Bu yazıya başlamadan önce konusuyla ilgili bir kaç yazıdan kısa kısa paragraflar, cümleler okudum, ve emin olun ki hepsi aynı şeyi, kendilerini filozof sanacak kadar sanatsal konuşarak anlatmaya çalışmış. Bunlar birde doktor ha. Yalnızlığı çekmedikleri, bu yazdıklarından belli. Muayene olmaya giden hastalarını bilemiyorum artık. Her neyse, konumuz bu değil.
Konumuz aslında hiç bir şey, neden mi? Çünkü yalnızız. Yalnız birisi hiç bir şey kelimesi kadar aynı anda hem bir hiç hem de özgürdür.
Yalnız olmak, iki türlüdür. Zihinsel yalnızlık, Manevi yalnızlık. Manevi yalnızlık çok acıtır çünkü bunun içinde arkadaşlarınız, aileniz, sevgiliniz, esnaf amcalarınız, akrabalarınız, can kardeşi kuzenleriniz.... diye gider bu.
Zihinsel yalnızlık ise sizi sıkar, bunalıma sokar. Çünkü Manevi yalnızlıktan sonra ilk başvuracağınız şey (siz istesenizde istemesiniz de) iç dünyanızdır. Hayallerinizin, fikirlerinizin, Eleştirilerinizin, kendinize notlarınızın, tavsiyelerinizin ve daha bir çok soyut şeyin olduğu yerde siz birinden bile mahrumsanız, Zihinsel Yalnızlık çekiyorsunuzdur. Merak etmeyin bu Zihinsel Yalnızlık sanırım resmi bir şey değil değilse de yine sanırım ilk ben buldum.
Sizin benden ve insanlardan beklediğiniz şey, bir tedavi, tedavi aslında sizin elinizde. Yalnız olmanız, özgürlüğünüz için bir garanti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Olası
AcakTemel bilgilerimizi oynatan, mantığa sınırlar koymamamızın aslında en büyük ihtiyacımız olduğunu anlatan, genel konulara anlam katan-değinen, toplumsa sorunları anlatan ve kişisel gelişimden oluşan bir seri, evet kendim yazdım
