3. Dersin ortalarına geldiğimizde hoca bizi üç saatlik art arda ders olduğu için serbest bırakmıştı. Hoseok ile internette gördüğümüz şeyler hakkında konuşurken sınıfa okulun basketbol takımının başkanı girdi.
"Hocam izniniz varsa duyuru yapabilir miyim?"
Hoca izin verdiğinde Jeongin tahtanın önüne gelmişti.
"takımdakiler ve yedektekiler, biliyorsunuz iki haftaya ülke turnuvaları başlayacak. Bu dağıtacağım kağıtlar ise başka şehirlere gitmeniz için velilerinizin imzalaması gereken kağıtlar. Bu kağıtları en geç cuma günü Jinyoung hocaya vermeniz gerek. Pazartesi günü getiremezsiniz cuma gününe kadar herkes getirsin lütfen"
Jinyoung elindeki kağıtlarla bizin sıramıza gelmiş ve Hoseok'a gereken kağıtları vermişti.
"daha yeni ilçe turnuvalarından çıktık. Biraz aceleci olmadı mı? Ki zaten sınav haftasındayız"
"onu bana değil Jinyoung hocaya söyleyeceksin vallaha. Bende dedim erken diye ama ne beni dinliyor ne seni"
Hoseok sıkıntıyla oflayıp kağıtlara bakmıştı.
"Yoongi sen yedeklerde misin hala?"
"yok. Çıktım ben yedeklerden de"
"anladım. Dikkat et kendine"
"teşekkür ederim. Sende dikkat et"
Jeongin sınıftan diğer takımda ve yedekte olanlara kağıtları dağıtmaya giderken Hoseok'a verilen kağıtlara baktım.
"gitmeyi düşünüyor musun?"
"tek seçeneğim o. Eğer bilerek gitmezsem kulüpten atılırım"
"haklısın... Ama ben ne olacağım? Hyunho beni asla rahat bırakmaz"
"bizimkilere söylesem olayı? Gwinam kulüpte değil. Sana göz kulak olabilir"
"yedeklerde değil mi o?"
"sanırım değil. Olsa bile ailesinin izin vereceğini sanmam"
"ya izin verirse?"
Hoseok bir süre susup düşünmeye başlamıştı. Gwinam yedeklerde olmasa bile Gwinam ile baş başa kalmamı isteyeceğini düşünmüyorum.
"buldum! Benim ortaokul arkadaşım var. Uzun zamandır konuşmuyoruz ama rica etsem kıracağını düşünmüyorum. Hem en azından Gwinam gibi homofobik değil"
"hangisi?"
"Namjoon. Sürekli en arkada uyuyan vardı ya"
"hatırladım. O hala bu okulda mı? En son okul değiştirdi diye biliyorum"
"gittiği okulu beğenmemiş. Geri geldi bu okula"
"anladım... Öyle yaparız o zaman"
Hoseok gülümseyip alttan elimi tutmuş ve kağıtları dikkatlice okumaya başlamıştı. Onunla birlikte okurken ülke turnuvasının dört ay boyunca süreceğini gördüm. Bu dört ay boyunca 13 şehire gitmesi gerekiyordu. Diğer şehirin okulları buraya gelecekti. Onun planı için endişelenirken başka bir şey gözüme çarptı. Her perşembe ve pazar günleri turnuvaya çıkacaklardı. Diğer günler ise dinlenip pratik yapacaklardı. Hoseok kağıtları katlayıp çantasına koyunca üzüntüyle iç çektim. Bu dört ayda birbirimize doğru düzgün zaman ayıramayacaktık.
"buraya geldiğin zaman buluşacağız dimi?"
"tabiki de buluşacağız bebeğim. Ömürlük gitmiyorum sonuçta"
Hafifçe başımı onaylar şekilde salladım. Ömürlük gideceği düşüncesi gözlerimi doldururken Hoseok bana sarılıp başımı göğsüne dayayınca akmakta olan gözyaşlarımı saldım. O sırada zil çalmıştı. Sınıfın yarısı boşalırken gözyaşlarım durdurup Hoseok'a baktım. Hoseok göz yaşlarımı silip gizlice yanağıma küçük bir öpücük kondurduca hırkamın kollarıyla gözlerimi sildim. Hoseok'tan ayrı kalmayı istemiyordum...
Okulda telefonlar alinmadan atiom slay

ŞİMDİ OKUDUĞUN
My Childhood Is You | Sope
Fanfic"Benim çocukluğum sensin Yoongi" "ama Hoseok... Ben ölüyorum" Dedi genç çocuk son zamanlarını yaşadığını bilerek. Ardından bir gözyaşı düştü dudaklarına. Karşıdaki gözlere baktı ve burukça gülümsedi. Yaşayabilecek miydi? İçindeki aşk onu yaşatacak m...