-1 Hafta Sonra-
"Bebeğim ben çıkıyorum." Diye bağırdı Cameron kapının önünden.
"Tamam!" Dedim aynı şekilde mutfaktan bağırıp.
Kapı kapandığı anda mutfaktan çıkıp salona geçtim.
Tüm gün burada oturacak ve dizi izleyecektim.
Mahogany neredeydi bilmiyordum. 'Ben birkaç gün yokum.' Deyip ortadan kaybolmuştu.
Sierra ve Bayan Dallas ise Sierra'nın nişanlısıyla tuttukları evde kalıyorlardı.
Kısacası kocaman evde yalnız kalmıştım.
Yaklaşık yarım saat boyunca koltukta şekilden şekle girmiştim. Bir türlü rahat pozisyonu yakalayamadığımı anlayıp küveti doldurmak için üst kata koştum.
Küvet yavaş yavaş dolarken dolabın içini açtım.
Burdaki sabun ve köpüklerin çoğu Cameron'undu. Hatta aralarında birkaç tane parfüm bile vardı.
Hepsine kısa bir göz gezdirdikten sonra çilekli duj jelini görüp gülümsedim.
Küvet neredeyse dolmak üzereyken duş jelini suya boşalttım.
Aslında şu banyo bombaları denen şeylerden bulabilsem iyi olurdu fakat elimdekiyle idare etmem gerekiyordu.
Üstümdekileri çıkarıp suya girdiğimde derin bir nefes aldım.
Yavaşça belimi fayansa yaslayıp gözlerimi kapadım.
Ev sessizdi ve ben ilk defa sessizlikten korkmuyordum.
Yaklaşık on dakika küvetin içinde kaldıktan sonra kapı çalınca hızla yerimde sıçradım.
Cameron gelemezdi.. Yani işi bu kadar kısa sürmüş olamazdı değil mi?
Bornozu üstüme geçirdikten sonra hızla merdivenlerden indim.
Kapı bir kere daha çalınca "Geldim!" Diye bağırdım.
Hızla kapıyı açtığımda karşımda kızıl kafa,üstündekileri giymese de bir şey farketmeyecek gibi duran bir kadın duruyordu. "Buyrun?"dedim.
"Maggie Spout?" Dedi kadın.
"Evet benim?" Dedim.
"Bay Dallas sizinle konuşmak istiyor." Dediğinde
"Bay Dallas mı ? " Dedim sanırım Cameron'un babasından bahsediyordu. "Şimdi mi?"
"Evet," dedi kadın. "Hazırlanırsanız sizi de alıp şirkete gideceğiz."
"Oh, pekala. " Dedim. "Siz içeri geçin ben üstümü giyinip hemen geliyorum."
Kadın kafasını yavaşça sallayıp gülerek içeri girdiğinde üst kata doğru koştum.
Bay Dallas benimle görüşmek istiyordu ve içimdeki ses bunun iyiye işaret olmadığını haykırmakta ısrarcıydı.
___****___
"Adım Natasha demiştiniz değil mi?" Dedim arabaya binerken.
"Evet efendim." Dedi kadın da aynı şekilde arabaya binip kapısını kapatırken.
Koltuğa yerleşip kemerimi takınca "Bay Dallas beni neden çağırdı?" Dedim.
"Gittiğimizde görürsünüz." Dedi Natasha.
Yol boyunca sürücü koltuğundaki siyah takım elbiseli, gözlüklü ve iri yapılı olan adamı inceledim.
Bu hayat filmlerdeki gibiydi.
"Geldik efendim." Dedi şoför.
Adının Natasha olduğunu öğrendiğim kadını kafasını sallayıp kapısının açılmasını beklediğinde etrafımıza bakındım.
İki takım elbiseli adam bize yaklaşıp kapılarımızı açtığında gülümseyerek inip "Teşekkürler." Dedim. Kapımı tutan adam da bana gülümseyince Natasha'nın peşinden şirkete doğru yürüdüm.
Bu şirket fazla büyüktü. Dış mimarisi siyahtı. İçeride ise yine aynı şekilde gri ve siyah tonlar hüküm sürüyordu.
"Bu taraftan." dedi Natasha asansörü gösterip.
Ah,işte o lanet yavaş asansör.
Normalde bana bir ömür gibi gelen bu asansör bekleme işi ilk defa bugün bu kadar kısa sürerken titrek adımlarla içeri girdim.
Natasha en üst katın düğmesine basarken derin bir nefes aldım.
