20|careless whisper |

201 15 7
                                        

Bölüm yazarı:regular_regular

"Burada mısın?" diye sesleniyordum derin bir kuyu gibi kendine çeken karanlığın derinliklerine. Etrafıma bakmam bir şey değiştirmiyordu. Her yer karanlıktı. Her zamanki gibi.

Onu hissettim. Vücudum onun buralarda bir yerlerde olduğunu hissetti. Bağımlılık yapan az önce aldığım toz muydu onun kokusu mu bilmiyorum. Göremesem de alıyordum gözlerimi karartan kokusunu.

Başımın dönmesiyle etrafımda bir tur döndüm. Gözlerim onu hissetmek adına kapandı. "Sen..." diyebildim kendimi yere bırakmadan önce. "...Sen beni deli ediyorsun."

Etrafım o kadar karanlıktı ki, altımda bir zemin olup olmadığını anlamak bile zordu. "Ya annem beni uyandırmaya gelirse? Seni göremeden uyanmak istemiyorum bebeğim..." dedikten sonra birkaç kez uzun uzun nefes aldım.

Nefes almanın bu kadar güzel olacağını hiç hayal etmemiştim. O yanıma yaklaştıkça içime çektiğim hava güzelleşiyordu. Adım seslerini yanıma gelene kadar duyamadım. İlk önce kokusu sonra ise hıçkırıkları bana yaklaştığını anlamama yardımcı oldu.

Gözlerimi açtığımda beni boğan karanlığın arasından sarı saçlarını ve güzel yüzünü artık görebiliyordum. Gözyaşı tişörtüme düştü süzülerek. Yanıma çökmüştü. Ben yerimden doğrulmadan önce o yere oturmuştu. Vücudundaki sargıların hepsinde gözlerimi gezdirdim. Oturur pozisyona geldikten sonra ise onu kollarımın arasına çekip yaralarını tek tek öptüm.

Hıçkırıkları ve gözyaşları zamanla durmuştu. Sulandığı için parlayan gözlerini benimkilere dikti. "Yaraların burada acımaz." dedim yüzümü boyun girintisine sürterken. Ben kokusunu içime çekiyordum o da bundan önceki onlarca seferde olduğu gibi sargılarını yavaş yavaş söküyordu.

Teninin üstündeki kan tabakası kırmızı bir toza dönüşüyor, karanlığın içinde uçuşarak vücudunu terk ediyordu. Karanlık bize iyi geliyordu. Karanlık bizi iyileştiriyordu.

"Canın çok acıdı mı?" diye sordum yüzümü boynundan kaldırıp ellerimi belinde birleştirirken. "Pek değil." dedikten sonra sırtını bana doğru yaslayıp tişörtünün koluyla tekrar dolan gözlerini sildi.

"Neden bu kadar ağladın o zaman?"

Ellerimi ellerine doluyordum sessizce sorumu mırıldanırken. Kafasını biraz kaydırdı ve göğsüme yerleştirdi. Kalbimi dinledi kısa bir süre. Sayılar çıkıyordu dudaklarının arasından. Kalp atışlarımı sayıyordu.

"O şeyi içtin." dedi bir elini elimin arasından alıp yüzüme çıkartırken. Yanaklarımı okşadı bir süre. "Sana buraya gelmek için o tozları içme dedim."

Göz kapakları yorgundu. Yorulmuş görünüyordu. Onu yoruyordum.

"Söz verebilir misin?" dedi yüzüme soluk ifadesi ile bakarken. "Buraya gelmeyi bırakacağına dair söz verebilir misin? " Aramızdaki ufak mesafeyi kapattı  ve elleriyle yanaklarımı okşadıktan sonra sakince dudaklarımızı bir araya getirdi. Bu sefer ben ağlıyordum. Göz yaşlarım dudaklarımızın arasından sızdı. Bu öpüşme güzel değildi. Acı veriyordu.

"Böyle gidersen temelli yanıma geleceksin sevgilim. O tozlar seni öldürecek ve yanıma gelmek zorunda kalacaksın." Gözlerimiz birbirine son defa bakar gibi hüzünlüydü. Belki de sondu. Bilmiyordum.

"Ölmeni istemiyorum."

Biraz önceki pozisyonuna geri dönmüştü, tekrardan göğsüme koymuştu başını. "Kalbinin atmaya devam etmesini istiyorum."

Ne kadar sessiz ağlasa da hıçkırıkları onu hep ele verirdi. Elini ağzına koydu ve kendini dizginledi. "Beni seviyorsun öyle değil mi?" dedi toparlandığında.

youtan poluoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin