34. Yapamazsın

307 42 21
                                        

İyi okumalar...


"Ağzına sıçayım senin Hyunbin!" Hyunbin Jimin'in koluna sertçe vurup işaret parmağını dudağına bastırdı. "Lan kaburgalarımı kırdın şunu sıkacağım diye it."

"Tamam be, ağlama. Bir şey olmaz kaburgalarına. Hadi gidelim." Yeleği iyice bedenine yapışırken hızlı adımlarla Hyunbin'i takip etti. Arabanın yolcu koltuğuna yerleşti ve yola çıktılar. Jimin'in bacağını sallamadan duramaması arkadaşının dikkatini çekmişti. "Neyin var senin? Ne bu gerginlik? İlk defa çatışmaya giriyormuş gibi."

"Hayaletle ilk defa." Hyunbin başını sallayarak onaylamıştı onu.

"Öldüreceği kişilere hiç görünmeden ateş edebildiğini duydum. O kadar da iyi olamaz herhalde, değil mi?"

"Neden olmasın ki? Adamın ismi Hayalet, olayı görünmemek zaten." Jimin camdan dışarıyı izlerken Hyunbin sıkıntılı bir nefes vermişti.

"Ya bizi de görünmeden vurursa Jimin? Ne bok yiyeceğiz lan? Nereden çıkabileceğini bile bilmiyoruz, dağın başına gidiyoruz şu an. Bana bak kendini öne atar da vurulursan o patronun hedef tahtasındaki sevgiline ben hiçbir açıklama yapmam, geride dur biraz."

"Bir gidelim de duruma göre bakacağız Hyunbin. Sür hadi, geride kaldık." Hyunbin arabanın hızını artırırken öndekine yetişmişti.

Evin yakınında araçları durdurdular. Jimin arabadan indiği an evden iki el silah sesi duyulmuştu. Refleksle öne atılan bedenini Hyunbin tuttu. İçinde kötü bir his vardı siyah saçlının. Jungkook'un içeride olduğunun bir kanıtı yoktu elinde, dünden beri kayıp olan çocuktan hiçbir haber gelmemişti ama Yoongi'nin onu buraya getirdiğini düşünüyordu. Yoongi Jungkook'u vurmazdı. Yani herifler bir şekilde Yoongi'nin elinden kurtulmadıysa Jungkook'u vuracak kimse yoktu o evde. Hyunbin'in güçlü tutuşuna karşı direnmeye başladı.

"Jimin, dursana oğlum. Ne bu hareketlilik?"

Hyunbin fısıldamıştı çünkü evin yakınlarından başka hiçbir ses gelmiyordu. Bir arabanın bile geçmediği ıssız yol rahatsız etti Jimin'i. Jungkook'u sağ salim alıp Taehyung'a götürmek istiyordu ama öte yandan da çocuğun başka bir yerde olmasını ve Taehyung'un evine kendi başına gitmesini umuyordu. Cebindeki telefona bir bakış attı. Taehyung'dan mesaj yoktu. Jungkook evine gelse anında yazardı sevgilisi.

"Ya Hayalet rehineleri vurduysa? Ne yapayım, durayım mı yerimde?" Aynı şekilde fısıldayıp ekibin geri kalanına baktı. Dört kişi gelmişlerdi, patron dört kişinin Hayalet'le baş edebileceğini nasıl düşünürdü ki? Bariz bir şekilde kurban edildiğini fark etti o an. Diğer herkes bir noktada ekibe sorun çıkarmış kişilerdi, kendisi taşaklı bir iş adamını bacağından bıçaklamıştı, bunu inkar etse bile patron inanmamıştı. Hyunbin'in ne suçu vardı o zaman?

"Sen de beni savundun." dedi Hyunbin'in yüzüne bakarken. Çocuk anlamayan bakışlarını arkadaşının yüzüne dikti.

"Savunurum tabi de, ne diyorsun ya? İyi misin sen?"

"Görmüyor musun oğlum? Ekibe bir bak, herkesin bir vukuatı yok mu? Seninki de beni savunmak işte. Ulan Hayalet'e kurban olarak gönderildik resmen. Sikeyim." Ayağını yere sertçe vurarak küfrettiğinde Hyunbin kollarından tuttu.

"Ya sakin olur musun Jimin? Tamam abi, ne yapalım? Kurbansak da en az hasarla atlatmak için kıçımızı yırtacağız." Jimin diğerlerinin yanına yürüdüğünde Hyunbin koşturarak peşinden ilerledi.

"Hey, bana bir baksanıza." Diğer iki kişi yüzüne bakınca ikisinin de adını bile bilmediğini fark etti. İş arkadaşlarını bu kadar önemsemiyor muydu cidden? "Bence dönelim. Patrona da herifler ölüydü, getiremedik deriz."

Temptation ~ VminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin