Y/N: Adını Derek koymamın sebebi sizin o mükemmel DEREK ELALEME NE DEREK esprileriniz... İyi okumalar ._.
"Son kez soruyorum," dedi Cameron koltukta oturan adama bakarak.
Yutkunup adama döndüğümde bana bakıp gülüyordu.
"Merhaba Maggie," dediğinde iç sesim kendi kendine lanetler okumaya başladı.
"Maggie?" dedi Cameron bana dönüp. "Bu da kim?"
"Beni hatırladın mı?" dedi koltuktaki YARDIM ETMEK İSTEYEN adam.
Tekrar yutkunup kafamı salladığımda "Güzel," dedi. "Beni unutmanı istemem."
Sonunda Cameron bağırıp araya girdiğinde yerimde sıçradığımı farkettim.
"Kimsin?" dedi sesi tüm evde yankılanırken.
"Benim kim olduğumun ne önemi var?" dedi gülerek. "Önemli olan buraya neden geldiğim."
"Git," dedim. "Lütfen."
"Ah," dedi bana doğru bakıp. "Hadi ama Maggie. Daha sana küçük iyiliğimi bile yapamadım."
"Maggie," dedi Cameron kolumu tutup. "Bu kim?"
Cameron'un yüzüne bakmamaya çalışıp adama döndüğümde "Ben Derek." dedi.
Cameron kolumu bıraktığında "Ve sen de Cameron." diye ekledi.
"Derek," dedim sesim titrerken. "Benden ne istiyorsun?"
"Senden değil," dedi ve eliyle Cameron'u gösterip ekledi. "Benim isteğim onun babasından."
"O zaman git onunla konuş." dedim. Ellerimin titremeye başladığında Cameron araya girdi. "Babam mı?"
Derek kafasını sallayıp güldüğünde sehpanın üstüne oturup derin bir nefes aldım.
"Maggie," dedi dizime dokunup kulağıma doğru eğilerek. "Sana yardım etmek için geldim."
Yanaklarımın ıslandığını hissettiğimde "Lütfen," dedim. "Git burdan."
"Şimdi olmaz." deyip elini çekti ve ayağa kalktı. "Gerçekleri söylemeden olmaz."
Gözlerimi silip aynı şekilde ayağa kalktığımda kolundan tuttum. "Ne gerçekleri?"
Kolunu hızla çekip bağırdı. "Babanla annenin nasıl öldüğünü biliyor musun Maggie?" dedi ve Cameron'a döndü. "Ya da nasıl öldürüldüğünü mü demeliydim?"
"Hangi cehennemden bahsediyorsun?" dedi Cameron da Derek'e dönüp.
"David Dallas," dedi Derek tekrar bana dönüp. "Arabanın kaza yapmasını sağlayan kişi oydu."
Hiçbir şey demeden Derek'in gözlerine baktığımda ekledi. "Annen ve baban o adam yüzünden öldüler Maggie."
"A-ama," dedim kafamı sallayıp. "Bu çok mantıksız."
"Mantıksız mı?" dedi Derek kahkaha atıp. "Hadi ama Maggie. O adam insanların acı çekmesinden zevk alan piçin teki. Neden mantıksız olsun ki?"
"David böyle bir şey yapmış olamaz." dedi Cameron. "Ne kadar kötü biri olsa da yapamaz."
"Yapamaz mı?" dedi Derek tekrar gülüp. "O adamın kaç kişinin ölümüne neden olduğunu biliyor musun sen?"
Cameron anlamsızca ona baktığında bağırmaya başladı "13 Haziran 2006. O tarihte ne olduğunu hatırlıyor musun Cameron?"
"Yangın," dedi kısık sesiyle. "Kereste fabrikasındaki yangın."
"Aynen o.." dedi Derek. "Senin babanın ihmali yüzünden çıkan o yangını hatırlaman ne güzel!"
Derin bir nefes almaya çalışıp kendimi koltuğa bıraktım ve gözlerimi kapadım.
Bay Dallas neden böyle bir şey yapmak istemiş olabilirdi ki?
"Şimdi Maggie," dedi Derek sesini alçaltarak. "Ailenin katilinin oğluyla aynı evde kalmak istiyor musun?"
__*****___
"Cameron sen mi beni bırakırsın yoksa ben kendim mi gideyim?" Dedim son kez ona bakıp.
Derek gittiğindendir o koltukta oturmuş duvarı izliyordu.
Aslında şuan sessiz kalması gereken kişi bendim fakat olayın şokunu hâlâ üstümden atamamıştım.
"Güzel," dedim kafamı sallayıp. "Ben kendim giderim."
Yanından geçip salondan çıkacağım sırada kolumdan tuttu. "Hiçbir yere gitmiyorsun."
Kolumda yayılan acıyla inledim. "Bırak beni."
Kolumu daha çok sıkıp beni yanına çektiğinde bağırdım "Bırak beni Cameron!"
Sinirle koltuktan kalkıp bağırdı. "Seni bırakayım mı? Cidden istediğin bu mu?"
"Benden uzak dur!" Dedim kolumu çekmeye çalışıp.
İç sesim Kolunda büyük morluklar oluşacak diye bağırırken Cameron kükrer gibi konuştu.
"Bunu ben mi istedim?" Diye bağırdı. "Sence böyle bir babam olsun ister miydim?"
Kolumu tutan eli daha da sertleşirken alt dudağım acıyla titredi. "Kolum," dedim. "Acıtıyorsun."
"Acıyor mu?" Dedi sinirle gülüp aniden beni duvara doğru iterek. "Ne kadar acıyor anlatsana?"
Sırtım sert duvara çarptığında acıyla bağırdım ve göz yaşlarımın akmasına izin verdim.
"Bir kere olsun beni düşündün mü?" Dedi sehpanın üstündeki küçük kaseyi eline alıp duvara fırlatarak. "Bir kere olsun Cameron'u düşündün mü?"
Kase kafamın çaprazındaki duvara çarpıp parçalara ayrılırken ağlamamı durdurmaya çalıştım.
"Ama hayır," dedi bu sefer küçük bibloları eline alarak. "Maggie Cameron'u düşünemez! Çünkü Maggie siktiğimin yalanlarını öğrenmekle meşgul!"
Küçük biblolardan birini de duvara fırlattığında "Yeter.." dedim fısıldayarak. "Lütfen.."
"Yeter mi sence?" Dedi Cameron ellerini iki yana açıp bağırarak. "Sence yeter mi?"
Yüzü kızarmış,gözleri dolmuştu.
"Beni bir kere dinlesen olmaz değil mi,Maggie? Bir kere olsun bana inansan, benimle kalsan olmaz değil mi?"
Kendini koltuğa bıraktığında titreyen ayaklarımı kendime doğru çektim. "Bir kere olsun bana güvensen olmaz mıydı?"
Sessiz kalıp cevap vermediğimde kafasını geriye doğru atıp nefes almaya çalıştı.
"Üst katta," dedi. "Odamdaki küçük çekmecede ilaç kutusu var."
Sesi fısıltaya dönüşürken gözlerimi silip onu dinledim. "Onu getirebilirsin?"
Hiçbir şey yapmadan yerimde kaldığımda "Maggie!" Diye bağırdı. "Lütfen."
Cam parçalarına dikkat etmeye çalışıp ayağa kalktığımda "Çekmecenin kilidi kapalıysa dolabın altındaki anahtarı kullan." Dedi.
Titreyen ayaklarıma yön vermeye çalışıp merdivenlerden çıktığımda Cameron'un odasına girip çekmeceye doğru ilerledim.
Kilitli olmayan çekmeceye şükredip içindeki ilaç kutusunu elime aldığımda gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
Bu kadar olay ruh sağlığım için iyi değildi.
İlaç kutusunu alıp alt kata indiğimde titremem az da olsa durmuştu.
Mutfağa girip bardağa su koyarak kutudan bir tane hap aldım ve tekrar salona doğru ilerledim.
"Cameron," dedim yanına oturup. "Al."
Gözünü açıp elimdeki ilaca baktı ve kendi kendine fısıltıyla bir şeyler söyleyip ilacı ve suyu alarak içti.
Teşekkür etmesini beklerken "Şimdi gidebilirsin." Dedi. "Şuana kadar yaptığın her şey için teşekkürler."
Alt dudağımın titremesini engellemeye çalışıp kafamı salladığımda "Yaptığım her şey için," Dedi ve elini yanağıma koyup ekledi. "özür dilerim."
O içimi burkan gülüşünü yüzüne yerleştirdiğinde dolmuş gözlerine bakıp "Sanırım buraya kadarmış." Dedim.
Az önce buraları yıkıp dağıtan o değilmiş gibi "Senden bir şey isteyebilir miyim?" Dedi.
Anlamsız bakışlarımla ona baktığımda "Lütfen," dedi. "Benden başka kimseyi sevme olur mu?"
