17. Bölüm

1.9K 57 51
                                    

Oy verip, yorum yapmayı unutmayın lütfen

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oy verip, yorum yapmayı unutmayın lütfen.🌹

(Sınr 50 oy, 100 yorum. Sınır tamamlandıktan sonra özel, bölümleri gelecek )

Sevgilerle.🤍

Keyifli okumalar diliyorum.✨

Karanlık, bazılarımızın korkusu bazılarımızın ise en yakın arkadaşı.

Kimimiz karanlığa dert anlatır, kimimiz karanlığa dert edinir.

Ben ise, şu an karanlığa sarılan taraftaydım. Çünkü içimde bir boşluk hissi, boğazımda ise koca bir yumru var. Ve ben, bu boşluk hissinin nasıl doldurulacağını, yumrunun nasıl yok olacağını asla bilmiyorum.

Çözülmesi imkansız bir düğüm misli birbirine giren duygularım, ne bana bir yol gösteriyor ne de kulağıma olumlu/olumsuz bir şeyler fısıldıyor.

Kendi köşesine çekilip, beni seyreden benliğimi kendine getiren şey ise karanlıktan gelen sesler oldu.

Seslerin kime ait olduğu ayırt edebilmek için ise kulak kabartıp, her şeyi salisilik bir zamanla geri plana attım.

Uğultular netleşmeye, sesleri de ayırt etmeye başladığımda Zeynep'in "Doktorla konuştun mu?" Dediğini duydum ve tam olarak ne demek istediğini anlamadığım için nefesimi tutup, gelecek cevabı beklemeye başladım.

"Evet," dediğini duydum bu sefer de Asuman'ın.  Aralarında oluşan derin bir sessizlikten sonra birinin iç çekişini, daha sonra da Zeynep'in konuşmasını dinledim.

"Neden bayılmış peki?"

Ben, bayıldım mı? Kahretsin ve koca bir kahretsin daha. Ben... Ben herkesin gözü önünde bayıldım mı? Hem de onca kalabalığın içinde. 

"Her zamanki şeyler işte, sadece baş ağrısı tam geçmeden bir de Uğur'un gideceğini duydu ya, ona üzüldü herhalde."

"Yok be, niye Uğur'a üzülsün ki."

Yüzüme vurulan gerçeklerle içli nefes aldım, kalbimde ki sancının beni tesiri altına almasına göz yummadım bu sefer.

Bu yüzden de kızların ne diyeceğini, haklılık paylarının ne kadar çok olacağını kestiremediğimde elimi ses çıkarmak amacıyla bir yere uzattığım an dudaklarımdan, iznim dışında bir acı firar etti.

"Ah!"

Gözlerimi zor bela, daha çok elime ne olduğunu merak ettiğimden açtığımda karşılaştığım ilk şey bembeyaz bir tavan oldu.

Başımı, ağırca sağ tarafıma çevirdiğimde fark ettiğim ilk şey kolumda ki serum oldu. Kaşlarım, gayriihtiyari biçimde çatıldı. Serum mu? Ne alaka be? Ya da herkes gibi klişelere sarılıp 'ben neredeyim ya?' mı demeliyim. Tamam, bayılmış olabilirim ama her bayılan da hastaneye kaldırılmıyor. Yani ben olsam gelmem.

Sadece Arkadaşız Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin