☬ KUZGUNUN KALBİ | 4

793 61 49
                                        

-4-

3 YIL SONRA

Çalışma odasında otururken oldukça sıkıntılı görünüyordu Erdem Bayraktar. Yıllardır uğruna çalıştığı mevkiye gelmişti. Ancak bunun bedelleri vardı. Bedeli olabileceğini tahmin ediyordu ama bu kadarını hesaba katmamıştı.

Bir süredir tehdit telefonları alıyordu. Güçlü bir koruma kalkanında yaşıyor olsa da bu düşmanı her kimse ona en yakınından ulaşmayı başarabiliyordu. Daha da kötüsü, kendi canıyla değil de kızının canıyla tehdit ediliyordu Erdem. Buna izin veremezdi. Karısından sonra bir de kızına zarar gelmesine dayanamazdı. Bu yüzden gereken önlemin daha da fazlasını almaya karar vermişti.

Kapı çalındığında içeri asistanı İlkan girmişti. Yüzünde istediği şeyi bulduğunu gösteren gururlu bir ifade vardı. "Sayın bakanım, izninizle..."

Kapı eşiğinde duran adamı baş işaretiyle içeri kabul etti. "Nedir durum?" diye sordu Erdem.

Ne yaptıysa telefon aramalarından ve mesajlardan tehdit eden kişiyi bulamamışlardı. Bunun için ayrıca öfkeleniyordu. Her şeye ulaşmak onun için bu kadar kolayken nasıl oluyordu da kendisini kızının canına kast etmekle tehdit eden o pisliği bulamıyordu? Anlam veremiyordu Erdem ve çok sinirleniyordu. Herhâlde teknoloji geliştikçe olumlu olduğu kadar olumsuz yanlarıyla da tanışıyorlardı.

Elindeki tabletin altındaki gerekli evrakları bakanın masasına bıraktıktan sonra bir adım geri çekildi İlkan. "Uzun araştırmalarım sonucunda kızınız Alya Hanım için en uygun yakın koruma elemelerini yaptım. Sonuç olarak çok iyi birkaç aday kaldı elimizde."

Konudan bağımsız bir biçimde dudakları kıvrıldı Erdem'in. "Onun yanında Alya dersen çok kızar." İki ismi olan kızı niyeyse annesinin koyduğu isme karşı alerjisi varmış gibi davranıyordu. Annesine öyle öfkeliydi ki onunla ilgili hiçbir şeye tahammülü yok gibiydi.

"Öyle mi? Hay Allah."

"Her neyse, sen devam et." Masaya dayadığı sağ dirseğiyle birlikte çenesini eline yasladı. "Kimmiş bu adaylar, neyin nesiymiş?"

Saygılı bir edayla uzanıp elindeki dosyayı masaya bıraktı. "İnceleyip onayladığınız takdirde uygun adaya geri dönüş yaparız."

Onun sözlerinin ardından başını salladı adam. Kızını buna nasıl ikna edecekti hiçbir fikri yoktu ama mecburdu. Şimdiden onun çıkaracağı çıngarı tahmin edebiliyordu. Asistanının odadan çıkmasıyla dosyanın tamamını inceledi. Hepsi güçlü adaylardı ama ne olduysa hiçbiri içine sinmedi. Yine sonunda kara kara düşünürken buldu kendini.

❝Asena❞

Acılar bizi büyütür, olgunlaştırır. Bize bir şeyler katar. Bunların insana bir şeyler kattığını inkâr edecek değildim ama beni büyüttüğü ya da olgunlaştırdığı yoktu. Ben hâlâ ilgi ve sevgi kıtlığı çeken küçük bir kız çocuğu gibi hissediyordum kendimi. Ve ölü birine hiç kazanamayacağım bir savaş açmış gibi düşmanlık besliyordum. Tek suçu ölmek olan birine karşı. Anneme karşı.

Onu sevdiğim kadar ona kızıyordum da. Beni neden yalnız bırakmıştı? Ölerek beni yalnızca annesiz bırakmamıştı. Aynı zamanda babamı da almıştı elimden. Şimdiyse ben bu hayatta yalnız ilerlemeye çalışan zavallı bir noktaydım. Varlığını sürdürmeye çalışan zavallı bir nokta. Birinin silgisini sürtmesine bakıyordu yok olmam. Varlığım kimse için bir şey ifade etmediği gibi yokluğum da etmeyecekti, biliyordum.

Bir kahve dükkanının bahçesinde sessizce oturmuş kuzenim Dora'yla kahve içerken bunları düşünüyordum. Onu da kendi sorunlarımla boğduğumun farkındaydım, bu yüzden o istemeden buluşma teklifinde bulunup onu sıkmak istemiyordum. Oysa buna çok kızıyordu.

KUZGUNUN KALBİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin