Gülüşmüştük. Onunla ilk gecemizi hastanede sohbet ederek geçireceğim hiç aklıma gelmezdi. Her şeyde bir hayır vardır. Gece, nerdeyse hiç uyumamıştık. Konuştukça konular açılıyordu. Lafın arasında bana söylediği bazı cümleler utanmama sebep oluyordu ama çok mutlu oluyordum.
"Seni çok seviyorum çünkü bana Allah'ı hatırlatıyorsun. Bu mahalleye geldiğimden beridir seni mahallede görüyorum ama hiç bu kadar renkli bir insan olduğunu bilmiyordum. Demekki sana haram olanlara gökyüzü kadar karanlık, sana sahip olanlara ise gökkuşağı kadar renklisin."
O uykuya daldıktan sonra söylediği bu sözleri düşüne düşüne uykum kaçmıştı. Kapının açılmasıyla yerimden kalktım. Kahvaltıyı getiren görevli, Ömer'i uyandırıp yemeğini yemesini istedi. Gece boyunca uykusuz kaldığı için zorlansada, sonunda kalkıp yedi. Doktor kontrol için geldiğinde ise bir gün daha burda kalacağını söylerken, ailem gelmişti. Onlar Ömer'le sohbete dalarken, çok geçmeden Fatıma teyzelerde gelmişti. Sonunda yine hemşire gelip ziyaret saatinin bittiğini söyleyince hepsi gittiler. Doktor gün içinde bir kaç defa gelip muayene etti. Canının acıdığı gözlerinden belli oluyordu. Benim canımda Onunkiyle birlikte acıyordu. Doktorun muayesi bittikten sonra sıra hemşiredeydi. Yatsı ezanı okunmaya başlayınca mescide gittim. Ben gelene kadar hemşire işini bitirip gitmişti. Yatağının üzerinde bacaklarını uzatarak namaz kılan Ömer'i görünce efendimizin s.a.v bir hadisi gelmişti aklıma.
Hadis-i şerifte, (Hasta, namazını ayakta kılamazsa, oturarak, buna da gücü yetmezse, sırtüstü yatarak, ima ile kılar) buyrulmuştu. İnsan akıl edip İslam dinini olduğu gibi araştırsa, muhakkak muhteşem bir din olduğunu anlardı. Namazını bitirdikten sonra bana bakarak yanına çağırdı."Ben senin gibi hafız olma şerefini kazanamadım ama senin gibi bir hafızı kazandım. Bana biraz Kur'an okur musun?"
Tebessüm ederek, "tabiki." Dedim. "Eğer abdestimi bozmazsan okurum."
Bana o kadar güzel bakıyorduki. Hemen yanına oturdum ve aklıma gelen ilk süreyi okumaya başladım. Biraz okuduktan sonra, Ömer'in devam etmesine şaşırmış, bozmadan okumasını bitirmesini beklemiştim. Sesi yüreğime işliyordu. Çok güzel okuyordu. Okumasını bitirir bitirmez elimi tuttu.
"Yaa hani bozmayacaktın."
"Bitirdik ama." Diyerek güldü.
"Hani bilmiyordun?"
"Bilmiyorum demedimki, hafız değilim dedim."
"Okuyabilirdin yani."
"Helalimin sesiyle, Rabb'imin ayetlerini duymak istedim belki."
Sohbet etmeye devam ederken telefonum çaldı. Arayan babamdı.
"Selamün aleyküm kızım."
"Aleyküm selam baba."
"Ömer'in durumu nasıl?"
"Çok şükür, iyiye doğru gidiyor."
"Bir ihtiyacınız olursa arayın. Allah'a emanet olun."
Babam telefonu kapatınca Ömer'in yanına gittim. Çoktan uykuya dalmıştı bile, bende koltuğa geçip uyudum.
Sabah bizi uyandıran şey, polislerin telsiz sesleri olmuştu. Hızla yerimden kalkıp örtümü iyice bağladım. Ömer'in yanına gelip kazayla ilgili bilgi aldılar ve şikayetçi olup olmadığını sordular. Ömer şikayetçi olmadığını söyledikten sonra ifadesini imzaladı. Polisler gittikten sonra kahvaltı gelmişti. Kahvaltıyı aldıktan sonra Ömer'in yatağıma bıraktım. Birlikte kahvaltı yaptıktan sonra, doktorun gelmesini bekliyorduk. Ömer durmadan, "neden gelmediki?" Diyip duruyordu. Sebebini sorsamda birşey demiyordu. Sonunda doktor geldiğinde epey mutlu olmuştu. Muayenesi yapılırken dört gözle doktora bakıyordu. Muayene bittikten sonra doktoru soru yağmuruna tutmaya başladı.
"İyi mi hocam? Ne zaman taburcu olurum? Taburcu işlemlerini başlatabilir misiniz?"
"Sakin olun beyfendi. Daha iyi ama yarına kadar burda kalsanız sizin için en iyisi olur."
"Hocam burda kalmak istemiyorum. Kendimi iyi hissediyorum."
Doktor ne dediysede Ömer ısrar ederek, sonunda doktoru ikna etti.
"Peki ama her gün pansuman yapılacak mutlaka."
Doktor son sözünden sonra çıkmıştı. Onun taburcu işlemleri sürerken, bende babama gelip bizi almaları için mesaj attım. Taburcu işlemleri bittikten sonra Ömer'e neden bu kadar ısrar ettiğini sormak için gidip yanına oturdum. Ben sormadan kendisi cevap vermişti bile.
"Sana git desem gitmeyecektin ve burda kalmanı istemiyorum. İki günlük gelinimsin. Kendi yuvamızda olalım istiyorum. Burdan çıkar çıkmaz nikah için yeniden gün almaya gideceğim."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Helal Sevdam
Spiritualarkamdan gözlerimi kapatmıştı. İstemsiz bir şekilde bağırmış; "Hayır hayır bu kadar ileri gidemezsin!" Diyerek ellerini itmiştim. Bana dokunan kişinin, Zeynep değilde şiir yazan kişi olduğunu sanmış, gelen kişinin Zeynep olduğunu görünce epey utanmı...