EP.5

890 66 128
                                        


İyi okumalar:):)✨💕

İnsanların, seviştiği gecenin sabahında neler hissettiğini her zaman merak ederdim. Utanırlar mıydı? Birbirlerine bakmadan sessizce yataktan kalkıp banyoya mı koşarlardı? Biri diğerinden daha erken uyandığında karşılaşmamak için hızla hazırlanıp evden kaçar mıydı yoksa hiçbirini yapmayıp bir tur daha mı düzüşürlerdi?

Peki, ya birbirini sevmeyen insanlar seviştikten sonra ne yapıyordu? Zihnim, saniyeler içinde sayısız cevap üretmeye başladığında, göğsümün sıkıştığını hissettim.

Killer, yatakta yoktu. Kelepçeler çözülmüştü ve üzerime ince, İpek bir nevresim örtülmüştü. Yatağın yanındaki küçük şifoniyerin üstünde yeni fark ettiğim not kağıdı, kalbimi bir kez daha acıtırken, uzanıp alacak ve ne yazdığına bakacak cesareti bulamadım. Bir gece kulübünde tanıştığınız biriyle, birkaç kadeh içki devirip geceyi birinizin evinde geçirdikten sonraki sabah iki yabancıymış gibi yollarınızı ayırırsınız ya. Kullanıp atılmış bir fahişe gibi. Tuhaftı. Saçmaydı. Ama hissettiklerim aynen böyleydi.

Ellerimi yatağa yaslayıp doğrulmaya çalıştığımda, alt kısmıma keskin bir acı saplandı. Dün gecenin acı kalıntıları. İnleyerek kendimi tekrar yatağa bırakırken, gözlerim ıslandı. Eğer, kullanıp atılmış bir fahişe muamelesi gördüysem unutmak için uğraşacaktım ve bu acı bana hiç yardımcı olmayacaktı. Korkuyla uzandım ve not kağıdını aldım.

Günaydın. Acil bir işim çıktığı için gitmek zorundayım. Fazla hareket etmemelisin, canın yanabilir.:)

Oh, Yüce Tanrım...

Cümlenin sonuna koyduğu işaretle kıkırdayarak kağıdı suratıma kapattım. Sözcükler sanki bir büyüydü de içimi aniden neşeyle doldurmuştu. Hissettiğim acıyı umursamadan ayaklanıp dolaptan üzerime temiz bir tişört ve eşofman altı geçirdiğimde boydan aynada bakışlarım yüzüme takıldı. Boynumun her yerinde koyu kızarıklıklar görünüyordu, yüzüm solgundu, saçlarım dağılmıştı ama soluk pembe, köşesinde küçük bir yara açılmış dudaklarımda geniş bir gülümseme vardı.

Mutfağa indim. Stoğu asla bitmeyen kahvemden kendime hazırlamaya başladığım sırada kapı çaldı. Arkama bir bakış atıp, sırıtarak makineye bir kişilik daha kahve ve su koyarak kapıya koşturdum. Killer gelmiş olmalıydı.

Hevesle kapıyı araladığım anda Bay Micheal'in ikinci kez çalmak için uzattığı eli boşluğa düştü. Dudaklarımdaki gülümseme yavaşça solarken, öfkeyle beni omzumdan itip içeri girdiğinde, elindeki kağıtları sertçe göğsüme yapıştırdı. "Lanet olası, herif!"

Ah. Yine ne olmuştu? Kaşlarım çatıldı. Merakla parmaklarının arasında buruşmuş kağıtları alıp incelemeye başlarken, "Sorun nedir?"diye sordum.

Ellerini beline yerleştirip, küçük koridorda olta atmaya başladığında alayla güldü. "Sorun ne mi? Sorun, aptalın teki olman!"

Killer'ın verdiği fotoğraflar. Renklendirilmiş, yoğun koyuluk büyük ölçüde azaltılmış ve nihayet katilin yüzü ortaya çıkmış fotoğraflar. Tanrım... Nefesim kesildi.

Bay Micheal yanıma yaklaşıp iri ellerini kağıda sertçe çarparken, "Bana bu lanet olası resimde ne gördüğünü söyle!"diye kükredi. Yutkundum. Katil... Dudaklarında sinsi bir gülümsemeyle önündeki ölü bedene bakan adam Killer değildi.

"Bu ne demek oluyor?"

Sesim şaşkındı. Daha çok ne olduğunu anlamaya çalışır gibiydi ve kalbim sanki patlayacak gibi atıyordu. "Tebrikler Bay Phongsakorn! Piçin teki size oyun oynamış, elinizdeki delillere bakarak sizi tutuklamak zorundayım!"

KILLER || VegasPeteHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin