🍁14🍁

258 78 15
                                    

Omuydu yoksa? Ama  olabilirmiydi böyle birşey?

"Hatırlıyor musun Ayşem rüya görmüştüm ben. Helalim nerde diye soruyordun. Bende bilmiyorum diyordum. O aradığın kişi abimmiydi? O yüzden mi bana soruyordun acaba? Ayy Ayşegül ne desem, ne yapsam yerimde duramıyorum. Bu gerçek mi?"

"Zeynep sen emin misin? Belki yanlış anlad..."

Konuşmamı bitirmeme izin vermeyen Zeynep atıldı hemen.

"Abim köpek saldırdı diyince ben çok telaş yaptım. Üst üste soru sorunca, abimin ağzından çıkan şey 'onu yanlız mı bıraksaydım' oldu. O dediği sensin eminim."

Gözyaşlarım usulca akmaya başlarken, kalbim yerinden çıkarmışcasına atıyordu. Yerimden kalkıp Zeynep'in elini tuttum ve,

"Lütfen numarasını ver bana."

Dedim ve çantamda sandığım telefonu aramaya başladım. Heyecandan, telefonun annemde olduğunu unutmuştum. Çantamdan çıkardığım kalem ve kağıdı Zeynep'e verip yazmasını rica ettim. Ellerim titriyordu. Zeynep ise benden daha çok heyecanlı ve şaşkın görünüyordu. Zeynep'in numara yazdığı kağıdı alır almaz elini tuttum.

"Sende gel lütfen."

Zeynep benimle gelmeyi kabul edince hızlı adımlarla eve doğru yürümeye başladım. Zeynep'i eve kadar peşimden sürüklemiştim resmen. Yoruldum desede dinlememiştim. Aileme selam verdikten sonra annemden telefonu istedim. İlk isteyişimde vermesede ısrarıma dayanamayıp verdi. Odama gittikten sonra yatağa oturdum. Zeynep ne kadar sakin ol desede, sakin olamıyordum. Kağıttaki numarayı telefona yazıp mesaj attım hemen.

"Selamün aleyküm ben Ayşegül. Soracağım soruya lütfen dürüstçe cevap ver?"

Mesajıma cevap gelmesini bekleyemiyordum. Yataktan kalkıp bir o yana bir bu yana yürüdüm. Sonunda mesaj gelince tekrar oturdum.

"Aleyküm selam. Yalan söylemekten Allah'a sığınır, ondan korkarım. Buyur?"

"O senmiydin?"

Verdiği cevap çok hoşuma gitmişti. Bir müddet cevap gelmeyince tekrar yazdım.

"Lütfen söyle sen misin?"

"Vereceğim cevap sevdiğimin gönlünü kırmayacaksa söyleyim?"

Mesajı okur okumaz telefon elimden düştü. Oydu. Evet oydu. İnanamıyordum. Hiçbir şey yazamıyordum. Mesajı tekrar tekrar ve daha çok tekrar ederek okudum. Sevdiğimin gönlü demişti. Oydu evet. Artık zerre şüphem yoktu Rabb'im benim kalbimi duyuyordu. Hüznün yuva kurduğu, kırık dökük harabeye dönmüş kalbimin sahibi Rabb'imdi. Yine tamda ihtiyacım olduğu anda inşirah yollamıştı bana. Hani geçiyor ya Hac süresinde, kör olan gözler değil sinelerdeki kalplerdir. Görebilen için hayat güzellikler, hikmetler ve nimetlerle doluydu. Öyle ya Kur'an'daki  mühürlü kalpler tabiri bu olmalıydı. Hamdolsun Rabb'im kalp gözümü açmıştı. Herşeye güzel bakar olmuştum artık aşkın sırrını bulmuş gibiydim. İçimde sonsuz bir huzur, yüreğimdeki yorgunluklardan eser kalmamıştı. Hamdolsun Rabb'im yıldızlar, çiçekler, bulutlar adedince  şükürler olsun şükürsüzlüklerim kadar şükürler olsun diyordu her bir zerrem.
Zeynep'e sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Zeynep'te benimle birlikte ağlıyordu. Tekrar gelen mesaj sesiyle irkildim ve heyecanla telefonu açtım.

"Ağlama.."

Allah'ım. Allah'ım bu senin lutfundan başka birşey değildir. Ağladığımı nerden biliyordu? Ne yapacağımı şaşırmış bir şekilde Zeynep'e bakıyordum. Gözlerinden yaşlar akarken, yüzünde kocaman gülümseme vardı. Tekrar sarıldım ona.  Ve yine gelen mesaj sesi...

"Evet. Gönlümü, gönlüne emanet eden bendim."

Allah'ım. Şuan ölsem acı duymazdım galiba. Telefonu Zeynep'e verip ayağa kalktım. Ne yazacağımı bilmiyordum. Hemen odamın kapısından anneme seslendim. İstemediğim bir evlilik olacak sanıp üzülüyordu. Bilmeliydi. Bunu beklediğimi bilmeliydi. Odama gelen annem, beni ve Zeynep'i gözyaşları içinde görünce ağlamaya başladı.

"Ağlama kızım. Allah'ın verdiği bir imtihan. İstemiyorsan onlarla konuşmama izin ver."

Diyen anneme sarılıp,

"Allah'ın verdiği bir nimet, ömrümün sonuna kadar şükretsem karşılığını veremeyeceğim bir nimet. Onu seviyorum anne. Allah için onu çok seviyorum."

Annem beni omuzlarımdan tutup ayırdı kendinden ve yüzüme baktı. Tamda gözlerimin içine bakarak,

"Üzülmeyeyim diye söylüyorsun." Diyince,

"Annem sence ben yalan söylermiyim?" Diye cevap verdim.

Başını olumsuz anlamda sallayan annem tekrar bana sarıldı. Babam anneme seslenince, annem beni öpüp odadan çıktı. Zeynep arkamdan sinsice yaklaşınca ürksemde, sarıldım arkadaşıma.

"Bir cevap vermeyecek misin? Abimi ağaç ettin telefonun ucunda."

Zeynep'in bunu söylemesi komiğime gitmişti. Ayrılıp yatağa oturdum. Zeynep ise gitmesi gerektiğini söyleyip çıktı odamdan. Peki ben ne söylemeliydim? Utanıyordum. Bütün öfkem bir kuş gibi uçup gitmişti. Sadece utanıyordum. Çok heyecanlıydım. Hiçbir şey yazmamaya karar verdim ve telefonumu kapattım. Kalkıp abdest aldım. Seccademi serip, şükür namazına durdum. Namazdan sonra başımı dakikalarca secdeden kaldırmadan şükrettim Rabb'ime. Gözyaşlarım durmadan akıyordu. Son olarak dua edip aşağı indim. Babam ve annem salonda oturmuş sohbet ederken, beni görünce yanlarına çağırdılar. Gidip annemin yanına oturdum.

"Fatıma teyzen yarın alışverişe çıkalım diyor."

Annemin söylediğine başımı sallamakla yetindim. O sırada babam girdi konuşmaya.

"Kızım sakın sözlendin diye rahat davranma Ömer'e karşı. Unutma nikahınız olana kadar helal değilsiniz birbirinize. Şeytanın seni kandırmasına izin verme. Sakın, herkes sözlüsüyle çıkıp eğleniyor, ben neden yapmayayım deme. Unutma şeytanın en sevdiği cümlelerden biridir. Herkes yapıyor bende yaparım cümlesi. Allah'ın rızasını umarak hareket edinki, Allah'ın rızası ve rahmeti üzerinize olsun."

Babamın bunları demesi öyle hoşuma gitmiştiki . Bu hayatta bir çocuğun en büyük nasibi dindar bir ailesinin olmasıydı. Allah'ı gözeten ve Allah'tan korkan bir anne, babasının olması bu hayattaki en büyük nimetti. Bugüne kadar hep annemin yetiştirmesiyle ve babamın sevgisiyle mutlu oldum ve iyikide öyle bir anne babam var. Bana helali, haramı öğreten, dünyamdan çok ahiret için endişelenen bir ailem var, bunun için ne kadar şükretsem az.

Helal SevdamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin