14|sacred hearts|prolouge

256 18 7
                                        

Bölüm yazarı:shadesofchen

Göz büyüleyen şehrin, unutulmuş sokaklarının birinden bir ışık yükseliyordu şu saatlerde. Nedeni bilinmezdi, herkesin uyuyor olması gerekirdi aslında. Köstekli saatinizi toprak kokan ceketinizden çıkarıp baksanız saatin daha sabah dört bile olmadığını görürdünüz. Elinizi çatlak camın üzerinde gezdirip düşündüğünüzde, bu ışığın Liliaceae Yetimhanesi'nden geldiğini anlamanız çok uzun sürmezdi aslında. Gecenin otoritesine karşı durabilen tek yer orası olabilirdi. Oranın asil sahibi Taeyong -soyadı bilinmez- ve yardımcısı Sebastian'ın ün salmış yetimhanesi şehrin göz boyayan güzelliğini yırtıp atan bir yerdi. Orada sabahları gıcırtıları duyulan atlı arabalar, her sabah insanlara gülümseyen birbirinden güzel hanımefendiler, işlerine geç kalsalar bile koşmak yerine aksine  omuzlarını daha da dikleştirip yürüyen beyefendiler bulunmazdı. Dediğim gibi bir yetimhaneydi orası. Zamanında anneleri ve babaları tarafından hiçbir acıma duygusu olmadan sokağa bırakılan veya küçük yaşta ebeveynlerini kaybeden kırık kalpli, gözleri dolu çocuklardan oluşurdu.

Hepsini bir kılıfa sokmak da insana yakışabilecek bir davranış değildir tahmin edebileceğiniz gibi. Çünkü düşündüğünüzde orada bulunan yüzlerce çocuktan en az ikisi farklı olma ihtimaline sahiptir. Diğerleri gibi bir ailenin onlara kucak açmasını beklemek yerine, ergenliğe adım adım yaklaşırken macera yaşamayı, aşık olmayı ve kendi hayatlarını tehlikeye atabilecek davranışlarda bulunmayı tercih ederler. Dürüst olmak gerekirse bu cümlelerin hepsini kurarken aklımda canlanan kişiler hiç değişmedi. Zihnimin köşesinde dönüp durdular ve onların simalarını aklımdan silmek çok zor olmadı. Daha hikayenin başındayız. Emekleyerek bazen de yere kapaklanıp ilerlemeye devam edeceğimiz çok uzun bir yol var. Ölüm kokan hançerler, kan rengi şaraplar, apansız çığlıklar göreceğiz. Asil Taeyong'u, yardımcısı Sebastian'ı; en önemlisi de şu an saat üç sularında Liliaceae Yetimhanesi'nin sahibi Taeyong'un odasında parlak ışıklar altında dikilen, boynundaki ve elindeki morlukları güzelliğini hiç etkilemeyen, karamel saçlı, uzun boylu, zarif ve aşık Na Jaemin'i; damarlarından güç ve onur akan, sarışın ve asil Lee Jeno'yu göreceğiz.

Nasıl kalpleri atmaz iken bile birbirlerini canları pahasına sevdiklerini ve sonlarının bile beraber olduğunu, ellerimiz birbirine bağlı, hiçbir şey yapamıyor iken izleyeceğiz.

youtan poluoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin