6|Jack the Ripper|

318 40 61
                                        

Bölüm yazarı :Midd-Nightt

                 Jack the Ripper


"Yapma, yalvarırım bırak beni! Ne istiyorsan yapacağıma yemin ederim, lütfen bırak!"

Boğaza dayanan keskin metale rağmen kendini kurtarmak için haykırmaya devam ediyordu zavallı kadın, kendi küçük dairesindeydi ve içeri ilk girdiği anda çıkmak istemiş, nitekim başaramamıştı. Şimdi boğazını sıkı sıkı kavramış eller kaçılması imkansız gibiydi, korkudan gözleri kocaman olmuş, kırmızı ruju dağılmış dudakları ısırmaktan kanamıştı, irisleri küçülmüştü iyice. Karşısındakinin yüzünü süsleyen koskocaman gülümseme kanını donduracak kadar neşeliydi, anlaşılan o ki katil onu bırakmaya hiç de niyetli değildi. Yine de şansını denemeye karar verdi ve kuru boğazını temizlemek istedi, karşı koymaya çalışıyordu fakat pek de başarılı olduğu söylenemezdi.

"Lütfen bırak beni gideyim, sana bir zararım dokunmaz emin ol, canımı bağışla ne olur! Yalvarırım!"

Tüm bu yakarışlarına rağmen aldığı dönüt küçük bir kıkırtıdan başka hiçbir şey değildi. Korkudan pelteye dönmüş zihni ile birlikte ciğerlerinde biriktirdiği bütün nefesi tiz bir çığlık eşliğinde dışarı verdi.

Sonrasında ona kalan şey kesinlikle kendi hayatı olmamıştı.


"Seri katil dün gece saat üç sularında Mitre Square'da yine görüldü Dedektif Lee. Kurban, Catherine Eddowes, aynı öncekiler gibi büyük bir dehşet ile öldürüldü. Boğazı kulaklarına kadar kesilmiş ve rahmi ustalıkla çıkartılmıştı. Ayrıca önceki kurbanlarla aynı olarak, bir hayat kadınıydı, katil yine kimse tarafından görülmeden ustalıkla kaçmayı başardı. Hakkında başka bir bilgimiz yok."

Genç dedektif bilgilerini kıdemlisine kısaca aktardıktan sonra her birinin ayrıntılarla yazılmış olduğu yaklaşık on beş kağıdı onun masasına bırakmış, Dedektif Lee'nin başıyla onaylayarak ona el işaretiyle çıkmasını söylemesiyle birlikte yavaşça odadan ayrılmıştı. Onun çıktığını fark ettiğinde derin bir nefes verdi Dedektif, bu konu iyice kabak tadı vermeye başlıyordu ve hiç hoş değildi. Bu, şu birkaç ay içerisinde aynı kişi tarafından işlendiği düşünülen dördüncü cinayetti ve bu kişi her kim ise ve kurbanlarından ne istiyorsa eğer, durmaya niyeti yok gibiydi. Sıkıntıyla arkasına yaslandı, ahşaptan yapılma masanın üzerindeki kağıtları ve kendi notlarını bir kez daha gözden geçirdi, nitekim yine de bir şeyleri anlamakta başarısız olmuştu. Karşısındaki bu olay devasa bir yap-boz gibiydi, resmin tamamlanmasına çok az kalmıştı fakat hayati önem taşıyan birkaç parça olmadan büyük resmi kimse göremiyordu.

Biraz empati kurmayı denedi. Katili ve düşünce tarzını anlamaya çalıştı fakat bu o kadar da kolay değildi. Kurbanları hep güzel ve alımlı fahişeler oluyordu, bu kendisine bir ipucu vermeliydi. Fakat neden onlardı? Kadınlara bir garezi olmayıp sadece fahişeleri öldürüyordu, onlarla ne alıp veremediği, nasıl bir ilişkileri vardı? Ortadaki en büyük gizem işte tam olarak buydu, Dedektif bunu anlayacak olsa, olayı bir şekilde çözebilirdi, bundan emindi.

Dış görünüşünden bir şeyler anlamak istemişti bu sefer de, sonuçta herkes üzerinde kendinden bir parça taşırdı, bu kesinlik fark edilmeden yapılan bir şey olmakla birlikte kılık değiştirmek bile işe yaramazdı. Söylenilenlere göre katil uzun paltolu ve şapkalı, elinde büyükçe bir çanta taşıyan biriydi. Evet, bu Londra'nın her tarafında görülebilecek normal birinin tarifi idi. Lakin kurbanların organları diğer dokulara en ufak bir zarar gelmeden dakikalar içerisinde büyük bir ustalıkla çıkarılıyordu zifiri karanlıkta. Bu sebeple onun bazı cerrahi bilgilere sahip olduğu ve dolayısıyla doktor olduğu düşünüyordu. Elde bulunan ipuçları ise sadece bu kadardı. Kimse bu zorlu vakayı çözemiyordu, Scotland Yard'ın ümitleri tükenmek üzereydi.

youtan poluoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin