bölüm biraz uzun
iyi okumalar dilerim!!
-
📍Melbourne, Avusturalya
(Jisung'dan)
[22.17]
İhanet ve yoldaşlığın arasındaki ince sınır çizgisi, geçmesi oldukça kolay ve korunaksız sallantılı bir yoldan ibaret. Rüzgarın sizi nereye götürmesine izin verebileceğiniz kadar basit bir yol fakat ironik şekilde büyük sonuçları da peşinden getirebilecek acımasız ve dikenli bir bahçe.
Küt saçlı kız bar tezgahının üzerinde otururken eğilmemiz için bize yüksek sesle bağırdığında bile içimden ona güvenmememizi bozuk bir plak misali tekrar eden sese kulak asmadan duramıyordum.
Nitekim saniyeler büyük bir kaosu beraberinde getirmiş, bar salonu adeta savaş alanına dönmüştü. Bardaklar havada uçuşup kırılan cam seslerini beraberinde getiriyor, çığlıklar salonda yankılanıyordu. Hyunjin oturduğumuz sandalyelerden birini bir adamın sırtına fırlatırken başıma isabet etmek üzere olan bir kadehten son anda eğilerek kurtulmuştum. Küt saçlı kız beklemediğim kadar iyi dövüşüyordu fakat adamların da pek aşağı kalır yanı olduğunu sanmıyordum.
Hyunjin ve Minho -birbirlerinden kısa süre içinde nefret ettiklerini düşünsem de- iyi bir takım olmuşlardı. Açıkçası ne yapmam gerektiğini bilmiyordum, yalnızca çok hızlı ayak uydurmuştum.
"Peter! Yakala!"
Wooyoung'un fırlattığı şişeyi hızla yakaladım ve yanımda ellerini Hyunjin'in boğazına dolamış olan adamın başına geçirip cam şişeyi gürültüyle parçaladım. Adamın kel kafası kanlar içinde kalırken bunu henüz düşünmemeye çalışsam da yutkunmayı ya da nefes almayı unutmuş gibiydim. Adrenalin bütün vücudumu baştan aşağı ele geçirirken kalp atış hızım da nefes almayı bana tamamen unutturmuştu.
Hyunjin öksürerek nefes almaya çalışırken onun boynunu bırakan siyah takım elbiseli adam bana döndüğünde Hyunjin onun bacak arasına bir tekme geçirip yumruğuyla suratını dağıtmıştı, içimden teşekkür ettim çünkü aksi halde ne yapacağım hakkında bir fikrim yoktu.
Küt saçlı kız iki adamı tek başına yere serdiğinde tezgahın arkasından mini bir kot şort ve siyah bir büstiyer giyen başka bir kız onun adını seslenerek bir anahtar fırlattı. Avuçlarını açıp anahtarlarını yakalayan küt saçlı kızın gözleri karmaşa içindeki çığlıklarla ve gürültüyle dolu salonu tarayıp hızla bizi buldu.
Lily...
Kızın adı buydu. Yani bu olduğunu düşünüyordum çünkü anahtarı ona fırlatan diğer kız böyle seslenmişti.
"GİDELİM! HADİ!"
Eliyle bize işaret ettiğinde çıkışa doğru koşturmaya başlamıştı. Tezgahın hemen yanında duvarın içine girmek üzere küçücük kalmış Yeji'nin bileğinden yakaladı ve koşarken hepimiz onu takip ettik.
Salondan çıkmak üzere olduğumuz saniye bir silah sesi arkamızdan yankılandı. Çığlıklar birbirine karışıp ellerini başına koyan herkes yere çökerken salonu çoktan geride bırakmıştık.
-.-.-.-.-
Koridorda o kadar hızlı yürüyorduk ki grubun geri kalanına yetişmek için koşuyor olduğumu bile söyleyebilirdim.
Bir, ne bok yiyeceğimizi bilmiyordum. Jake ve Ajusshi şu an bu binada bir yerlerdeydi, bizi görürlerse her şeyin mahvolacağına emindim ve elimizde aradığımız kanıtlara dair hiçbir şey yoktu. İki, oldukça profesyonellikten uzak şekilde Minho'yla bayılttığımız Mingi uyandı mı bilmiyordum fakat adamları peşimizdeydi ve bu berbat bir durumdu. Üç, şu anda bu kadar telaşlı şekilde nereye gidiyorduk? Bilmiyordum, en önde yürüyen Lily dışında hiçbirimiz bilmiyorduk ve Wooyoung az daha sorgularsa kızın sinir krizi geçireceği belliydi. Yine de o kadar sefil bir durumdaydık ki söylensek de kızı takip ediyorduk çünkü elimizde başka bir yol yoktu (bence aslında biraz gülünç durumdaydık ama bunu söylersem taşlanmaktan korkuyordum)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
burguNdy, minsung
FanfictionBir anlaşma yapıp üniversite boyunca aynı evde yaşayan/yatak arkadaşı olan ikili. Çoğunluk düzyazı//texting yan shipler: chanmin, sunki [uzun soluklu] Fic, Han Jisung ve Lee Minho'nun aynı evde geçirdikleri son yılı ve anlaşmalarının bitmesini konu...
