2. Bölüm

6.7K 241 13
                                        



Avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.

-Geliyor musun kardaş?

-Evet, başımın belası. Seni evlendirdim yine de kurtulamadım.

-Biz şimdi hastaneye gidiyoruz. Ne zaman burada olursun?

-Ne bileyim ben yahu. Şimdi hazırlanıyorum.

Tersledi.

-Sağ ol dostum.

-Hay seni tanıdığım o güne!

Durdu sözlerini yuttu.

-Geldiğimde seni bulurum.

Hızla uzandığı yerden doğruldu. Akşam uçaklarından birine yetişebilirdi. Resepsiyonu aradı.

-Acil bir taksi lütfen. Az sonra kapının önünde olurum.

Sırt çantasına kimliklerini ve kısa seyahati için gerekli olan birkaç parça eşyasını koydu. Duş almaya vakti yoktu. Hızlıca komando pantolonunu giyindi. Üzerine sıkı siyah bir atlet geçirdi. Üzerinde hala tuzun etkisi vardı ve kaşınıyordu. Artık Fikret'in evine gittiğinde duşunu alacaktı. Banyonun kapısını açtı. Arkadaşı perdenin arkasına kaçtı.

-Hop, hop ne oluyor ya?

-Kusura bakma Ayla iki üç gün yokum.

Ayla, aynı anda Nazarin'e perdenin ucundan baktı.

-Ne diyorsun sen ya? Hani bu gece?

Nazarin ellerini iki yanına açtı.

-Üzgünüm. Melda'yı kıramadım.

Ayla aynı anda sinirle bağırmaya başladı.

-Üzgünüm Melda'yı kıramadım. Sen zaten sadece beni kırarsın değil mi? Telefonumuzu nereden bulmuşlar.

-Sence?

Nazarin tek kaşını kaldırdı.

-Ne bileyim!

Duşun sesi kesildi.

-Sizinkiler söylemiş tabikkiiiii! Önemlidir diye adresimizi ötmüşler canım. Hadi, hadi fazla vaktim yok taksi aşağıda beni bekliyor.

Ayla endişeyle;

-Gelebilecek misin?

-Bu sefer iki bilemedin üç gün sonra kesinlikle buradayım.

Ayla sinirle ayağını yere vurdu, küvetin içindeki sular etrafa sıçradı. Nazarin korunmak için geri kaçtı.

-San inanmıyorum? Yeter artık. Bende seninle geliyorum.

Nazarin onu duştan çıkmak üzereyken durdurdu.

-Bu sefer değil. Fikre'e söyledim. Küçük bir iş, üç gün sonra buradayım. Ayrıca cep telefonumda açık olacak.

-Of ya, offfffff.

Ayla, çıplaklığına aldırmadan duştan çıktı. Üzerine havlu sardı. İki eli belinde Nazarin'in tam karşısında durdu.

-Bu sefer de beni ekip gelmezsen bir daha kesinlikle seninle hiçbir tatilimi geçirmeyeceğimi de bil. Benim de tatilimi berbat ediyorsun.

-Haklısın, Haklısın. Haydi görüşürüz. Daha ne için çağırıldığımı bilmiyorum.

Nazarin, kapıdan çıktı. Hızla merdivenlerden indi. Hayatında hiç asansör kullanmamıştı. Onun için merdiven kullanmak bir idmandı. Taksi otel kapısının önünde onu bekliyordu. Hızla araca bindi.

-Hava alanına lütfen.

Arka koltuğa oturdu. Yollar boştu. On beş dakikada havalimanına ulaştılar. Hızla Ankara biletini aldı. Uçağı sekizde kalkıyordu. Daha yarım saati vardı. Valizi olmadığından uçaktan çabuk çıkacaktı. Uçağa binmeden Fikret'i aradı.

-Fikret, neredesiniz?

-Hacettepe tıptayız kardaş.

-Tamam, oraya geldiğimde seni ararım.

Telefonunu kapattı. Uçağa bindi. Bıkmıştı. Hiç özel hayatı yoktu. Fikret hastanenin kapısındaydı. Ağır-ağır sigarasını içiyordu. Nazarin yavaşça yanına oturdu. Elini omzuna koydu.

-Söyle bakalım başımın derdi tatilimi zehir eden uyuz kardeşim. Bu acil iş neymiş?"

-Hoş geldin kardaş.

Fikret üzgündü. Adamın suratından düşen bin parçaydı.

-Ne var ya kara denizde gemilerin mi batı?

-Nazarin, keşke öyle olsaydı. Melda ameliyathanede. Tehlike varmış.

SON TANGO +18Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin