03[M]-empty green soju bottles

1.4K 136 81
                                        

anyong!
iyi okumalar
bundan önce bi bölüm daha attım onu atlamayın★彡
-


!!yetişkin içerik uyarısı, bu bölüm nsfw içerir!!
>rahatsızlık duyabilecek okuyucuların [M] ile işaretli yerler arasını okumaması tavsiye edilir. (ya da direkt fici bırakın çünkü smut ağırlıklı olacak:p)

(jisung'dan)


"hayır, anlamıyorsunuz. sizinle geçen hafta konuştuğumda izin alabilirsem haber veririm demiştim. kararını değiştirmeyeceğinin zaten farkındaydım sonuçta izin alamadım ama her şeyin bu kadar kötüye gideceğini de... beklemiyordum."

"açık konuşmak gerekirse bu kadarını ben de beklemiyordum."

haftanın ilk günüydü, seungmin ve sunoo'yla hafta sonu görüşmemiştik ve olanları ancak anlatabiliyordum.

ya da olmayanları desem daha doğru olur çünkü asıl sorun da buydu zaten.

aramızda hiçbir şey olmuyordu. çoğu zaman eve geç gelmişti, yaptığım yemekleri ya yemiyor ya da ben yattıktan sonra ısıtıp yiyordu. bunu yaptığını da sabah uyandığımda lavaboda gördüğüm bulaşıklardan anlıyordum. sadece bir keresinde birlikte masada yemiştik. yine de benimle göz teması kurmaktan kaçınıyor, ben konuşmadan konuşmuyordu. en kötüsü de.. bana dokunmuyordu. bir hafta gibi bir süre geçmesine rağmen yatmamıştık. hatta en ufak bir temasta bile bulunmuyordu bana karşı.

duygularımı yok sayarcasına beni görmezden gelmesi canımı yaksa da yine de ona karşı direnmekte zorlanıyordum. herhangi bir şey dese affedeceğim gibi koltukta başını geri yasladığında açığa çıkan boynunu her gördüğümde de onu içten içe istememe engel olamıyordum.

sanırım 4 yılın sonunda ilk defa bu kadar uzun süre ayrı kalıyorduk. aynı evin içindeydik ama aynı dili konuşmuyor, birbirimizin sesini duymuyorduk sanki.

"hyung?" sunoo'ya bakıp söyleyeceği şeyi bekledim. o ise söyleyeceği şeyi aklında tartıyor gibi. "acaba... çarşamba akşamı biz sizin eve gelsek..? olmaz mı?"

"ah, sunoo," gülümsememin yüzüme yayılmasına engel olamadan konuştum. "doğum günü benim için o kadar da önemli bir şey değil, kutlamak zorunda da değiliz. tek istediğim bir geceyi yine birlikte geçirebilmemizdi. bilirsin... lisede olduğu gibi."

söylediklerimin üzerine ikisi de tebessüm etti. o gecelerin ne kadar saçma bir şekilde güzel olduğunu sadece üçümüz bilirdik. sunoo'nun da seungmin'in de evinde zaman zaman kalmıştık ama en çok yalnız yaşadığım için bizim evde olurduk. bazen bende kalırlardı, çoğunlukla da okul çıkışı ödevlerimizi yapmak için bize giderdik.

onlar hep bende kalmaya gelmişken şimdi ironik bir şekilde gidemeyen bendim.

ortamdaki garip sessizliği bozan seungmin oldu.

"boşver hannie, sen aranızı düzeltmeye bak. düzelmiyorsa da unut gitsin en azından seninle uğraşmıyor o tarafından bak. zaten son bir senen kaldı, mezun olunca istemezsen onunla bir işin kalmaz."

"evet hyung." sunoo da başını sallayarak onu onaylamıştı.



-.-.-.-.-
pazartesi günleri programım diğer günlere göre daha yoğun olduğundan okuldan çıktığımda hava kararmak üzereydi. yemek işini halledebilmek için hemen çocuklarla vedalaşıp otobüse binmiştim.

şimdiyse markette, elimde duran boş sepetle beraber meyve-sebze reyonunun önünde öylece dikiliyordum.

ne almam gerektiği hakkında bir fikrim yoktu. ne pişireceğimi de bilmiyordum. zaten konu yemek yapmaya gelince en zorlandığım günler pazartesi günleri olurdu. derslerim erken başlayıp geç bittiğinden okuldan çıkınca fazlasıyla yorgun olurdum.

burguNdy, minsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin