Çığlık

2.9K 286 144
                                        

Miraç'ın babası gelince "Seni alçak herif! Bana yaptıklarını anlarım ama bir insan oğlunu nasıl esir tutar!" diye bağırdım. 

"Demek konuştunuz. Artık bu kılıkta durmama gerek yok sanırım." dedikten sonra saçları hafif beyazlamaya başlamış bir adama dönüşünce ona iğrenerek baktım. 

"Tanışmayı unuttuk, ben Selim. Sevgilinin babası." deyince "Kısacası şerefsizsin." dedim. 

Bu onu güldürürken bir anda suratıma sert bir tokat attı. Dudağım patlarken gözümü acıyla kırptım. 

Şimdi her şey anlaşılmıştı. Orkun, Miraç hakkında tahminimden güçlü derken haklıydı. Çünkü bu kişi Miraç değil daha büyük ve güçlü babasıydı. Onun yanı sıra şu nişanlısı mevzusuna o kadar sinirli olmasına rağmen beni gülerek öpmesinin sebebi buydu.

İlk öpücüğümü sevgilimin kardeşine değil de babasına vermiş olmam yüzümü buruşturdu. 

"Şimdi aç şu ağzını." demesine rağmen ağzımı açmayınca eliyle yanaklarımı sıkarak zorla bir hap yutturdu ve üstüne acı bir sıvı içirtti.

Midem bulanırken Selim "Biraz acın olabilir ama sonra tüm hafızan yerine gelecek. Bana istediklerimi vereceksin." dedi. 

Ona cevap beklememi bile beklemeden tekrar mağaradan çıkınca Miraç'a döndüm ve "İlerleme var mı?" diye sordum. 

"İki dakikaya hazır olur." deyince derin bir nefes verdim. 

İçimin kuruduğunu hissederken bunu dışarı yansıtmamaya çalışarak "Berkinler kendilerine gelmiş midir?" diye sordum.

"Ne kadar doz aldıklarına bağlı." demesinin üzerine tek tek hepsine çağrılar göndermek için işaretlerini yaptım. 

"Boşuna uğraşma. Mağara çağrıları içine çekiyor, gereken yerlere ulaştırmıyor." dedi. 

Tam ona cevap verecekken başım ağrımaya başladı. Böyle bir baş ağrısını daha önce hiç yaşamamıştım. 

Sanki kafamın içinde küçük yaratıklar kafamın içine vuruyor, en yüksek seslerinde bağırıyorlardı. Bu beni delirtirken acıyla çığlık attım.

"Minal, dayan lütfen. Seni buradan sağ salim çıkaracağım." diyen Miraç'a cevap verecek gücüm yoktu. 

Kulağımdan bir şey aktığını hissedince elimi kulağıma götürüp akan sıvıya dokundum. Kulağımdan kan akıyordu. 

Hissettiğim acı ve ağrı kıvranmama sebep olurken istemsizce kurtulma ümidiyle çığlıklar atıyordum. Bunu kendi rızamla da yapmıyordum. 

Sanki içimde kopan o gürültüden daha yüksek bir volumeye ulaşırsam rahatlayacakmış gibi hissediyordum.

Gözümden yaşlar akarken "Yardım..." dedim fakat cümlemi tamamlayamadım. Acı vücudumu yenmiş, bilincimin kapanmasına sebep olmuştu.

RessamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin