Babamlar, Fatıma teyzeleride alıp gelmişti. Arabada eve gelirken Fatıma teyze, "isterseniz bir müddet bizde kalın. İğleşene kadar." Dediğinde Ömer kulağıma eğilip,
"Bana bakmakta zorlanacağını düşünürsen gidelim." Dedi.
Ömer'e omuz silkip Fatıma teyzeye döndüm.
"Allah razı olsun teyze, kursa ara verdiğim için sıkıntı değil bana ama siz nasıl uygun görürseniz."
Başını sallayan Fatıma teyzeye tebessüm ettim. Sonunda varmıştık eve. Furkan abim Ömer'in inmesine yardımcı olurken, Zeynep kapıyı açıyordu. İçeri girmeden önce babamın huzurumuz için yaptığı duaya hepimiz amin demiştik. Herkes içeri girdikten sonra kapıda bekledim ve efendimizin s.a.v eve girip, çıkarken okumamızı istediği duayı okudum.
"Allâhümme innî es'elüke hayra'l-mevlici ve hayra'l-mahraci bi'smillâhi velecnâ ve bi'smillâhi haracnâ ve 'ala'llâhi rabbinâ tevekkelnâ."
Duadan sonra besmele çekerek eve girdim. Abimin koltuğa indirdiği Ömer'in bacağındaki sargı, kan olmaya başlamıştı. Zorlanmış olmalıydı. Bunu gören abim yanıma geldi.
"Burda ilk yardım çantası yok değil mi?"
"Yok maalesef."
"Ben eczaneye gidip pansuman için malzeme getireyim."
Ömer canının yandığını her ne kadar belli etmesede, yüzünün buruşmasından anlıyordum. "Ya Şafi ismin hürmetine şifa ver Allah'ım." Annem ile Zeynep mutfağa gidip yemek meşgul olurken, Fatıma teyze oğlunu bırakamıyor dizlerinin dibinde oturuyordu. Babam burda olduğu için Ömer'in yanına gitmediğimi anlayınca, annemi bahane ederek mutfağa gitti.
"Fatıma teyze istersen abim gelene kadar sargı bezlerini açalım."
Oğlunun bacaklarına bakarken ağlamaya başladı. Ona çok üzüldüm ve yanına oturup elini tuttum.
"Fatıma teyze lütfen ağlama. Bu dünya imtihan dünyası. Çok şükür büyük olan imtihanı atlattık, bunuda atlacağız Allah'ın izniyle. Bak Allah Teala Bakara suresinin 155. Ayetinde buyuruyor ki, Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!
Eğer biz sabredersek durumu zaten iyi olacaktır. Evet o gelmeyince hepimiz çok korktuk ve ağlayıp durduk ama geldi işte, buna ağlamak yerine şükretmeliyiz.""Haklısın kızım. İyiki Allah seni nasip etmiş oğluma."
"Hadi açalım o zaman."
İkimizde Ömer'e bakıyorduk, O ise hayran hayran bize bakıyordu. Tebessüm ederek başımı eğdim. Evi Fatıma teyzeler düzdüğü için eşyaların yerini bilmiyordum. Fatıma teyze makas getirmeye giderken, Ömer elimi tuttu.
"Başıma gelen en güzel imtihan sensin."
"Nasıl yani beni imtihan olarak mı görüyorsun?"
"Sana kavuşana kadar neler çektiğimi bir ben bilirim, birde günlerce huzurunda ağladığım Rabbim bilir."
Sadece tebessüm etmiştim. Gittikçe alışıyordum O'na ama böyle şeyler söyleyince utanmama engel olamıyordum. Yanaklarım kızarıyordu. Fatıma teyzeyi gördüğümde aniden odadan çıktı. Bizi böyle görüp rahatsız etmemek için geri dönmüş olmalıydı. Hızla yerimden kalkıp elimi çektim. Ömer elimi bırakmayınca kapıyı işaret ettim. Kafasını sallayınca,
"Annen." Der demez çekti elini.
Kısa bir süre sonra yanımıza öksürerek gelmişti Fatıma teyze. Çok ince düşünceli bir insandı. Bir gün gelinim olursa, Fatıma teyze gibi bir kayınvalide olmak istiyordum. Sargı bezinin başını bulup kestikten sonra, sargıyı açtı. Ömer'in kendini nasıl sıktığını hissedebiliyordum. "Günahlarına kefaret olur." Diye düşününce mutlu oluyordum ama canı yanınca ister, istemez üzülüyordum. Peygamberimin s.a.v söyledi sözleri aklıma getirerek kendimi teselli etmeye çalışıyordum. Çünkü efendim s.a.v şöyle buyurmuştu. "Mü'min sıkıntıya tabi tutulur. Çünkü bir diken batışı veya ondan daha küçük bir musîbetle veya bir ağrıyla sıkıntıya düşerse Allah bununla mutlaka onu bir derece yükseltir. Ve ağacın yaprağını döktüğü gibi onun günahını düşürür." Bu sözler bana güç veriyordu. Bu dünyada günahlara kefaret olunursa ne güzel, çünkü ahirette kaçış olmayacak.
Fatıma teyze her iki sargıyı açmıştı. Açtığı bezleri götürüp çöpe atarken kapı çaldı. Elimi hızlı bir şekilde yıkayıp kapıyı açmaya gittim. Furkan abimin elindeki koca çantayı görünce ne olduğunu sormadan edemedim.
"Abi bunlar ne?"
"Ne bulduysam aldım. Her evde olması gerekir, ilk yardım çantasının."
"Allah razı olsun abi."
"Hepimizden canım benim."
Burnumu sıkarak içeri girdi. Çantayı Fatıma teyzeye verdikten sonra mutfağa gitti. Gidip yanında oturduktan sonra pansuman malzemelerini çıkarıp eline verdim. Fatıma teyze pansumanı yaparken gözlerimi kapatmıştım. Acı çekmesine dayanamıyordum. Sesimin yüksek sesle söylenmesi korkmama sebep olurken gözlerimi açtım.
"Kızım iyi misin?"
"Efendim teyze?"
"Sargı bezi istedim kaç defa."
Tebessüm ediyordu ikiside. Sanki O'nun değilde benim canım yanıyor gibiydi. Sonunda pansuman bitmişti. Malzemeleri çantaya koyup kaldırdım. Mutfağa gidip annemlerin ne durumda olduklarına bakarken annem, yemeğin yarım saate hazır olacağını söyledi. Eve gelmek bugün nasip olduğu için eşyalarımın çoğu hala paketliydi. Tabak ve bardaklarımı çıkarıp yıkadıktan sonra kaşıklarıda yıkadım. Evde ekmek olmadığını farkettiğimizde yine Furkan abime yol görünmüştü. O ekmek almaya giderken, biz sofrayı kurmaya başladık. Sofrayı kurana kadar abim gelmişti. Ömer bacaklarını bükemediği için, onun sofrasını koltuğun üzerine kurdum. Biz yemek yiyene kadar ezan okunmaya başladı. Sofrayı toplayıp abdest aldık. Cemaatle kılabilmek için, kadınların erkeklerin arkasında olması gerekiyordu ama Ömer koltukta otururken nasıl olacaktıki bu. Mutfağa gidip bir sandaliye getirdim ve erkeklerin hizasına koydum. Furkan abimin yardımıyla abdest alıp sandaliyeye oturdu. Babam hepimize namaz kıldırmış, dua etmeye başlarken hepsine tek tek baktım. İyiki vardı hepsi. Gözlerim Ömer'e kaydı. Sevdiğim insanın, en sevgiliyi böyle sevmesi ve onun emirlerini bu kadar güzel bir şekilde yerine getirmesi bana tarifi anlatılmaz bir mutluluk yaşatıyordu. Namaz bittikten sonra çay koymak için mutfağa gittim. Çay demlenirken bardakları hazırlayıp içeri götürdüm. Herkes oturup sohbete dalmıştı bile. Mutfağa gidip çayın demlenmesini bekledim ve demlendikten sonra içeri götürdüm. Sohbetimize çay eşliğinde devam ederken, Ömer'in arada bir bana bakması gözlerimden kaçmamıştı. Herkes çayını içtiğinde babam ayaklandı.
"Allah mutluluğunuzu daim etsin. Çok yorgun olmalısınız, Allah'a emanet olun."
"Allah'a emanet babacım."
Onlar giderken Fatıma teyze, "benide eve bırakırsınız o zaman." Diyerek oda gitti. Onları yolcu ettikten sonra içeri girdim. Ömer gözlerini kapatmış dua ediyordu. Bende gözlerimi kapatıp şükrettim Rabb'ime.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Helal Sevdam
Spiritualarkamdan gözlerimi kapatmıştı. İstemsiz bir şekilde bağırmış; "Hayır hayır bu kadar ileri gidemezsin!" Diyerek ellerini itmiştim. Bana dokunan kişinin, Zeynep değilde şiir yazan kişi olduğunu sanmış, gelen kişinin Zeynep olduğunu görünce epey utanmı...