🍁17🍁

224 70 6
                                    

Karşımda oturan adama uzun uzun bakmak istiyordum. Onunla saatlerce Sohbet edip, ilim öğrenmek için can atıyordum. İkimizde sessizce oturuyorduk. Sessizliğimizi bozan şey Ömer'in gülüşüydü. O aniden gülünce, bende ani refleksle ona baktım. Gözleri benden hariç her yöne bakıyordu. Gülmesine bir anlam veremediğim için, açıklama yapmasını bekledim. Tekrar sessizlik oluşunca merak edip neden güldüğünü sordum.

"Seni güldüren nedir?"

"Ne konuşacağımı bilmediğim gibi, nereye bakacağımıda şaşırdım. İlk defa bir bayanla yanlız kalıyorum ve inanıyorumki sende bu ilki benimle birlikte yaşıyorsun. Ne konuşulur inan bilmiyorum. Af buyur."

"Estağfurullah. Affetmek Allah'a mahsustur. Bende ne konuşacağımı bilmiyorum fakat abim, evlilik için konuşun demişti."

O konuştukça heyecanım artıyor, nefes alışım zorlaşıyordu. Her cümlesi, hatta her kelimesi bir şiir gibi geliyordu bana. O kadar güzel ve tane tane konuşuyorduki. Sonsuza dek bu sesi dinleyebilirdim. Söyledikleri huzur veriyor, sesi sakinleşmemi sağlıyordu ve güvende hissediyordum kendimi.

"İnan bu konulardan hiç anlamıyorum ama Peygamberimiz s.a.v, hayırlı işlerde acele etmemizi uygun görmüş. Ben onun izinden gitmek için çabalıyorum. Eğer müsaden olursa, bu konudada onu takip etmek ve onun dediğine uymak istiyorum."

Gözlerim dolarken, ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. Ağlarsam kendini kötü hissedebilirdi. Ağlamak istiyordum. Rabb'ime ne kadar şükretsem doymazdım. Yetmezdi şükrüm. Bu güzel nimeti bana verdiği için sonsuz şükürler olsun Ona. O benden evlilik için izin istiyordu. Efendimizin s.a.v dediğine uymak için, benden izin istiyordu. Duyduklarım karşısında tebessüm edip başımı sallamıştım. Bir an bana bakmadığını unutmuştum. Cevap beklediğini ifade ederek konuşmaya başladı.

"Cevap vermen uzun sürdü. Eğer istemiyorsan zorlamayacağıma emin olmanı isterim. Eğer bir şeyler söylersen daha iyi olur. Burda uzun süre yanlız kalmamız hoş değil."

"Hayır hayır. Ben cevap verdimde siz duymadınız. Yani görmediniz. Heyecandan unuttum bana bakmadığınızı. Başımı sallayarak onay vermiştim."

Cevap vermemişti ama o sıcak tebessümünü hissedebiliyordum. Oturduğu yerden kalkarken ellerine kaydı gözlerim. Elleri titriyordu. Odamdan çıktıktan sonra kapıyı kapattı. Hızla yerimden kalkıp lavaboya gittim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra, tekrar odama gelip oturdum. Muhteşem bir şeydi. Görüntüsünü her ne kadar bilmiyorsamda. Yani dikkatli bakmadım hiç. Ama sesine aşık olmuştum. Edebine aşık olmuştum ve yüreğine...
Babamları bekletmemek için aşağı inmeye karar verip, odamın kapısına yöneldim. Kapıyı açar açmaz Ömer'i karşımda gördüm.

"İnmedin mi daha?"

"Seni bekledim. Bizden cevap bekliyorlardır."

"Neden beni beklediğini söylemeyip burda bekledinki?"

"Sen orda, ben burda sakinleşip ineriz diye düşündüm. Her ne kadar sana bakmasamda heyecan yaptığının farkındayım. Sesin titriyor küçük hanım."

Son sözünü söyleyip merdivenlere yöneldi. Sakinleşeyim diye burda beklemiş ama söylediği şeye bak. Nasıl sakinleşeceğim şimdi. Kendimi toparlayıp peşinden gittim. Ne kadar iyi görünüyordum bilmiyorum. Hatta iyimi görünüyorum onuda bilmiyorum. Bildiğim tek şey beni çok mutlu ediyordu. Aşağı indiğimizde onları salonda bulduk. Hepsi çay içiyordu. Bizi gören babam, ayağa kalkıp yanımıza geldi.

"Kararınız nedir?"

Bir müddet Ömer'in cevap vermesini beklesemde, cevap vermemişti. Annemin söylediklerini duyan babam gidip yerine oturdu.

"Utanıyor olmalılar. İzin ver Furkan konuşsun."

Furkan abimle birlikte ikimizde mutfağa gittik. Furkan abim Ömer'e kararı sorduktan sonra Ömer,

"Biz bu hayırlı işin biran önce bitmesini istiyoruz fakat kaç gün içinde olacağına siz karar verin."

Ömer'in cevabından sonra bana bakan abime, başımı olumlu anlamda sallayınca, abim salona gitti. Ardından bizde salona gidip büyüklerin ne diyeceğini bekledik. Herkes konuşup fikrini söyledikten sonra babam konuşmaya başladı.

"Biliyorsunuz. Allah Teala kolaylaştırın zorlaştırmayın, buyuruyor. Bu zamanda, düğünler hayatta bir defa yapılıyor düşüncesi ile aşırı derecede masraf yapılıyor. Çoğu israf. Allah'ın izniyle israf yapmadan şu düğünü yapalım. Ne zaman yapılacağına gelince. Düğün ve ev için olan alışverişler biter bitmez yapılacak düğün."

Herkes olumlu karşılayınca geriye, "hayırlısı" demek kaldı. Geç saate kadar oturup sohbet ettiler ve düğün hakkında konuştular. Son olarak kahvelerini içtikten sonra, kalktılar ve gittiler. İkra ile beraber etrafı toparladıktan sonra odama gidip, kendimi yatağa attım. Hiç birşey gelmiyordu gözüme, mal, mülk düğün dernek, bir tek onu istiyordu gönlüm. Öyle huzur doluydumki, O'na bakınca sanki herşey mümkünmüş gibi, imkansız hiç birşey yokmuş gibi hissediyordum. Çünkü tüm imkansızlıklara imkanım, tüm çaresizliklerime çare olmuştu. İkimizde birbirimize bir an önce kavuşmak istiyorduk. Aynı duayı birbirimizden habersiz ettiğimize emindim. Ömrümün bundan sonraki her anı, her dakikası, her saniyesi, hatta her salisesi onunla geçsin istiyordum. Kalbimi öyle bir mutluluk kaplamıştıki hiç böyle olmamıştım. Evvelim olmuştu benim. Sadece evvelim değil, hem ahirim, hem evvelim olmuştu. İçimdeki bu tarifsiz duyguyu anlatacak kelime bulamıyordum. Tüm kelimeler, tüm güzellikler boğazımda düğümlenip, ağzımdan tek kelimede Ömer olarak çıkıyordu. Bir an önce sabah olsun istiyordum. Ona kavuşabilmek için saatleri saymaya başlamıştım bile.

Helal SevdamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin