12. Bölüm

2.4K 64 72
                                    

Keyifli okumalar diliyorum

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Keyifli okumalar diliyorum. 🕊️

Oy verip, yorum yapmayı unutmayın lütfen. ✨

(Sınr 50 oy, 100 yorum. Sınır tamamlandıktan sonra özel, bölümleri gelecek )

Sevgilerle. 💓

Kaçmak; hayatın her anında yaptığımız eylemin ta kendisi. Bazılarımız dertten, tasadan, bazılarımız sıkıştırdığını hissettiği anda dile getirdiği olağanüstü yalanla bulunduğu ortamdan kaçar ve bazılarımız ise duygularından, dile getirmeye korkutuğu gerçek duygulardan kaçar. Tıpkı şu an benim yaptığım gibi.

Arkamdan koştuğunu, benim geçtiğim bilinmez yollardan geçtiğini hissedebiliyor ama dönüp bakmıyor/ bakamıyordum. Bir an önce peşimi bırakmasını istesem de o, bir türlü peşimi bırakmıyordu.

Hatta sanki adımlarını daha hızlandırıyor gibiydi ve ben bunu, yeri dövercesine atılan kuvvetli adımlardan anlıyordum.

Nefesim daralmaya başladığında otomatikmen adımlarım da gücünü kaybetmiş ve hızım azalmıştı. Uğur'un aniden bileğimi kavraması ve önüme geçmesiyle adımlarımın gerginden fazla azalmış olduğunu anladım.

Saçımı okşayıp geçen solukları ile kaçma içgüdü tekrar kendini belli etti ve zihnimde, tehlikeli olduğuna dair kırmızı ışıklar yanmaya başladı.

'Tehlikeli alan' diye geçirdim içimden.

"Sakin ol, hadi gel şurada oturup soluklan," dedi az ileride ki parkı bana göstererek. Konuşmaya dahi mecalim olmadığından o, sessizliğimi kabul bilmişti. Bileğimi bırakmadan, derin nefesler alarak benimle birlikte yürümeye başladı.

En azından ben, küçük bir anda olsa soluklanmıştım ama o, soluklanmadan direkt benimle birlikte yürümeye başlamıştı ve büyük ihtimalle bu yüzden derin nefesler alıp-veriyordu.

Parka vardığımızda beni, küçücük bir çocukmuşum gibi banka oturtturup önüme diz çöktü. Elini, bileğimden çektikten sonra her iki elini de, bankın üstüne, ayaklarımın biraz yakınına koyup başını kaldırdı ve bu sayede biz, göz göze geldik.

Göz temasını kaçırmak adına, sırt çantamı sırtımdan çıkarıp kucağıma bıraktım.

"Şimdi daha iyi misin?" Diye sordu sesindeki şefkati gizleme ihtiyacı duymadan.

Sesi, bir melodi gibiydi. Arkada çalan enstrümanların varlığını unutturacak, herkese sesine hayran bıraktıracak kadar  çekici ve oldukça hoştu. Ya da... Belki de ben çok fazla abartıyorum.

Sen abartmıyorsun, onun sesi çok güzel diye iç sesim ise benim aksimi dile getirmeye çekinmedi.

Beklenti dolu gözlerle benden bir cevap beklediğinde başımı olumlu manada sallayıp konuştum.

Sadece Arkadaşız Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin