"Maggie," dedi Brent omzuma dokunup. "Hadi gidelim."
Son kez mezar taşlarına bakıp gözümdeki yaşları sildim. "Gitmesek olmaz mı?"
"Maggie," dedi bu sefer kolumu tutup. "Yaklaşık yarım saattir burda duruyorsun.. Hem hava yağmurlu."
"Lütfen Brent," dedim.
"Arabamı sana bırakıyorum." dedi ve cebinden anahtarı çıkarıp avucuma sıkıştırdı. "Eve geçtiğinde haber ver."
Kafamı sallayıp anahtarı sıkıca tuttuğumda "Ve," dedi şemsiyesini de uzatıp "Dikkatli ol."
Uzattığı şemsiyeyi alıp kafamı salladığımda alnıma bir öpücük bırakıp mezarlığın çıkışına doğru yürüdü.
"Yalnız kaldık." dedim mezar taşlarına dönüp.
Havadan düşen damlalar taşların üzerini ıslatırken "Sizi seviyorum." dedim.
Sesimin titremesini umursamadan göz yaşlarıma izin verdiğimde elimde ağzımı kapadım.
Bağırmak istiyordum ama bağıramıyordum.
Boğazımdaki o lanet olası taş bir türlü aşağı inmiyordu.
Sonunda ağlamayı bırakıp mezarlıktan ayrıldığımda çantamda çalan telefonu hissettim.
Telefonu çıkarıp ekrana baktım.
"Cameron Arıyor.." yazısına küfredip aramayı reddettim ve arabaya binip motoru çalıştırdım.
-Cameron-
"Maggie bana cevap vermiyor." dedim telefonun ucundaki Matt'e.
"Eski evine gitmiştir." dedi.
"Bu ev neredeydi?" dediğimde "Cameron.." dedi.
"Matthew Lee Espinosa," dedim. "Ev nerede?"
"İyi," dedi pes eder gibi. "Sana mesaj atıyorum."
Telefonu hızla kapatıp mesajını bekledim.
Cenazeye gidemezdim.. Yani bu Maggie'nin sinirleri için iyi olmazdı.
Telefonuma gelen mesajdaki adrese bakıp hızla motoru çalıştırdım. Fazla uzak sayılmazdı..
Evin önüne geldiğimde motoru durdurup hızla arabadan indim.
Sağanak yağmur devam ediyordu.
Kapıya doğru koşup zile bastım. "Maggie," dedim cevap gelmesini beklerken.
Maggie cevap vermedi.
"Maggie," dedim ve kapıyı yumrukladım. "Bebeğim aç şu kapıyı."
Siyah ceketimin üstüne düşen yağmur damlaları çoğalırken tekrar kapıya vurdum. "Maggie aç şu kapıyı.Korkuyorum."
Ve yine cevap yok.
"Maggie," dedim son kez kapıya vurup. "Açar mısın?"
"Hayır," dedi kapının arkasından. Sesi titriyordu.
"Maggie umarım ağlamıyorsundur." dedim kapıyı yumruklamayı bırakıp.
"Şirketine geri dön Cameron." dediğinde "Maggie açar mısın kapıyı? Olanları duydum.." dedim.
"İyi ya. Bir kere daha bana acımış olduğun için sevinmen gerek." dedi.
"Maggie ya bu kapıyı açarsın ya da camlardan birini kırıp içeri girerim."
Cevap vermediğinde alnımı kapıya yasladım."Maggie lütfen."
Yağmur şiddetini arttırırken pes edip yere oturdum ve sırtımı kapıya doğru yasladım.
