Gece geç saatlere kadar evin içinde dolaşıp durunca, annem yanıma geldi. Onu karşımda görünce olduğum yerde durdum ve birşey söylemesini bekledim. Sessizce gözlerimin içine bakıyordu.
"Başın dönmedi mi?"
Diyen anneme anlamsızca bakıyordum.
"Anlamadım anne?"
"Kızım saatlerdir evin içinde dönüp duruyorsun. Sırf namazlarını kılarken yerinde durdun. Yemek bile yemedin?"
Annem bunu söyledikten sonra utandığımı anlamış olacaktıki, tebessüm ederek yanımdan gitti. O gittikten sonra, odama gitmek için merdivenlere yönelince, aç olduğumu hatırladım. Geri dönüp, annemin yaptığı sarmalardan bir tabak doldurdum ve odama gittim. Penceremin önüne oturup, besmele çekerek yemeye başladım. Şeytanın yemeğime el sürüp benimle yememesi için, onu besmele ile kovmam gerekiyordu. Yemek yerken aklıma gelen hadislerle, çatalımı elimden bıraktım. Bir çok hadiste, peygamber efendimizin s.a.v aç kaldığı söyleniyordu. Günlerce yemek bulamadığı... Oysa bizler doymuyoruz bile. Bazı aileler gördüm. Öğlen pişirdiği yemek artınca, olduğu gibi çöpe döküp, akşam yeni yemek yapan. Gözlerimden yaşlar akarken, çocuklar geliyordu aklıma. Milyonlarca çocuk çöpten çıkardıkları sert ekmekleri ıslattıktan sonra yiyordu, oda su bulabilirlerse. Yemek boğazımdan geçmemişti. Mesaj sesiyle, tabağı pencerenin üzerine bıraktım. Mesaj atanın Ömer olduğunu görünce, hemen açıp okumaya başladım.
"Eskiden dualarımı süslüyordun sen ve bazen, dualarımda sadece bir misafir olarak kalabileceğin geliyordu aklıma. derinden etkileniyor ve üzülüyordum. Şimdi ise Allah'ın izniyle ömür boyu dualarımın sahibisin ve Allah izin verirse ahirettede elini tutan kişi ben olmak için dua ediyorum."
Her kelimesi içime ferahlık veriyordu.
Dilim derin bir sükuta dalmış, kalbim Rahmanın sonsuz rahmetine umut bağlamış, her an dua ediyordum. Sonunda Rabbim dualarıma cevap vermişti ve gerçektende birgün bile üzülmemişim gibi mutlu etmişti beni. Ben bir istemiştim Rabbim bin vermişti hayalleriminde ötesinde bir yar nasip etmişti. Sabrımın tüm mükafatı Ömer'di. Bu yaşıma kadar beklediğim, kimsenin elini tutmadan, gözlerinin içine bakmadan, ahirzamanın bataklığında sabırla beklediğim , yaralarıma derman o yar Ömer'di. Telefonu yatağa bırakıp elimi yüzümü yıkamaya gittim. Biraz kendime gelince tekrar telefonu elime alıp, ne yazacağımı düşündüm. O kadar güzel şeyler yazıyorduki, ne yazacağımı bilmiyordum. Telefondaki saate çarptı gözlerim. Saat gecenin ikisi olmuştu. Neden uyumamıştıki?"Allah hakkımızda hayırlı olanı nasip etsin. Kişi sevdiğiyle beraber olacaktır ahirette. Dünya'nın imtihan yeri olduğunu biliyoruz. O yüzden Rabbim ahireti kazanmayı nasip etsin."
"Elbette Dünya imtihan yeri. Sensizlikle imtihan etmesin Rabbim. Ben biliyorumki Dünya'da seni kazanırsam, Rabb'imin izniyle ahiretide sen kazandıracaksın bana."
İçim kıpır kıpır olurken, bir yandanda utanıyordum. Beni böylesine seven biri vardıda ben bilmiyordum. Allah'ım sonsuz şükürler sana olsun. Hem utancımdan, hemde ne yazacağımı bilmediğimden telefonu masaya bırakıp yatağa girdim. Şimdi uyumasam sabah kursa gecikirdim. Bütün mesajlar aklımda teker teker canlanırken uykuya daldım.
Kapı sesiyle beraber yatağımdan hızla kalktım. Kapıyı açıp annemi Karşımda görünce,
"Geç kalacağımı biliyordum."
Der demez etrafın karanlık olduğunu farkettim.
"Sabah namazına uyanmayınca, seslenmek istedim."
Anneme sarılıp, teşekkür ettikten sonra hızlıca abdest aldım. Namazımı kılıp Rabbime binlerce kez şükrettikten sonra, seccademi katladım ve kendimi yatağa attım. Masadaki telefonuma uzanıp aldım. Alarm kurduktan sonra yastığımın altına koyup gözlerimi yumdum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Helal Sevdam
Spiritualarkamdan gözlerimi kapatmıştı. İstemsiz bir şekilde bağırmış; "Hayır hayır bu kadar ileri gidemezsin!" Diyerek ellerini itmiştim. Bana dokunan kişinin, Zeynep değilde şiir yazan kişi olduğunu sanmış, gelen kişinin Zeynep olduğunu görünce epey utanmı...