On birinci bölüm | Savaşa davet 🖤

22 3 1
                                    


🖤
Son söylediği sözler kulağıma yankı uyandırmıştı.
O kız gibi mutlu olmamı ve gülmemi istemişti.
Benden imkansız bir şey istemişti.
Ben o kızın hayatının başı ve ortasıydım sonu kesinlikle değildim.

Uyumuştum bulut yanımdan ayrıldığında geceden beri onun gitmeden önce kurduğu cümleleri zihnimde tekrar ettirmiştim. sonrasında zaten uyuya kalmışım.

Gözlerimi araladığımda üzerime serili olan yorganla göz göze geldim.
Ardından etrafıma bakındığımda tekli koltukta gözleri kapalı olan bulutu gördüm.
Hala uyuyordu peki ne zaman buraya gelip sızmıştı.

Bedenimi tam buluta dönüp uyurken onu seyretmeye başladım.
Defalarca kez kendime engel olmak istesemde olmuyordu onu seyretmekten kendimi alı koyamıyordum.

Ne kadar zaman onu izlediğimi bile bilmiyorum tek bildiğim bir şey var oda zamanın hızla akıp gitmesiydi.

Kıpırdadığını anladıpımda ani bir şekilde arkamı döndüm.

"Arya sen uyurken beni mi seyrediyorsun ?"
Demişti uykulu bir sesiyle .

Koltukta diklendim. " hayır tabikide ne saçmalıyorsun sen" demiştim yüzüne döndüğümde.

"Belkide uyanıktım uyumuyordum " demişti alttan alttan sırıtırken.

Gözlerim kocaman olmuş ve yanaklarımda oluşan sıcaklığı hissetmeye başlamıştım
Çaktırmadan elimi yanağıma dokundurduğumda elim yanmıştı.

Cevap vermemiştim ve bu halim onu daha çok güldürmüştü.

Ayağa kalkıp yorganı katlamaya başladım.

"Bende bize kahvaltı hazırlayayım " demişti koltuktan doğrulduğunda .

Yine biz demişti iki yabancı olmamız gerekirken bulut ise biz demişti.

Onunla her vakit geçirdiği de onun varlığına daha çok alışıyordum. Buna kalbim de dahilmiydi ?

Bulut mağrifeti göstermiş ve masayı bir güzel donatmıştı.

"Kahvaltı hazır gelebilirsin arya " demişti çaylarımızı doldururken.

Yavaş adımlarla masaya ilerleyip karşısına oturdum . Çayımı uzattığında usulca elinden alıp önüme koydum.

Konuşmuyordu, konuşmuyordum.
Sadece kahvaltımızı birlikte yapıyorduk.
Gözlerimiz birbirine temas ettiğinde ikimizde dünkü olayı hatırladığımızda gözlerimizi birbirinden kaçırıyorduk.

Bu şekilde kahvaltımızı yapıp bitirmiş ve bulaşıklarımızı kaldırıp mutfağı toparlamıştık.
Aynı ortamda bulunmuş olsakta gözlerimiz birbirlerini görmemişti.
Neyseki bugün okul yoktu hafta sonuydu. Anneme her zamanki gibi gizemlerde olduğumu söylemiştim.
Gizem ve Emre'yi tanıdığından dolayı onlarla olmama veya evlerindede kalmama birşey demiyordu.

Oturma odasına geçtiğimizde kapı çalmıştı.

Koltuğa oturduğumda bulut kapıyı açmaya gitmişti.

"Arya burada mı " demişti sesin sahibini tanıyordum ,gizemdi.

Ayağa kalkıp kapıya doğru ilerlerken " burada " demişti bulut.

"Sizin burada ne işiniz var " dedim bir gizeme birde Emre'ye bakarken.

" ne o yoksa bizi gördüğüne sevinmedim mi ? " demişti emre alınmış gibiydi.

"Yok ondan değil şaşırdım sadece " demiştim cümlemi toparlamaya çalışırken.

"Ee hadi içeri geçin ayakta kaldınız " demişti bulut kapıdan geriye çekildiğinde.

MEYUS Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin