Askeriyeden çıkmıştım. Tekrar o parka gittim. Banka oturdum yavaşça. "Ne zaman buraya gelsem bir derdim olduğunu fark ettim"dedim.
Sanki kendi kendime konuşuyormuş gibi. Hava yağmurlu değildi belki ama soğuktu.
Rüzgarın tenime değmesiyle ürperdiğimi hissettim. Son zamanlarda günlerimin nasıl geçtiğini anlayamıyordum.
Birinin saçımı okşayarak her şey geçti demesine ihtiyacım vardı.
Ancak o kişi yoktu. Ya uzaktaydı ya da hiç bana gelmemişti.
Yanımdaki bankta hareketlilik hissettiğimde bir kız gördüm.
Sürekli insan çekiyordum.
"Özür dilerim rahatsızlık vermek istememiştim" bakışları hala yerdeyken konuşmasıyla "Yok sorun değil" demiştim.
"Üzgün olduğunuzu görünce yalnız olduğunuzu hissetmenizi istemedim" hala daha bakışları yerdeyken kendimi mutlu hissettim.
Böyle insanlar kalmış mıydı sahi?
"Teşekkür ederim" keşke herkes sizin gibi olabilse. "Adım Eylül" sonunda yerden kaldırdığı bakışları beni buldu.
Benden sadece 4-5 yaş daha küçüktü. "İnci ben de memnun oldum" sadece gülümsedi. Aslında yanımda oturma sebebi bu değildi öyle değil mi?
"Sorun ne?"kendime engel olamadan sordum. Her zaman dinlenmesi gereken ben değildim sonuçta.
"Sadece"kelimeler zorlukla ağzından çıkıyor gibi bir hal aldı. Yüzünü inceledim bir süre. Kahve renginin koyu tonu gözleri vardı ve kahve rengi saçlarıyla çok güzeldi.
Sonbaharı andırıyordu.
İsmi ne çok yakışmıştı öyle.
"Yanlış anlamayın size güvenmemek değil bu hislerimi dökemiyorum sadece" yüzünü ellerinin arasına aldı. Bir yarası olduğu belliydi.
Yanına yaklaştım hafifçe. Elimden geleni yapabilirdim mutlu hissetmesi için. Ellerimi nazikçe saçlarında gezdirdim.
Yüzünü ellerinin arasından kaldırıp bana baktı. "Benim hoşuma gider bu hareket" gülümsedi bana. "Teşekkür ederim bazılarının yapmadığını 2 dakikalık bir süre de yaptığınız için"
Tatlıydı. En önemlisi saygılıydı. "Eylül neredesin Allah'ın cezası kız" gözlerini yumarak yanımdan kalktı. "Gitsem iyi olur" ellerim saçlarından yavaşça kaydı.
"Bir sorun olmadığına emin misin?"sorduğum soruyla saatine baktı. "Hayır hayır,o dediğine bakmayın teyzem benim için endişelenmiş olmalı. Umarım bir daha görüşürüz"
"Görüşürüz" dedim kup kuru. Bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyordum. Bu kızda bir şeyler vardı. Bu kadar tesadüf gerçekten de fazlaydı öyle değil mi?
Yavaş adımlarla parktan ayrılırken onu izledim. Çok ayrılamamışlardı ki yanına bir kadın geldi. Bir birlerine sım sıkı sarıldılar.
Demekki sadece endişelendiği için söylemişti o kelimeleri. Daha sonra kadın kızın her yerini inceledi.
Ben düşsem benim yarama kim bakardı ki?
Kimse.
Olsun ben bakardım o bile yeterdi. En azından kendime sahiptim.
Bu nasıl cümle amk.
Cümle olan bir cümle
Onları izlemeyi bırakarak yerimden doğruldum soğuk artmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Askerin Tek Zaafı
Teen Fictionİnci abisini aramak isterken yanlış numarayı tuşlaması sonucunda abisinin timinden birini arar. Aradığı kişiyle zor zamanlar geçirmesine rağmen ona alışır. Konuşurken sakladığı sırların ortaya çıkmasıyla olaylar karışır. İnci duvarları yıkılmayan bu...
