19. Bölüm - İmkansız -

7 3 0
                                    

Son 6 gün...

Annemin dediklerinden hiç kimseye bahsetmeyecektim. Belki de bana acır ve aldığı karardan vazgeçerdi. Çok imkansız gibi görünsede içimde yinede bir umut ışığı var. İçimdeki umut ışığı, ne olursa olsun sönmek istemiyor, sonuna kadar mücadele vermek istiyor.

Her savaşta, kılıçlar veya silahlar kullanılmaz. Benim içimdeki umut ışığıda, kılıçla veya silahla mücadele vermiyor.

"Nisa, ne olduğunu anlatacak mısın?" diyen, Berk'e yüzümü çevirdim. Parktaki bir bankta iki kişi oturuyorduk. "Neden beni buraya çağırdın?" diye sorgulamaya başladı.

Bakışlarımı tekrardan yere çevirdim ve susmayı tercih ettim ama o, pes edecek gibi gözükmüyordu.

"Beni, neden buraya çağırdın?" dedi, kelimelerin üstüne basa basa. Gözlerimi yerden çevirmeye tenezzül etmeden cevap vermek amacıyla dudaklarımı aralamıştım ki, gür sesi beni susturmaya yetmişti.

"Bana bak!" diyerek gürledi. Korkumdan bakışlarımı ona çevirdiğimde gözleri bana endişeli bakıyordu. "Sorunun ne?" diye sordu.

"Hiçbir şey." dediğimde, bana inanmadığını biliyordum.

"Sana inanmıyorum!" dediğinde ise gülümsedim.

"Biliyorum." dedim.

"Neyi?" diye sorduğunda kahkaha attım.

"Bana inanmadığını." dediğimde, hâlâ bana endişeli bakıyordu.

"Neyin var senin Lavantam?" diye sorduğunda omuz silktim.

"6 gün sonra burada olamayabilirim." dediğimde, bana anlamaz gözlerle baktı.

"Ne yani şehir dışına mı taşınacaksınız?" bu soruya en içten kahkahamı atmak isterdim lâkin hayat, şu anda benim bu durumuma kahkaha atıyor.

Başımı hayır anlamında iki yana salladım. Sağ elini çenesinin altına koyarak düşünüyormuş gibi yaptı.

"6 gün sonra neden burada olmayacakmışsın?" diyerek tek kaşını havaya kaldırdı.

"Boşver, seninde canını sıkmayayım." diyerek geçiştirmeye çalıştım. O da bana zorluk çıkarmak istemediği için başını salladı.

"Peki sen bilirsin," dediğinde bakışlarını yere çevirmişti fakat aklına bir şey gelmiş olacak ki bakışları yeniden beni buldu. "Ama bana anlatmak istersen, ben her zaman burada, seni dinliyor olacağım." dedi ve tekrardan gülümsedi.

"Çok teşekkür ederim, keskin vanilya kokulu o adam." dedim ve kıkırdadım.

"Rica ederim, saçları lavanta kokan o kadın." dediğinde o da, benim gibi kıkırdadı.

"Dünyanın yedi harikası varmış, Berk." dediğimde, gözlerimle onu işaret ettim.

"Evet, mesela birisi şu anda karşımda." dediğinde gözlerim fal taşı gibi açıldı.

"Nasıl yani?" dediğimde gülümsedi.

"Dünyanın yedi harikasından biriside sensin, Lavantam." dediğinde kahkaha attım.

"Hayır ben değil, sensin!" dediğimde hâlâ gülüyordum.

"Dünyanın yedinci harikasını nasıl görebilirsin biliyor musun?" dediğinde, tek kaşımı havaya kaldırıp soru sordum.

"Nasıl?" dediğimde içten bir tebessüm etti.

"Aynaya baktığında görebilirsin." dedi ve ayağa kalktı. "Hadi gel, Lavantam! Günlerimizi dolu dolu geçirelim." dediğinde gülümsedim.

LavantaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin