77. Dün Gece

268 37 25
                                        

Bir gece öncesine gidiyoruz. İyi okumalar...


"Biraz başım dönüyor ama sarhoş değilim Kim Taehyung. Başımı döndüren şey şarap değil, sensin çünkü." Yeniden uzun boylunun dudaklarına uzandı ancak dengesini kaybetmesiyle sonuçlandı bu girişimi. Taehyung zayıf bedeni kolayca tutmuştu.

"Evet, kesinlikle sarhoşsun. Hadi bakalım, yatağa artık." Jimin bir kahkaha patlattı. Taehyung terası dolduran gülüşe yarı şaşkın yarı hayran bakıyordu. Jimin'in böyle güldüğünü görmeyeli ne kadar zaman geçmişti? Sevgilisinin yüzündeki gülüşlerin sönüşünün bir sebebi de kendisiymiş gibi hissediyordu.

"Daha ilk buluşmadan beni yatağa mı atmaya çalışıyorsun Taehyungssi?" İşaret parmağını sallayarak sorduğu soruya anında cevap vermişti Taehyung.

"Hayır, yok öyle bir şey Chim. Uyutacağım seni sadece. Gel hadi." Kolundaki elden kurtulmak için çırpındı sarhoş beden. Başarılı olduğunda ikinci bir düşme tehlikesi geçirmişti. "Yavaş, düşeceksin."

"Sen beni uyutamazsın. Sevişeceğiz desene işte, niye yalan söylüyorsun? Taehyung sen hep bana yalan söylüyorsun." Taehyung kollarını açtı onun önünde.

"Aşkım, yalan söylemiyorum. Uyuyacağız sadece, gerçekten. Gel hadi kucağıma, seni yatağa taşıyayım. Hadi bebeğim." Reddedildi, Jimin bu gece inadından vazgeçecek gibi değildi.

"Oldu canım, beni kucağına al da daha kolay öp, değil mi? Ben kendim gidebilirim yatağa. Hatta ben otelime dönüyorum." Terastan içeri girdi ama süit odanın çıkışını bulabilecek gibi durmuyordu. Görüşü bulanıktı, yalpaladığında Taehyung bedenini sıkıca kavramış ve yatağa yönlendirmişti. Jimin direndi beyaz örtülü büyük yatağa gitmemek için.

"Jimin, sevgilim yürür müsün? Oteline falan gidemezsin bu saatte. Seni bırakmam hiçbir yere." Arkasından sarıldığı sarı saçlı çocuk, olduğu yerde dönüp Taehyung'la yüz yüze geldi.

"Ben kendim giderim, senin bırakmana ihtiyacım yok. Bir aydır tek başıma buradayken neredeydin sanki? Aklına hiç geldim mi? Nerededir, ne yapıyordur acaba dedin mi hiç?" Taehyung onun yanaklarını kavradı.

"O ne biçim söz? Güzelim, sen benim aklımdan hiç çıkmadın ki. Neden böyle yapıyorsun şu an? Barıştık, iyiyiz işte. Daha da iyi olacağız." Göğsünden sertçe itilince sendelemişti. Dişlerini sıkıp Jimin'i yeniden tutmaya çalıştı ancak Jimin hızla oda kapısına ilerliyordu.

"Gidiyorum ben. Daha birinci buluşmamız bu, geçmişi falan saymam. Sıfırdan başlayacaksak başlayalım. Yok öyle 20 seneymiş, evlilikmiş asla yok öyle şeyler. Uğursuz o uğursuz." Hayal kırıklığıyla başını yana eğdi uzun boylu.

"Uğursuz dediğin şey bizim geçmişimiz Chim. Ama madem yeniden başlamak istiyorsun, o zaman öyle yaparız tabi. Gel hadi, uyuyalım." İkna edemedi sevgilisini. Kızgın bakışlarla tepine tepine kapıya ilerleyen Jimin odanın girişindeki mermer zemine düzgün basamamış, kayıp düşüvermişti.

"Taehyung!" Yerde oturan bedenin yanına ulaştı diğeri. Beklemediği düşüşle şaşkına uğramıştı.

"Güzelim? İyi misin aşkım?" Jimin birden ağlamaya başlayınca panikle yüzünü elleri arasına aldı. "Ağlama. Bitanem, neden ağlıyorsun?"

"Taehyung." Ağlamaya devam ederken onun adını sayıklamakla yetinmişti. Taehyung'un paniği katlanarak artıyordu.

"Ne oldu? Bileğini mi burktun yoksa? Doktora gidelim mi? Gel, seni doktora götüreyim hemen." Jimin kendisini kucaklamaya çalışan çocuğu omuzlarından itti. Ağlaması hıçkırıklara dönmeye başlamıştı.

Temptation ~ VminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin