29- AKİF'İN DÜĞÜNÜ

23.5K 2K 1.7K
                                    

Maraba

Güneş doğuyor diye orospu çocukları batmaktan vazgeçmez selamünaleyküm.

Bölüm aslında daha erken gelecekti ama silindi, ben de baştan yazdım. Akifin düğününü sikim hayırsız göt.

***

Düğünlere pek gittiğim söylenmezdi hatta en son kimin düğününe gittiğimi bile hatırlamıyordum. Akrabalarım olmadığı için onların düğününe hiç gitmemiştim, sadece babaannem ölmeden önce bir ahbabının düğününe götürmüştü ama çok küçük olduğum için hatırlamıyordum.

Halayları polis müdahalesinin olmadığı, çoğunlukla yasal olan eylemlerde çekerdim. Ortalığı coşturur daha sonra kendi tayfamla ortamdan kaybolur kenarda köşede bize müdahale etmek için gelen Ülkücüler ile sözlü ya da fiziksel kavgaya girerdim. Eylemlerde, 1 Mayıs kutlamalarında bu tür eğlenceler çok oluyordu, hepte katılırdım.

Küçükken kimse bana halay falan öğretmemişti ama Kürt'lere doğuştan verilen bir skill verilmişti. Halay çekmek. Kimse öğretmese de yatkınlığım ile bilmediğim halaylarda bile sırıtmazdım.

Şimdi ise bir düğünde, ilk defa ev sahibiydim. Arkadaşım, daha doğrusu Ömer'in kardeşi gibi gördüğüm adam evleniyordu ve her şeyle ilgilenmek zorundaymışım gibi hissediyordum.

Ömer'i tanıdığımdan beri gülüşlerini bile herkesle paylaşmadığını düşünüyordum. Onun bir arkadaşı olması ve değer vermesi garip gelirdi. Soğuk nevalenin tekiydi, kimseye değer vermezdi diye düşünürdüm.

Bana olan değeri kadar olmasa da, hatta ucundan bile geçmese de Akif'e de değer veriyordu. Bu beni sebepsizce mutlu ediyordu.

Ömer için bir şeyler değerliydi, garipti. Resmen Akif'in düğünü için gelmişti. Siyah gömlek, siyah pantolon ile her zaman olduğundan daha şık ve yakışıklı görünüyordu.

Akif'e değer verip, bana ne düğününden demeden düğüne gelmişti resmen. Düşündükçe garip oluyordum ama aynı zamanda mutlu hissediyordum.

Geçip kenara oturmak yerine düğün başlamadan önce mekanın durumuyla ilgileniyor, arkadaşı için çabalıyordu istifini ve ağırlığını bozmadan.

Ben de yanında geziyordum öyle.

Şimdi ise kız tarafının anne babasıyla konuşuyordu, Akif'in bir abisi gibi. Hatta kaybettiği babası gibi. Hemen yanında duruyordum ne konuştuğunu dinlemiyordum ama kanım kaynayarak ona bakıyordum.

Kız tarafı Rizeliydi ve Ömer'in eski komutan olduğunu duyunca büyük bir saygıyla yanına gelip konuşma başlatmıştı.

"Ömer oğlum!" biri Ömer'e seslenince konuşma bölündü, bakışlarımızı sesin geldiği yöne çevirdik. Akif'in annesi Hatice teyze damat ve gelin odasının olduğu koridorun başında durmuş heyecanla ve telaşla bakıyordu. Ömer bakıp kafasını salladı, kendisini çağırdığını anlamıştı.

"Tanıştığıma memnun oldum," dedi Ömer kızın ailesine dönüp. Kafasını hafifçe eğdi.

"Bizde, bizde." dedi kızın annesi, alıcı gözle Ömer'e bakıyordu. Başka kızı vardı galiba, bok alırdı.

Ömer bana kısa bir bakış atıp yürümeye başladığında ben de kızın ailesine selam verip onun peşinden gittim.

"Ömer, eğer bugün ikimizden birine talip çıkarsa?" dedim yürürken.

VEDA Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin