30 Ocak | 21.51 Pazar.
•
Yaşamış olduğum şaşkınlık, zehirli bir sarmaşık gibi bedenimi sararken aynı zamanda nefes almam zorlaşıyor, patlayacakmış gibi hissediyordum.
Oflaz, az önce ona abi mi demişti?
Atilla bana göz ucuyla baktığı sırada onunla birkaç saniyelik bile olsa göz göze gelebilmiştik. Bakışlarında hiçbir duygu yoktu. Masmavi bir denizi andıran hırçın göz bebekleri; ilk kez berrak ve durgundu.
Ona hayal kırıklığı ile bakıp kolunu bıraktım ve afallamış bir biçimde yatağa oturdum. Oflaz yetmezmiş gibi, şimdi de Atilla tarafından kandırılmış ve kendimi bir hiç gibi hissetmiştim. Yaşadığım bunca şeyin sebebi olan adamın, abisine mi güvenmiştim gerçekten? Gonca'ya dokunup, onu öpmesini sırıtarak mı izlemiştim?..
"Gonca'ya ne yaptın?"
Atilla'nın sesi oldukça kalın ve ürkütücü çıkmıştı. Elleri titriyor, gözü seğiriyordu. Oflaz önce bana, sonra yatakta öylece yatan Gonca'ya bakıp dudaklarını kıvırdı. O böyle yapınca ben daha çok korkup, defalarca yaptığım gibi onun nabzını kontrol ediyor ve adını sayıklıyordum.
"Eter." diye alayla mırıldanan Oflaz, konuşmasına devam edecekken Atilla yumruk yaptığı elini çoktan yüzüne indirmiş ve delirmişçesine onu dövmeye başlamıştı bile.
"Küçücük çocuğu eterle bayıltmak ne ulan?" deyip onu duvara yapıştırdığında, dudağının kenarı kanayan Oflaz kahkaha atıp, "İnsanların kalbini çıkarıp dondurucu da saklıyorum, ona eter koklatmam seni neden bu kadar şaşırttı?" dediğinde Atilla bir yumruk daha attı. Ardından onun yakasından tutarak ayağı kaldırdı, "Bir an nasıl bir piç kurusu olduğunu unuttum." dedi ve göğsüne tekme atıp tekrar yere düşmesini sağladı.
"Gazel'e annemin kalbini çıkardığım günü anlattın mı? Oturmuş sadece izliyordun, yüzün-"
Atilla bir kez daha vurdu, bir kez daha ve bir kez daha...
Ortalık kan gölüne dönmüştü, Oflaz kan kusuyor ve gittikçe bilincini kaybediyor gibiydi fakat Atilla daha çok kendini kaybetmişti. Gözü dönmüş hıçkıra hıçkıra ağlıyor, aynı zamanda Oflaz'ı tekmelemeye devam ediyordu. Sanki bunu ona yapmak istemiyordu, sanki kardeşine sımsıkı bir biçimde sarılmak istiyordu... Atilla ayağını kaldırıp bir tekme daha atacakken, hızla ayağı kalkıp, arkadan beline sarıldım ve durması adına adeta bütün gücümle kollarımı birbirine kenetledim.
Atilla, o birkaç saniye boyunca onu teklemeye devam etti. Ben ise onu o kadar çok sarmıştım ki, sanki biraz daha kendime bastırsam içime girecekti.
Atilla durdu, göz ucuyla bana baktı ve sertçe yutkunup yere çöktü. Göz yaşları bir an olsun dinmiyor, öfkesi bir an olsun durulmuyordu adeta patlayan bir volkan gibiydi.
"Ona bunu yapmak istemiyorum, babamdan hiçbir farkım kalmadı..." diye bağırdığında, başından tutup göğsüme yasladım ve duyduklarım karşısında uğramış olduğum şok ve acı ile birlikle ona eşlik ettim.
Şimdi ikimizde ağlıyorduk, akıttığı sıcak gözyaşlarını kalbimin üzerinde hissediyor ve daha çok okşuyordum saçlarını.
Bu böyle bir süre devam ederken, Atilla başını kaldırıp bana baktı.
Yüzü sırılsıklam, gözleri kan çanağı gibiydi. Yavaşça yaşlarımı silip, sol elimi kaldırdım ve yüzüne doğru götürüp yaşlarını sildim. Atilla gözlerini kırpıştırıp, "Sana yalan söylemek istemedim ama Oflaz yüzünden, seni de kaybetmek istemiyorum." dedi.
Sesi boğuk ve kalın çıkmıştı, gözlerinden yaşlar akmaya devam ediyor ve ince dudağının kenarında bitiyordu. Şaşırmış, ne demek istediğini anlayamamıştım.
Kurduğu cümle üzerine derin bir nefes aldım ve tam konuşacağım sırada, Atilla iki elini de kaldırıp yanaklarıma koydu ardından soğuk ellerini yüzümde bastırarak beni kendine doğru çektiği gibi dudaklarıma bir öpücük kondurdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KATAKULLİ / +18
Romance༄ Açık cinsellik ön plandadır, rahatsız olacaklar lütfen okumasın. • Kapak tasarımı : @japoncivciv
