Nazarin, taksiye binip Fikret'in evine gitti. Hızla soyunup küvete girdi. Sıcak su akarken üzerindeki gerginliği atmak için sigara yaktı. Derin bir nefes çekti. Gözlerini kapattı. Kendisine ev diye İstanbul'da küçük bir stüdyo dairesi tutmuştu. Oraya da görevlerinden arta kalan zamanlarında uğruyordu. Sürekli seyahat halindeydi. Terörist avı hayatındaki tek amaçtı. Ve devlet için birçok gizli görevlere katılıyordu. Gerçi bu aşamaya gelebilmek için sıkı çalışmıştı. Verdiği yemin vardı. Militanlar köyündeki herkesi öldürmüştü. Annesi, Babası, kardeşleri, tüm akrabaları yok olmuştu. Henüz on bir yaşında; yaşına göre de çelimsiz bir köy kızıydı. Teröristler, bir köyü yok etmişlerdi. Türk askerleri geldiği zaman küçük kızı ölülerin arasında korkudan donmuş halde bulmuşlardı. Küvetin içindeki sıcak su iyi gelmiş, sinirleri yatışmıştı. Sevgili ailem dedi kısık sesle. Çok iyi Kürtçe konuşuyordu. İngilizcesi de gayet iyiydi. Sınır dışı operasyonlara katıldığı için öğrenmişti. Bir asker onu ölmüş olan ailesinin yanından kucağına almaya kalkınca kollarından kurtulup komutanın bacaklarına sıkıca kapanmıştı.
O zaman sadece Kürtçe ve biraz da Türkçe konuşabiliyordu.
-Komutanım beni de al yanına.
Adam bacağını kurtarmaya çalıştı ama Nazarin hiç bırakmıyordu. Gözyaşları yüzbaşının pantolonunun ıslatmıştı. Yüzbaşı, küçük kızın yanına çömeldi.
-Tamam, canım.
İşte Tam o an aralarında bir elektriklenme olmuştu. Nazarin'in yarı bağı çözülmüş tülbentli başını okşayıp rahatlatmak istediyse de küçük kız hem Kürtçe hem de Türkçe karışık ağıt yakıyordu.
-Al beni yanına komutan baba.
Komutan küçük kızın kınalı gözüken saçlarından eğilip öptü. Gözlerindeki yaşı sildi. Bacağındaki kolları çözmeye çalıştı.
-Bırak kızım.
Kız başını geri çekti ama hala küçük kolları ile yüzbaşının kaçmasını önlemek için bacağını tutuyordu.
-Ne olur baba al beni yanına.
Küçük kızın gözlerinden sicim şeklinde yaşlar dökülüyordu.
-Bedenimin her bir parçası öldürücü silah olsun onlara. Parmakların ok olsun, mermi olsun, onların her birinin korkulu rüyaları olsun. Azrailleri olmam için yardım et bana. Küçük kız Yüzbaşının ayaklarına kapandı, çamurlu postallarını öptü.
-Ne olur baba al beni yanına. Milyon kez can verse Allah bana, kurban olayım aha bu topraklara.
Eli ile ilerideki ovaları gösterdi. Yüzündeki yaşları koluyla sildi. Gözlerindeki kin ile başını kaldırıp yüzbaşıya baktı.
-Al ellerinle şekillendir beni. Eğer şikâyet edersem o zaman gözünü kırpmadan çek o belindeki silahını, öldür. Bu kanları yerde bırakamam. Yardım et. Ya da ben kendim yaparım.
Küçücük bedeni ile öyle büyük laflar ediyordu ki. Yüzbaşı kucağına aldı kızı cipine bindirdi. Yanına oturdu. Nazarin Küvetin kenarındaki sigarasını eline dalgın- dalgın aldı. Dumanı iyice içine çekti. Karakol onun evi olmuştu. Kimsesizler yurduna konulmuş her seferinde de kaçıp karakola gelmişlerdi. Karakoldaki askerlerde bu durumdan bıkmışlardı. Fikret'le Nazarin aynı şartlarda tanışmıştı. Onun da tüm aile fertleri yok edilmişti. İki çocuk yüzbaşının başına dert olmuştu. Adam evliydi ve çocukları olmuyordu. En sonunda pes eden yüzbaşı oldu. İki çocuğu himayesi altına aldı. Nazarin ve Fikret hem okula gidiyorlar hem de tüm boş zamanlarını karakolda geçiriyorlardı. Dışardan sessizce talimleri taklit ediyorlardı. Nazarin, sigarasından derin bir nefes daha aldı. Banyonun içi buhar dolmuştu. Sigarasını tuttuğu yerler ıslanmıştı. Tekrar anılar gözlerinde canlandı. O yaz çocuklar Yaz tatiline gireceklerdi. İkisi de derslerinde çok başarılıydı bu da Ender yüzbaşının çok hoşuna gidiyordu. Ender yüzbaşı
"-Karne hediyesi olarak ne istiyorsunuz?
İkisi de yüzbaşının ayaklarına kapanmıştı.
-Bize savaşmayı, ayakta durmayı öğret.
Ender yüzbaşı, sinirle yerinden kalkmıştı.
-Olmaz!"
Çocuklar adamı hiç dinlemiyordu. Korkmuyorlardı ondan
-Ender baba ya öğret ya da ikimiz ne yapacağımızı biliriz
Fikret yüzbaşıya gözdağı vermişti. Adam ağır-ağır onlara dönmüş.
-Ne dedin bakayım sen bir daha söyle.
Fikret elleri belinde
-Duydun. Bizi asker yap.
Fikret, Ender yüzbaşının karşısına dikilmişti. Yüzbaşının gözlerinin içine korkusuzca bakıyordu. Adam sinirle
-Yaaa öyle demek peki o halde siz kaşındınız.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SON TANGO +18
Romance-Gidelim çavuşum. Ensesindeki tüyleri havaya kalktı. Sarp genç kızı koşarcasına kapıya sürüklemişti. -Artık gideyim. Nazarin'i hızla arabaya itti. Sarp'ın kollarından kurtulmak için saldırıya geçti. -Hey ne oluyor? -Sus. Nazarin'i kolundan büktü. D...
