-18-

93 29 0
                                    

Bölüm şarkısı: f(x)- Rum Pum Pum Pum

Yatağımda bir o yana bir bu yana yuvarlanıp duruyordum. Beni durduran şey telefonumdan gelen sesti. Kafamı kaldırıp ekrana bakınca Zayn'in adını gördüm. Hızla telefonu alıp mesajı açtım.

-Hazırlan, gidiyoruz.

Pek bir şey anladığım söylenemezdi.

-Nereye?

Çok geçmeden tatlı cevabımı aldım.

-Lunaparka :)

***

"Kesinlikle harikaydı!" Hız treni beklediğimden daha eğlenceliydi. Ancak aynı şeyi Zayn için söyleyemeyecektim. Kenardaki ağaca tutunup hafifçe yere eğildi. "İyi misin?" Sırtını ovuşturdum. Galiba hız trenini sevmiyordu. Bunu binmek istediğimi söylediğimde oluşan yüz ifadesinden anlamalıydım.

"Kesinlikle iyiyim." Zorla gülümseyip konuyu değiştirdi. "Pamuk şeker sever misin?" Kafamı olumlu anlamda salladım.

"Yenilebilir her şeyi seviyorum." Bana gülümseyip elini belime koydu. Pamuk şekerlerin olduğu yere gelince iki tane pembe olanından aldı. Kendiminkini alıp hemen yemeye başladım. Küçüklüğümden beri bu tada bayılıyordum.

"Daha önce buraya gelmiş miydin?" Pamuk şekerime dikkat ederek cevap verdim.

"Arkadaşlarımla birkaç kez gelmiştim. Peki ya sen?" Elindeki şekeri zar zor yiyordu. İlk defa yediğini düşünebilirdim.

"Aslında ben ilk defa geliyorum. Bu yüzden seninle gelmek istedim." Vay canına. Bu çok tatlıydı. Tabii hız treni faciası onu bir daha gelmemeye ikna etmiş olmalıydı.

"Dudağının kenarında pamuk şeker var." Elimle onu alıp yedikten sonra bir şeyi farkettim. Bunu farketmem için onun afallamış bakışları yetmişti. Pamuk şekeri onun alması gerekiyordu. En azından o böyle planlamıştı. Hiçbir şey demeden başka yöne bakmaya başladı. O an kendime küfrettim. Belki bir daha denesem olurdu. Bir ümitle yerken dudağımın kenarında bir parça bıraktım. Ancak bu sefer o beni görmüyordu...

Hey buraya bak!

İçimden bağırırken dışımdan yavru kedi bakışları atıyordum. Ancak o beni hala farketmiyordu. Pes edip dudağımın kenarındaki parçayı da yedim. Bir süre sonra bana döndü.

Ciddi mi adamım, cidden mi?

"Rüzgâr esmeye başladı. İstersen seni eve bırakayım." O söyleyene kadar farketmemiştim. Ancak sonra üşüdüğümü hissedince titredim.

***

Televizyondaki vampir kesinlikle korkunç değildi. Daha çok seksiydi. Lucy yanıma oturup bana elindeki kupayı uzatınca gözlerimi televizyondan çektim. Bardağı elime aldığımda içinde kahve olduğunu anlamıştım. Gülümseyip bir yudum aldım. Kesinlikle kahveyi seviyordum.

"Günün nasıldı?" Sorusu üzerine biraz düşündüm.

"Tatlı bir lunapark gezintisiydi. Bilirsin normal bir gün." Anladığını belirten sesler çıkardı. Bardağı tekrar dudaklarıma götürdüm.

"Merak ediyorum da seni öptü mü?" Ani sorusuyla öksürmeye başladım. Tanrım, boğazım yanıyordu! Lucy hafifçe sırtıma vurdu.

"Bu da nereden çıktı?" Öksürüklerim arasında zorla konuşabilmeyi başarabilmiştim.

"Sadece merak." Derin nefesler almaya başladım. Bir anda nereden bulmuştu bu soruyu? "Ve anladığım kadarıyla öpmedi, değil mi?" Cevap vermeyip tekrar televizyon ekranına döndüm. O da fazla üstelemeyip konuyu değiştirdi.

"Bir şey söylemem gerekiyor." Heyecanla yerinde kıpırdandı. "Biliyorsun bunu ilk denediğimizde istediğimiz sonucu pek alamamıştık. Bu yüzden bir şans daha verelim diyorum." Kaşlarımı çatıp yerimde doğruldum. Neyden bahsettiğini anlamamıştım.

"Biraz daha açar mısın?" Kafasını sallayıp açıklamaya koyuldu.

"Bir akşam yemeği ayarladım. Bilirsin çifte randevu." Ne demeye çalıştığını anlamıştım. Jason ve Zayn'i tekrar bir araya getirmeye çalışıyordu.

"Aslında Lucy... bunun pek iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum." Bir anda damağım kurumuştu. Elimdeki kahveden bir yudum daha aldım. Tekrar Lucy'e döndüm. Meraklı bakışlarla devam etmemi bekliyordu. "Zayn, Jason'la görüşmemi istemediğini söyledi. Eminim bu tekliften de hoşlanmayacaktır."

"Neden istemiyor?" Yüzünde alınmış gibi bir ifade vardı. Ona ne cevap verebilirdim ki? Daha ben bile bilmiyordum.

"Bak-"

"Bu yüzden kahvaltı salonunda soğuk davrandı değil mi? Jason'dan hoşlanmadı." Bir şey diyemiyordum. Sadece onun üzgün gözleri karşısında eziliyordum. "Ama neden? O kötü biri değil. Dışarıdan nasıl görünüyor bilmiyorum ama o çok yumuşak kalpli biri." Onu pek tanımasam da ben de böyle düşünüyordum. Elini tutup hafifçe gülümsedim.

"Başbaşa bir yemek sizin için de çok güzel olur." Hızla elini çekince şaşkınlıkla ona baktım.

"Zayn neden böyle yapıyor bilmiyorum ama benim mutluluğumu mahvetmeye hakkı yok. Sırf o hoşlanmadı diye en iyi arkadaşımı sevgilimden uzak tutmamı da isteyemez." Gözünden bir damla yaş aktığında hemen eliyle sildi. O duygusal biriydi. Sevgilisinden hoşlanılmadını duymak onu doğal olarak üzmüştü. "Boşversene, onun sözünden çıkacakmış gibi durmuyorsun. Seni hemen düşman etmiş." Ayağa kalkıp koşar adımlarla merdivenlere ilerledi. Sadece arkasından bakakalmıştım.

Derin bir nefes alıp arkama yaslandım. İşte bu kötü olmuştu.

Wedding DressHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin