"Hayır dedim, istemiyorum." Sabahtan beri Lucy'nin ısrarlarıyla uğraşıyordum. Bu akşam Laura evinde bir parti veriyordu. Kendisi şehirdeki herkesi tanıdığından Lucy, Jason'ın da geleceğini düşünüyordu. Ancak ben Zayn'in de orada olacağı düşüncesiyle oraya gitmek istemiyordum.
"Lütfen, benim için. Hem çok eğleniriz." Hayatımda hiçbir zaman tam olarak Lucy'e 'hayır' diyememiştim. Her zaman pes edip ona uyuyordum. Üzülme ihtimaline karşın risk almak istemiyordum. Eğer bu gece onunla gitmezsem, tek başına gidecek cesareti bulamazdı. Ve çok üzülecekti. Ona baktığımda hevesle benim cevabımı beklediğini fark ettim.
"Pekala geleceğim. Ama fazla durmam." Heyecanla ellerini çırptı. Derin bir iç çekip merdivenlere yöneldim. Madem gidecektik, hazırlansam iyi olurdu.
***
Hazırlanmam bitince aynaya baktım. Siyah bir elbise giymiştim. Elbise kalın askılıydı ve eteğinin ön kısmı kuyruğuna göre kısaydı. Belinde kalın, gümüş ve siyah renkte bir kemer vardı. Saçlarımı açık bırakmıştım. Dudağıma kırmızı ruj sürmüş; gözlerime ise göz kalemi çekmiştim. Geriye birtek ayakkabı kalmıştı. Büyük dolabımın kapağını açıp en alttaki kısımda duran ayakkabılarıma göz attım. En uygun olan siyah topuklu botlarımı alıp ayağıma geçirdim. Elime küçük, kırmızı bir çanta almaya karar verdim. Odanın kapısı çalındığında ona gelmesi için seslendim. Lucy odaya girince onu inceledim. Çok güzel görünüyordu. Bana bakıp gülümsedi.
"Vay canına. Sanırım birini tavlamaya çalışan kişi sadece ben değilim." Kaşlarımı çatıp tekrar aynaya döndüm. Amacım sadece bir elbise giymekti. Kimse için hazırlanmamıştım. Ben bir şey diyemeden tekrar söze başladı.
"William ve Jake de gelecek. Onlara önceden haber vermiştim zaten. Birazdan gelirler." Onların geleceğini bana söylememişti. Ancak onların gelecek olmaları iyi bir haberdi. Parti onlarla daha eğlenceli olurdu.
***
"Sana partideki en güzel kız olacağını söylemiştim." William'a kaşlarımı çatarak baktım. Etrafta bunca güzel kız varken o hala inat ediyordu. Bakışlarımdan inkar edeceğimi anlamış olacak ki, tekrar söze girişti.
"Ciddiyim. Çok güzel olmuşsun." Ona gülümseyerek karşılık verdim. Sanırım benim dışımda herkes bugün özenli ve güzel olduğumu düşünüyordu. Konuyu daha fazla uzatmamaya karar verip etrafı incelemeye başladım. Villa çok güzel ve oldukça büyüktü. Etrafa bakınırken kenarda duran Zayn'i farkettim. Bana bakıyordu. Yanında arkadaşları bir şeyler hakkında konuşuyorlardı. Yüzünde şaşkın bir ifade vardı. Bu ifade daha çok ne yapacağını bilmediği için belirmiş gibiydi. Ona bakmayı kesip kafamı çevirdim. Bu gergin halimi William farkedip kolumu tuttu.
"Bir sorun mu var?" Hafifçe elimi boynuma götürüp derin bir nefes aldım.
"Kalabalık çok bunaltıcı oldu. Biraz bahçeye çıkalım mı?" Beni onaylamak amacıyla kafasını salladı. Bir elini belime koyup beni bahçeye yönlendirdi. Dışarıya çıktığımızda bizim gibi birkaç kişinin daha olduğunu farlettim. Yavaşça gecenin tadını çıkararak yürümeye başladık. Hava soğuk değildi. Çok hoş bir andı. Ay, bahçenin etrafındaki ışıklandırmalardan daha parlak bir şekilde bize bakıyordu.
"Alexis..." William bana seslenince ona döndüm. Sesinde büyük bir tereddüt vardı. Heyecanlı görünüyordu. Konuşup konuşmamak arasında kalmış gibiydi.
"Alexis. " Bu seferki ses William'a ait değildi. Aslında kime ait olduğunu gayet iyi biliyordum. Yavaşça arkama dönüp ona baktım.
"Biraz konuşabilir miyiz?" Kararsızlıkla ona bakmayı sürdürdüm. Zayn, bana bir adım daha yaklaştı. "Lütfen..." William'a döndüğümde ne demek istediğimi anlamıştı. Son kez bana baktıktan sonra isteksizce geri adım attı ve içeriye girmek için ilerlemeye başladı. Tekrar Zayn'e döndüğümde bana biraz daha yaklaştı. Ben ellerimle oynarken ilk konuşan o oldu.
"Bak, ben üzgünüm. Seni kırmak istemezdim. Sadece... ah bilmiyorum!" Cevap vermemeyi tercih ettim. Sadece onu dinliyordum. Derin bir nefes alıp devam etti. "Lütfen beni affet. Beni sıkmıyorsun. Aksine, seninle olmak beni mutlu ediyor. Üç gün seninle küs durmak çok zordu." Birkaç saniye öylece durduk. Sanırım olayı kendi içimde biraz fazla büyütüyordum.
" Üzgünüm, bu kadar uzatmamalıydım. " Gülümsediğinde ben de tebessüm ederek karşılık verdim. Onunla küs kalmayı ben de sevmiyordum. En iyisi bu inadı bırakmaktı.
"Yani barışık mı?" Hafifçe kafamı salladığımda bana sarıldı. Yavaşça kollarımı kaldırıp ona karşılık verdiğimde ona sarılmayı sevdiğimi farkettim. Güzel kokusunu içime çektim. Benden daha güzel koktuğu düşüncesiyle onu kıskanmıştım. Biraz geri çekildiğinde hala birbirimize yakındık ve kollarımız birbirimize dolalıydı.
"Çok güzel olmuşsun." Mahçupca dudağımı ısırdım. Gözleri dudaklarıma kaydığında ne olacağını anlamıştım. Yavaşça bana yaklaşırken kalbim hızlanmaya başladı.
"Alexis!" Hızla ondan ayrılıp geri çekildim. Hadi ama, yine mi! Bana seslenen kişiye döndüm. Lucy gözlerini kocaman açmış bir bana, bir Zayn'e bakıyordu. "Üzgünüm. Seni çağıracaktım ama meşgul olduğunu bilmiyordum." Zayn'e baktığımda rahatsızca yerinde hareket ettiğini fark ettim. Lucy'nin gelmesinden pek hoşlanmamış gibiydi.
"Neyse, o zaman yarın görüşürüz." Yarın okul takımının maçı nedeniyle tatil olduğunu fark etmem altı saniyemi aldı. Yani bu bir teklif olabilirdi. Yarın benimle buluşmak istediği için bunu söylemiş olabilirdi. Az önce söylediği cümleden çok farklı anlamlar çıkarabilirdim. Gülümseyip onu teyit ettim.
"Pekala, yarın görüşürüz o zaman." Ona el salladığımda bana aynı şekilde karşılık verdi. Lucy'nin yanına ulaştığımda içeriye girmek için ilerlemeye başladık. Yanıma neden geldigini merak ediyordum.
"Ne oldu?" Sıkıntıyla içini çekti. Mutsuz görünüyordu.
"Jason yok. Boşuna ümitlenmişim." Buna üzülmüştüm. Sonuçta buraya onun için gelmiştik. Gülümseyip bana imalı bir sekilde bakmaya başladı. "Boşver onu, sen iyi haberlerden bahset. " Gülümseyip koluna girdim. Bana her şeyi anlattıracaktı. Bu benim için sorun değildi. Sonuçta ben yarın için randevumu almıştım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Wedding Dress
FanfictionSana o kolyeyi çıkarmamanı söylemiştim. Sense onu çıkardın ve üstüne yere attın. Kafamı öne eğip yerdeki döşemeleri incelemeye başladım. Haklıydı. Ben sanmıştım ki... Ne sandığının bir önemi yok. Biz ayrılsak da, kötü bir şey olsa da o kolyeyi asl...