"Don't be gone too long..Tell me who's gonna love me when you're gone" diye bağırıp tabakları yerlerine koydum.Cameron ise Drake söylüyordu
"How 'bout now cause I'm up right now and You stuck rigt now"
"Çok farklı insanlarsınız.. " dedi Mahogany bardakları dikkatle dolaba kaldırırken.
"Müzik zevklerimiz farklı." diye düzeltti Cameron. "Yoksa ikimiz de nefes alıyoruz. "
'Ciddi misin?'der gibi ona baktığımda sırıtıp bulaşıkları yıkamaya devam etti.
"Yarın Sevgililer Günü..Biliyorsunuz,değil mi?"
Cameron rahatsızca öksürüp "Evet." dedi. Ben de kafamı olumlu şekilde sallayıp "Evet." dedim.
"Yanii?" dedi Mahogany tek kaşını kaldırıp. "Yanisi yok. Evde oturacağız."
"Aynen" dedim yarım ağız gülümseyip Cameron'u destekler gibi.
"Ah, siz salak mısınız? Bakın, gerçekten olmasa bile siz çift sayılıyorsunuz... Kesinlikle bir yerdeki dansa ya da her hangi bir yemeğe gitmelisiniz."
Mahogany bunu dediğinde Cameron bana döndü. "Maggie hasta. Bir yere gidemeyiz.."Tam ağzımı açacakken"Hem gitmek de istemiyorum." diye ekledi.
Ben istiyorum!
"Aynen" dedim yine.
"Tüm gün evde mi oturacaksınız?"
"Evet." dedik aynı anda. Mahogany gülerek son bardağı da koyup bize döndü. "Size cidden üzülüyorum."
"Ben de." dedim sırıtıp.
Cameron bir şey demeden güldü ve mutfaktan çıkıp salona geçti.
Tamam, yarın Sevgililer Günü olabilirdi.. Ama biz gerçek "SEVGİLİ" değildik.
Mahogany de Cameron'un arkasından gidip koltuğa oturdu. "Yine de birbirinize hediye alacaksınız,değil mi?"dedi Cameron'a dönüp.
Ben de tezgahın üstüne oturup onlara doğru döndüm. Amerikan tipi mutfağın en iyi yönü buydu.
"Sen hediye ister misin Maggie?" dedi Cameron bana bakıp.
Omuz silktim. "Gerek yok."
Gerek var.
"O zaman hediye almıyoruz.. Değil mi?"
"Aynen." dedim ve kafamı salladım.
Gerek var. Hediye almak zorundasın Dallas.
Cameron gülüp televizyona döndüğünde tezgahtan kalkıp odama çıkmak için merdivenlere doğru yürüdüm.
"Nereye?" dedi Cameron.
"Iım. Başım,"dedim ve başımı tuttum. "Ağrıyor."
"İlaçlarını içtin değil mi?"
"Evet." dedim. "Her neyse. Ben uzansam iyi olur."
"Bir şey olursa seslen."Bir şiy ilirsi sislin.
Kafamı sallayıp merdivenlerden çıkmaya başladım.
-Cameron-
Bence Sevgililer Günü tam bir saçmalık. Yılın geriye kalan 364 günü sevgilime onu sevdiğimi söyleyebilir, çiçek alabilir ve süprizler hazırlayabilirim ama bir 14 Şubat günü tüm bunları yapmak zorunda olmamın mantıklı bir açıklaması olmak zorunda, değil mi?
"Ne hediye alacaksın?" dedi Mahogany heyecanla.
"Hiçbir şey?"
"Hiçbir şey mi? Ciddi misin Cameron!" diye sızlandı. Sesimi çıkarmadığımda yastığı koluma atıp "Ona hediye almak zorundasın!" dedi.
