🍁21🍁

197 52 17
                                    

Nikah memuru gelmiş, oda herkes gibi Ömer'in gelmesini bekliyordu. Yaklaşık bir saat geçmişti ve hala gelmemişti. Çocuklar acıkmıştır diye, o gelmeden yemeği dağıttılar.  Yemekler yenmiş, mevlütler okunmuştu ama Ömer hala yoktu. Furkan abim ile Asaf abim, Ömer'i aramak için giderlerken, nikah memuru gelip, "daha fazla bekleyemem. Yetişmem gereken nikahlar var." Diyerek gitmişti. Ne yapacağımı şaşırmış bir şekilde yerimde oturmuş gelmesi için dualar ediyordum. Saatler su gibi akarken herkes telaşa kapılmıştı. Ortada düğün falan kalmamış, yakın akrabalar dışında herkes gitmişti. Furkan abimin kapıdan geldiğini görünce yerimden kalkıp hızla yanına gittim. Tam haber var mı diye soracaktımki babamla konuşurken duydum.

"Hiç bir yerde yok baba. Bakmadığımız yer kalmadı."

Olduğum yerde dizçökmüştüm. Dizlerim beni taşıyamıyor gibiydi. Yere düştüğümü görenler gelip beni yerden kaldırırken babam, beni eve götürmelerini söyledi.

"Beklemek istiyorum baba."

Bu salondan onunla beraber çıkmamız gerekiyorken, onsuz nasıl çıkabilirdim? Saatler geçiyordu. İkindi ezanını duyunca ne kadar geç olduğunu anladım. Bu saate kadar neden gelmemişti. Korkuyordum. Babamın ısrarına daha fazla dayanamayıp, beni eve götürmelerini istedim. Üzerimdeki kıyafetleri çıkardıktan sonra, normal günlük bir elbise giydim ve abdest almaya gittim. Abdestimi alıp namaz kıldıktan sonra seccademe oturdum. Biriyle dertleşmem gerekiyordu ve Rabbimden başkası içimdeki yangını bilemezdi.

"Allah'ım. Şuan kendi evimde olmam gerekirken yine babamın evine döndüm. Neler olup bitiyor bilmiyorum ama beni yanlız bırakmandan korkuyorum. Gelmemesinin mutlaka bir açıklaması vardır ve gelince açıklayacaktır eminim ama dayanamıyorum, bana dayanma gücü ver lütfen. Bir an önce gelsin Allah'ım. Nolur bizi kendi halimize bırakma. Amin."

Ağlama sesleri gelince korkuyla yerimden kalkıp aşağı indim. Hala haber yoktu ve herkes perişan görünüyordu. Fatıma teyze yaşlı gözlerde yanıma gelince dayanamayıp ağlamaya başladım.

"Ayşegül. Yavrum. Neden böyle oldu bilmiyorum ama bu akşam burda kalman iyi olur diye düşünüyorum. Kendini yanlız ve kötü hissetmeni istemiyorum. Burda en azından ailen var."

"Sizde benim ailem oldunuz ama. Dini nikahım kıyıldı benim."

Kendime engel olamıyordum. Koşarak odama çıkıp kendimi yatağa attım. Peşimden gelip beni sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Bunca şeye anlam veremiyordum. Bütün bunlar bir oyun muydu yani? Zeynep dışında herkes odadan çıkarken, Zeynep bana sarılmış hıçkıra, hıçkıra ağlıyordu.

"Nefes alamıyorum Zeynep. Biri kalbimi eline almış mahsustan sıkıp sıkıp bırakıyor gibi."

Kimsenin söyleyebilecek birşeyi yoktu. Herkes kendi acısıyla başbaşa kalmış, öylece oturuyorlardı. Saatler su gibi akarken, bana yıllar geçmiş gibi geliyor, içim acıyordu. Yatsı namazından sonra bir müddet daha beklediler, gelmeyince karakola gittiler. Onlar gelene kadar dua ettim. Elimden gelen tek şey dua etmekti. Yüzlerce defa telefonunu aradım ama hiç birini açmadı. Babamlar karakoldan döndününce birşey bulduklarını umut ederek yanlarına koştum.

"Bu olayla yarın ilgileneceklerini söylediler kızım."

Diyebilecek bir kelimem dahi yoktu. Fatıma teyze burda kalmamı uygun görmüş, evine gitmişti. En azından o gelene kadar...
Oturup beklemekten başka çarem yoktu. Odama gidip pencerenin önüne oturdum. Gökyüzüne bakarken ağzımdan dökülen sözcükler canımı daha çok yakıyordu ama onu istiyordum.

"Gel nolursun. Yine taş at pencereme, kızmam artık. İhtiyacım var sana. Yanımda olmana ihtiyacım var. Senin yaşattığın acıdan, sana sığınmak istiyorum. Oysa alıştım sana. Sevdim yüreğini. Neden gittin? Sevdiğin kişi  helalin  olmuşken, neden terkettin helalini?"

Gittikçe korkmaya başlamıştım. Beni bırakıp gideceğini düşününce, üzerime kaynar sular dökülmüş gibiydim.
Nereye gitmiş olabilirdiki?  Beni böyle seviyorken, kalplerimiz bir olmuşken bensiz nasıl nefes alabilirdi? Kafamda olup bitenler beni yiyip bitiriyordu adeta. Derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Her zamanki gibi yine kendimi bir ayetin ferahlığına bıraktım. Rabb'imin sözleri olmasaydı asla kendime gelemezdim. Her darlıkta beni rahatlatan tek şey Oydu ve yine Rabb'imin sözlerine teslim olmuştum.
"Sizde bulunanlar tükenip gider, ama Allah'ın katındakiler kalıcıdır. Asla kuşkunuz olmasınki, güçlüklere göğüs gerenlerin ecirlerini, yapmış olduklarının daha da güzeliyle vereceğiz."
Rabb'imin ayetiyle yine su serpmiştim yüreğime. Kalkıp abdest aldım ve Kur'an okuyarak, dua etmeye başladım.

Helal SevdamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin