Gelen kapı sesiyle açtım gözlerimi.
"Kim o?"
"İyi misin Ayşe, neden uyanmıyorsun?"
"Geliyorum Furkan abi." Der demez komidinin üzerinde duran saate baktım. Saat epey geç olmuştu. Furkan abim, Asaf abimin tam tersiydi. Ciddi biriydi. Yatağımdan kalkıp, elbise dolabımın önüne gittim. Seçim yapamazdım çünkü geç kalıyordum. Elime ne geçtiyse giyindim ve koşar adımlarla alt kata indim. Kursa geç kalacaktım. Furkan abim beni merak etmiş olacak ki, merdivenin dibinde beni bekliyordu. Ah bilse benimde kendimi merak ettiğimi.. içini rahatlatmak için bir kaç kelime söyledim ve geç kaldığımı ifade ederek çıktım evden. Neden geç uyandığımı anlayamamıştım. Çok hızlı bir şekilde yürüyordum. Sonunda nefes nefese olsada varmıştım kursa. Çocuklar bahçede yoktu. "Acaba çok mu geç kaldım?" Düşüncesi ile telefondan saate baktım. Yarım saat gecikmiştim. Hızla kursa girip, abdestimi aldıktan sonra çocukların yanına gittim. Elif abla başlarında durmuş, verdiğim dersleri dinliyordu. Beni görünce kalkıp yanıma geldi.
"Kusura bakma abla uyuya kalmışım."
"Önemli değil hocam. Öğrenciler merak etti. Hiç olmazdı böyle." Diyip gitti yanımdan. Tabi bilmiyordu bana hiç olmayan şeylerin, iki günde dört bir yanımı sardığını...
Çocuklara selam verip derslerini dinlemeye başladım. Dersini ezberlemeyenlere, bir kaç tekrar yaptırıp, derslerini ezberlemeleri için öteki odaya gönderdim. Önceki derslerini ezberleyenlerle, yeni dersleri tekrar ettik. Bir çok tekrardan sonra ezan okumuştu. Çocuklar ile beraber mescide gidip namaz kıldıktan sonra, ellerimi kaldırmış dua edecekken Elif abla seslendi.
"Ayşegül hocam gelir misiniz?"
Seccademi toplayıp ablanın peşinden gittim. Kursun kapısında, karşımda uzun boylu, orta yaşlı bir abi ve yanında iki güzel kız vardı. Abiyle bir an göz göze gelsekte, kendimi toparlayıp,
"Selamun aleyküm abi buyrun?" Diyerek yanına gittim.
"Aleyküm selam hoca hanım. Kızlarımın kaydını yapmak istiyorum." Diyerek gözleriyle kızlarını işaret etti.
"Allah razı olsun abi. Kızların için iyi bir şey yapıyorsun, fakat kaydı biz yapamayız. Mahallenin muhtarı Ahmet abiye gitmeniz lazım."
"Hocam çok uzaktan geldim. Tanımam etmem buraları. Siz halledemez misiniz?"
Her ne kadar uzaktan geldiğini söylesede, elimden bir şey gelmiyordu. Çünkü bu kursu Ahmet abi bir çok yerden para toplayarak kendisi yaptırmıştı. Tüm sorumluluk onun üzerindeydi. Yaklaşık iki yıldır bu kurs varken ve hala masraflarını o karşılıyorken ben kafama göre hareket edemezdim.
"İsterseniz kızları buraya bırakın. Abime telefon açayım size eşlik etsin."
"Teşekkür ederim."
Elif abla onların yanında dururken bende diğer odaya gidip Furkan abimi aradım. Bir kaç çalıştan sonra telefonu açan abime selam verdim.
"Selamun aleyküm abim, bir ricam olacaktı."
"Aleyküm selam Ayşe, buyur?"
"Bir abi kızlarını kursa yazdırmak istiyor. Buraların yabancısı olduğunu söyledi. Gelip onu Ahmet abinin yanına götürebilir misin?"
Telefonun ucundaki abimin gülüş seslerini duyabiliyordum.
"Ne gülüyorsun abi." Diye sordum."Kız sen böyle hayırlı bir iş için izin mi istiyorsun benden. Emret canım benim. Deki abi çabuk gel işin var de."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Helal Sevdam
Spiritualarkamdan gözlerimi kapatmıştı. İstemsiz bir şekilde bağırmış; "Hayır hayır bu kadar ileri gidemezsin!" Diyerek ellerini itmiştim. Bana dokunan kişinin, Zeynep değilde şiir yazan kişi olduğunu sanmış, gelen kişinin Zeynep olduğunu görünce epey utanmı...