16|Hero's Soul |

278 24 17
                                        

Bölüm yazarı :nora_woo

Chapter One - In the woods

Gözlerini açtığında görkemli ağaçlarla dolu soğuk, sisli bir arazide buldu kendini Jaemin. "Kimse yok mu?" diye sordu bir umut.

Birkaç saniyelik sessizliğin ardından çok uzaklardan gelen bir ses duydu, biri ona cevap vermeye çalışıyor gibiydi fakat ne dediği anlaşılmıyordu.

"Hey! Biri mi var orada?"

Sesi tekrar duydu fakat yine ne dediğini anlamamıştı. "Seni anlamıyorum! Neredesin?"
Cevap gelmediğinde biraz daha bekledi fakat sessizlik devam etti.

Rastgele bir rota belirleyip o doğrultuda koşmaya başladığında sislerin yavaş yavaş dağılmaya başladığını gördü. Yüzünü ve çıplak kollarını çizen sivri dalları umursamadan koşmaya devam etti.

Koşarken çevresine bakınıyordu fakat tek gördüğü neredeyse göğe değecek kadar uzun olan ağaçlardı. Sis tamamen dağıldığında nefessiz kaldığı için durmak zorunda kaldı ve dizlerinin üzerine çökerek nefessizlikten yanmaya başlayan ciğerlerini temiz havayla doldurdu.

Solmuş yapraklarla bezenmiş toprağa ellerini koyduğunda kollarından aşağı süzülen kanı fark etti. Bu görüntü tüylerinin diken diken olmasına sebep olmuştu. Kalbinin ritmi biraz olsun yavaşladığında kafasını kaldırıp devasa ağaçların kapatmaya çalıştığı gri gökyüzüne doğru tüm gücüyle bağırdı. Neden bağırdığını bile bilmiyordu oysaki.

Boğazı acımaya başladığında dolan gözleriyle kafasını eğdi ve yumruğunu toprağa vurdu. Kimse yoktu burada. Ne bekliyordu ki zaten? Bu ürkütücü ormanda bile yapayalnızdı.

Gözyaşları yüzündeki kesiklere değdikçe canını yakıyordu. Kan ve toprağın birbirine karıştığı elleriyle yüzünü kapadı. Ağlaması şiddetlenirken soğuktan titreyen vücudu hıçkırıklarıyla sarsılmaya başlamıştı.

Yaprakların hışırdama seslerini duyduğunda ağlamayı kesip ellerini aşağı kaydırdı ve ağzını kapadı. Yanılmamıştı, en azından burada yalnız değildi. Fakat bu iyi bir şey miydi, kötü mü? Gelen sivri dişli bir kurt veya kocaman pençeleri olan bir ayı olabilirdi.

Korkudan kıpırdayamıyor, gelenin kim ya da ne olduğuna bakamıyordu. Eğik duran kafası yüzünden tek gördüğü kan damlamış pantolonu ve yerdeki turuncu-kahverengi yapraklardı.

Ellerini ağzından çekti ve birbirine sürtmeye başladı. Gözlerini kapatıp "Lütfen bana zarar verme." diye fısıldadığında hışırtı sesleri kesildi. Tam gittiğini düşünmüştü ki çenesini kavrayan parmaklar öncekinden daha fazla gerilmesine sebep olmuştu.

Parmakların sahibi, Jaemin'in çenesini yavaşça yukarı kaldırıp kendisine bakmasını sağladı fakat Jaemin ısrarla gözlerini açmıyordu.

Gözyaşı, kan ve biraz da toprak bulaşmış yüze bakarken "Jaemin." diye fısıldadı siyah saçlı. Jaemin, kendisine seslenildiği an gözlerini açtı ve göz göze geldiler.

Ağlamaktan kanlanmış gözler, meraklı bakışlarla buluştuğunda Na Jaemin uyandı.

Jaemin'in siyah saçlıyı görüşü o tuhaf rüyayla sınırlı kalmamıştı.

Sabah dersteyken çok yakınından gelen bir ses duyduğunda kapanmak üzere olan gözlerini fal taşı gibi açarak etrafına bakınmış fakat hiçbir şey bulamamıştı. Ta ki camdan dışarı baktığında bahçeden kendisini izleyen siyah gözleri fark edene kadar.

youtan poluoBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin