02-apology recipe

1.1K 152 64
                                        

anyong,
kısa bir uyarı, bundan sonra zamanı belirtmeyeceğim hep şimdiki zamanda yazmayı düşünüyorum. flashback olursa onu belirtirim
iyi okumalar
-


(jisung'dan)




dış kapının sertçe kapanma sesiyle gözlerimi araladım. çok fazla ışık vardı.. fazla aydınlık..

fırtına dinmiş olmalıydı ve güneş bütün ışığıyla odama giriyordu.

gözlerimi bir süre ışığa alıştırdıktan sonra yerimden kalkmak için doğrulmaya çalıştım ama başımı kaldırmamla boynuma şiddetli bir ağrının saplanması bir oldu.

"ahhh!" yüzümü buruşturup acıyla inlerken elimi boynuma götürdüm.

yerimde nihayet doğrulduğumda çalışma masamın sandalyesinde olduğumu fark etmem çok uzun sürmedi. iyi de neden.. burada uyumuştum..?

zihnime hücum eden dünden kalma anılar gözlerimin fal taşı gibi açılmasına sebep oldu.

siktir..

bütün bunlar bir rüya olmalıydı.. ya da bir kabus?

doğum günümde gece seungmin'de kalmak için izin istemiştim ve tartışmaya başlamıştık.. ona ondan nefret ettiğimi söylemiştim ve o bir şey demeyip odasına gittikten sonra ağlamaya başlayıp sakinleşene kadar mutfak zemininde oturmuştum. daha sonra mutfağı toplamış, odama gelmiştim ama ruh halim o kadar kötüydü ki çarşafları değiştirme zahmetine bile girmemiş, sandalyeye oturduktan sonra başımı masaya koyduğum gibi uyumuştum.

"kahretsin.." sandalyeden kalkıp gerindikten sonra ellerimi başıma götürüp saçlarımı çekiştirmeye başlamıştım. ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. dün ne yaptığım hakkında da hiçbir fikrim yoktu. sahiden.. neden öyle demiştim ki?

o ise tepkisiz kalmıştı ve bu sabah, az önce beni uyandıran şey kapının kapanma sesiydi. yanıma gelmemiş, ben gidiyorum bile demeden çıkıp gitmişti. erken kalksaydım belki ben yanına gidebilirdim, nasıl olduğunu merak ediyordum.. ne düşündüğünü.. onu kırmış mıydım acaba? benim incindiğim gibi onu incitmiş olabilir miydim?

hayır, hayır, hayır,

bunları düşünemezdim. bunları düşünürsem ondan özür dilemeye karar verirdim ve bunu yapmayacaktım.

ama en azından o gitmeden görmek için erken kalkmış olsaydım.. sahiden, saat kaçtı ki?

o çıktığına göre,

08.14

gözlerim duvardaki saate kaydığında anlık bir şok geçirdim. bugün çarşambaydı, hafta içinde 8.30 dersimin olduğu tek gün. otobüse binip okula gitmem bile yarım saatimi alıyorken ne güzel bir tesadüftü bu böyle...

odamdan çıkıp tuvalete koştum, hızla yüzümü yıkayıp işlerimi hallettikten sonra ağzımdaki diş fırçasıyla odama geri dönüp gardroptan giyeceğim kıyafetleri çıkarmaya başladım. koyu mavi baggy kot pantolon, ekoseli kalın bir gömlek.

üstümdekilerden kurtulup kot pantolonu bacağımdan geçirirken tek elimde diş fırçamı ileri geri hareket ettirmeye çalışıyordum. gözüm telefonuma kaydı, gelen cevapsız arama bildirimiyle ekranı aydınlanmıştı. daha sonra seungmin'in 12 kere aramış olduğunu ve sunoo'dan da mesaj bildirimi olduğunu gördüm. gece sessize aldığım için hiçbirini duymamıştım. kot pantolonumun düğmelerini ilikledim ve gömleği giymeden ağzımı çalkalamak için tuvalete geri koşarken içimden geçirdim.

bugün yetişebilirsem bir mucize olacaktı...




-.-.-.-.-

"sen dedin hatta yarın 7.30 gibi otobüs durağında buluşalım, okula yarım saat erken gidip derse kadar projenin detaylarını kesinleştiririz diye."

burguNdy, minsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin