"Aşk yeniden"
...
Saniyeler, saatler, günler hiç durmadan geçiyor ve zamanın bize etkisi gün geçtikçe daha da güzelleşiyordu. Serkan ve Defne daha çok vakit geçiriyor, birbirlerine daha çok alışıyorlardı. Bense onları hayranlıkla ve aile olmanın derin özlemiyle izliyordum. Bu görüntüyü sonsuza kadar izleyebilirdim. Hayallere boğulduğum havuzdan beni çıkaran telefonumun zil sesi olmuştu. Serkan ve Defne'yi geride bırakıp başka odaya geçtim ve telefonu açtım.
"Efendim?"
"Eda, İtalya'ya dönmen gerekiyor. Ne zaman geliyorsun?"
İtalya.. Orada ki iş durumunu tamamen unutmuştum.
"Of hayır ya, ben onu tamamen unuttum. Tamam, şey. Ben halledeceğim olur mu? Şu an gelmem imkânsız çünkü."
"Öğrendi değil mi? Bırakmıyor seni. Eda, gelmemi ister misin?"
"Hayır. Ben söyledim, yani söylemek zorunda kaldım. Ve o bizi değil ben onları ayrı bırakamam Efe. En yakın zaman da işleri halletmek için geleceğim. Görüşürüz."
"Peki Eda'cım. Sen nasıl istersen."
Telefon kapanırken Serkan'ın arkamda olduğunu ve sorgulayan bakışlarla beni izlediğini fark etmiştim. "Efe mi? Yine mi?"
"İtalya'da ondan başkasına güvenemezdim."
"Ne istiyor?"
"İş. Yani işle ilgili, ne zaman döneceksin diyor. Şu an olmaz dedim merak etme." dedim ve ona sarıldım. "Eda?"
"Ya gerçekten şu an olmaz dedim. Sinsi sinsi beni dinlerken duymadın herhalde."
"Kim? Ben. Ben seni dinlemedim sadece kulak misafiri oldum."
"Yaa, kesin kulak misafiri olmuşsundur. Buna Defne bile inanmaz."
İkimizde gülüşürken Defne, aynı şekilde bize bakıyordu. Ellerini beline yerleştirmiş ve kaşlarını çatmıştı. Muhtemelen onu oyun oynarken yalnız bıraktığımız için bize kızmıştı."Neden beni yalnız bırakıyorsunuz?"
"Telefon görüşmesi yapıyorduk bebeğim, hadi gidelim."
Onun elini tutup oyun oynadığı yere tekrar döndük. Serkan'a aşık olduğumdan beri gizliden gizliye hayal ettiğim bir şeyi yaşıyordum şu an. Serkan, Defne ile kahkahalar içinde oynarken ben de onları izlemek, hayalimin en güzel kısmıydı. Ve şimdi o hayallerim zorla ve kırgınlıklarla geçen onca yıldan sonra gerçek oluyordu.
Defne ile Serkan oyun oynamaktan yorgun düşmüşler ve sırayla duş almışlardı. Defne'nin uzun saçlarını tararken aynadan gülümseyerek beni izliyorken yakaladım bakışlarını. Çok derin bakıyordu, bir şeyler anlatmak ister gibi..
"Ne oldu annecim? Neden öyle bakıyorsun?"
"Hiiç, sadece seni aynada aynada izlemeyi çok seviyorum anne."
"Hımm, Defne. Sana bir soru sorabilir miyim?"
Başını bana çevirdi, masum bakışları altında derin bir şeyler yattığını ve bu bakışların merak bakışları olduğuna yemin edebilirdim. Belki de şu an aynı şeyleri düşünüyor bile olabilirdik.
"Sorabilirsin annecim."
"Ama bu soru, seninle daha önce hiç konuşmadığımız bir konu. Senin çiçeklerine gizli gizli sorduğun bir soru."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
A N K A
RomanceBenim hikayemde Defne Apollon'un peşinden çok koşmuş olsa da bir noktada yorulmuştu. Apollon ona geri döndüğünde her şey için çok geç kalınmıştı. Çünkü hikayenin sonu çoktan yazılmıştı.