çok fazla hoşuma gitmişti ve ben böyle düşünen biri için homofobik olduğunu zannetmiştim. Ya da bunun arkasına sığınmak kolayıma gitmişti.

Duştan çıktıktan havluyu belime sardım ve odaya doğru ilerledim. Telefonu elime alıp rehberden Barışı seçtim.

Gönderilen:Barış
Saat 3'te kahvaltı yaptığımız yerde.

Sütlaç sözü vardı ve kim olursa olsun bu fırsatı asla kaçırmazdım. Dolaptan hemen bir şort ve tişörtü üstüme geçirdiğimde mutfağa kahvaltı yapmaya gitmiştim.

Kendime yumurta haşlamaya karar verdim. Çok fazla kahvaltıya özenmek istemiyordum ve midemi sütlaçla doldurmak istiyordum.

Kahvaltımı yaptıktan sonra aklıma Barışın şarkı söylerken ki halleri geldi. Bu aralar sebepsiz Barış aklıma çok fazla geliyordu. Umarım sadece aynı iş yerinde olduğumuz için  çok fazla vakit geçirdiğimizden dolayı aklıma geliyordur. Bir de hâlâ gizemini çözememiştim. O kadar merak ediyordum ki öğrenebilmek için kafamda bin tane plan yapıyordum.

Yemeğimi kafamdaki planlarla boğuşurken bitirmiştim. Yediğim tabağı makineye koyup içeri geçtim.

Uzanarak bir şeyler düşünmeyi çok seviyordum. Gri koltuğuma doğru ilerledim. Ya yatağımda ya da gri koltuğumda saatlerce düşündüğüm zamanlar sıklıkla olmuştu. Bu sefer telefonumu çıkarıp Duman-Bal şarkısını açtım.

Gözümün önünden Barışın o halleri gitmiyordu. İşin kötü tarafı ben sırıtmadan duramıyordum. En son bu tavrıma gıcık olup şarkıyı kapattım. Çünkü şu an düşünmem gereken şey Barış değil onun gizemiydi. Deli gibi merak ediyordum. Bu kadar saklanacak ne vardı ki?

Birkaç saat düşündükten sonra koltuktan yavaşça kalktım. Barışa dediğim saate çok az bir zaman kalmıştı bu yüzden hazırlanıp evden çıkmam gerekiyordu.

Yatak odasına girer girmez gözüm yatağımın yanındaki koltuğa kaydı. Orda Barış benim başımı beklerken uyumuştu ve bu itiraf etmeyelim ki çok fazla hoşuma gitmişti. Tam dolabıma yönelirken telefonuma mesaj geldi.

BABAKOLAR
Beko:Yarın herkesin izinli günü olması lazım malum ders saatlerinde çalışmıyoruz. Okula birkaç saat erken gelin.

diye uyarı mesajı atmıştı. Hâlâ Burak için hepimiz endişeleniyorduk ve kısa sürede halletmemiz gerekiyordu.

Sarı kareli gömleğimin altına siyah şort giyip evden çıktım. Çünkü Barışı bekletmek istemiyordum ve sütlaç yemek için sabırsızlanıyordum.

Arabaya bindiğimde Duman açtım. Hiç tarzım değildi ama o an dinlemek istedim. Karışık açtım. Sadece Duman dinlemek istiyordum.

Barışla buluşacağımız mekana gittiğimde Barış benden önce gelmiş ve dün oturduğumuz yerde oturuyordu. Telefonuna dalıp gitmişti masaya doğru yaklaşmama rağmen "Barış" demeden beni fark etmemişti. Acaba neye bakıyordu?

"Dalıp gitmişsin" derken tam karşısına oturdum. "Çok fazla telefonla ilgilenen biri olduğunu düşünmüyordum." diyip gülümsedim.

"İlgilenmiyorum zaten" diye cevap verdi. "Sıkıntıdan dalıp gitmişim" diye de ekledi. "Çok bekletmedim umarım" mahçup olmuştum çünkü dediğim saati biraz geciktirmiştim ve onu bekletmiştim. Barış "Sorun değil ama az daha gelmesen kalkıp gidicektim" gayet ciddi bir şekilde cevap verdi. Bende bu konuyu üstelemedim.

REGAMANCY Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin