Üzerine kalın eşofmanlarını giyindi. İçi acıyordu. Ağladığını görmesini istemiyordu. Sarpın banyoya girdiğini görünce hızlıca kapıdan çıktı. Dışarıdaki sert hava yüzüne çarpıyordu. Evin büyük bahçesinin çevresinde düşünemeyecek kadar yorulduğunda koşusunu bıraktı. Yerler hafif kar taneleri ile kaplıydı. Havuzun yanında durdu. Çömeldi. Dizlerini tuttu. Hala nefes alışları düzene girmemişti. Gitmesini istemiyordu. Hala konuşmamışlardı. Rüzgârda saçları iyice yüzüne çarpıyordu. İlk kez Sarp'la mutsuzluğu yaşıyordu. Kasları ağrıdığı için eve girdi. Taze çay kokusu burnuna gelmişti. Bir gece önce resmen nişanlanmışlardı. Ama mutlu değildi. Kâhya
-Taze çay var efendim.
-İçerde kim var?
-Sarp bey ve annesi.
-Duş almam lazım.
Onları görmeden odasına çıkmak beklide çıkacak olası bir kavgayı önleyecekti. Merdivenlerden üçer beşer çıktı. Yemek kapısının açıldığını en üst kattan duydu. Sarp ona sesleniyordu. Odanın kapısını setçe kapattı. Küveti doldurdu. Kapıyı kilitledi. Sıcak suya uzandı. Uykuya dalmıştı. Kâbus korkunçtu o an.
-Hayır gitme.
Her zaman altıncı hissi iyi idare etmişti. Bu güne kadar kendisini hiç yanıltmamıştı. Göreve gitmek için bahaneler aradığından emindi. Kâbusunda Sarp'ın cesedinin başında ağlıyordu. Küvetten çabucak çıktı. Bornozunu giyip kapı kilidini açtı. Yüksek sesle ağlıyordu.
-Sarp!
Bağırdı Sarp odanın içinde genç kadını sessizce izliyordu. Nazarin genç adamı görünce kalbinin ağladığını fark etti. Koşarak genç adamın kollarının arasına sığındı.
-Ne olur gitme.
Sarp, ıslak saçlarını okşamaya başladı.
-Biliyor musun?
-Evet.
Ağlayarak genç adamın göğsüne yaslandı.
-Gitme sevgilim.
-Canım diğer işlerden hiç farkı yok.
-Ne olur?
Ağlamaktan omuzları sarsılıyordu.
-İçimde kötü bir his var. Gidemezsin. Bu sefer olmaz. Gitmeyeceksin.
Sarp, kollarından tutup salladı.
-Son işim kedicik söz son işim. Sadece iki hafta sürecek o kadar.
Nazarin avaz, avaz bağırıyor bir yandan ağlıyordu.
-Olmaz dedim gidemezsin. İzin vermiyorum! Anladın mı beni? Kimi avutuyorsun. İntihar komandoları seçiyorlar. Hiç biriniz dönmeyeceksiniz. Sarp bu delilik kör müsün?
-Nazarin bebeğim bence abartıyorsun. Seni bırakmaya hiç istemiyorum ama ne olur böyle davranma.
Genç kadın adamın yüzünü iki eli arasına aldı. Yüzündeki yaşlar çenesinden aşağıya dökülüyordu
-Sevgilim ne olur gitme. Sensizliğe dayanamam.
-Oyun oynamıyoruz sende biliyorsun. Gideceğimi bildirdim.
-İptal etsinler.
Nazarin, deli gibi odanın içinde dolaşıyordu.
-Karım erken doğuma girdi de ne bileyim bi şeyler buluruz.
-Nazarin bu bahaneleri sen mi söylüyorsun?
Omuzları düştü.
-Gitmene gönlüm dayanmaz.
-Geri geleceğim. Böyle dramatik davranma.
Genç kadın başını salladı umutsuzlukla
-Sen beni anlamak istemiyorsun.
-Hamileliğine veriyorum. Hey asker ne çabuk eski günleri unuttun.
-Unutmadım binbaşım. Ancak ben de gelirsem.
Genç adam kahkaha attı.
-Bu halinle mi canımın içi?
-Ne varmış halimde?
Elinin içi ile burnunu sildi. Ağlamaktan burnu kızarmıştı.
-Hiç anneciğim sadece minicik bir sorun.
İki eli ile genç kadının karnını okşadı.
-Hem de benim için çok değerli sorun. Olmaz aşkım bundan sonra seni riske atmayacağım.
-Sarp gitme.
-Haydi, giyin ve kahvaltıya inelim.
-Hayır!
Yeniden haykırdı.
-Gidersen giderim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SON TANGO +18
Romance-Gidelim çavuşum. Ensesindeki tüyleri havaya kalktı. Sarp genç kızı koşarcasına kapıya sürüklemişti. -Artık gideyim. Nazarin'i hızla arabaya itti. Sarp'ın kollarından kurtulmak için saldırıya geçti. -Hey ne oluyor? -Sus. Nazarin'i kolundan büktü. D...
