☬ KUZGUNUN KALBİ | 10

566 60 58
                                        

-10-

❝Asena❞

Yeni evimin bahçesinden arabanın olduğu yere dolanırken somurtuyordum. Daha yeni hayatıma girmiş olmasına rağmen bazen ben mi Demokan denen bu adam için çalışıyordum yoksa o mu bana çalışıyordu anlamakta zorlanıyordum.

Telefonu çalmıştı ve kim olduğunu bilmediğim biriyle konuşmuş, acilen gitmesi gerekmişti. Bu da yetmezmiş gibi beni de yanında taşıyordu. Ben buna mecbur muydum? Onun benim peşimden gelmesi gerekirken ben onun peşinden gidiyordum. İçinde bulunduğumuz bu durumu çözmek hayli zordu.

Arabaya binerken "Sen beni her gittiğin yere taşıyabileceğini nereden çıkardın acaba söyler misin?" demekten kendimi alıkoyamadım.

Sürücü koltuğuna kurulan adamsa kendinden şüphe etmeksizin dudak büktü. "Bu babanızın emri. Sizi bir an olsun yalnız bırakmamam gerekiyor."

"Peki kişisel işlerinin peşinden beni beraberinde koşturmanı da mı babam emretti? Ben senin çantan mıyım?"

"Siz doktor değil misiniz?"

Bana dönüp kısa bir bakış attığında sorduğu sorunun anlamını çözemedim. "Evet de bunun konumuzla ne ilgisi var anlamadım."

"Şu an gideceğimiz yerde bir hasta size ihtiyaç duyuyor. Hipokrat yemini etmiş biri olarak ona arkanızı dönmeniz ne kadar etik?"

"Tamam ama..." Beraber gitmemizin sebebini bana açıklamadığı için böyle bir şey beklediğim söylenemezdi. O an ne yapıp edip altta kalmamaya çalıştım. Kollarımı kavuştururken "Bunu şu an senden duyuyorum. En azından benimle paylaşsaydın bilirdim." dedim ve sözlerimde mahcubiyetten eser yoktu. "Ayrıca gittiğimiz yerde hastanın durumu ne, benim için ne gerekecek bilmiyorum. Yanımda tedavi için hiçbir şey yok. Her şey bir muamma. Böyle bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete."

Gözlerini kapatarak "Ben hepsini halledeceğim." derken sabırlı kalmaya çalıştığı kesindi. "Siz sadece bir dakika olsun susarsanız..."

Verdiği cevaba şaşırdım. "Aaa üstüme iyilik sağlık! İstersen ağzımı bantla da tam olsun." Kollarımı küskünce kavuşturup camdaki manzarama döndüm. "Sen çalıştığın her patronuna böyle mi davranıyorsun merak ediyorum doğrusu."

Herhangi bir yanıt vermeden sadece yola bakan adam konuşmalarımdan bezmiş gibiydi. Oysa boş tek bir cümlem yoktu. Ben sadece rahatsızlığımı dile getiriyordum ancak görünen o ki bu bile yanımda oturan adamı rahatsız etmişti.

Onun tek bir şey söylememesi üzerine "İyi, bundan sonra sesimi duymayacaksın." diyerek ağzıma görünmez bir fermuar çektim. "İstesen de konuşmayacağım."

Alaya benzer bir tavırla "Lütfen duyayım." dedi ama sesindeki yalvarmaya rağmen yüzü son derece ifadesizdi.

Bu adamın etrafımdakilerin aksine bana düz davranması biraz sinirimi bozuyordu. Üstelik bu garip adamla nereye olduğunu bile bilmeden bir yola çıkmıştım. Muhtemelen sevgilisiyle, kardeşiyle ya da her kimse, o kişiyle birlikte kaldığı evine gidiyorduk.

Bir yandan bu kadar soğuk, uzak, sessiz ve gizemli adamın yaşadığı evi merak etmediğimi söylesem yalan olurdu. Araba lacivert boyalı, çok yeni sayılmasa da derli toplu bir binanın önünde durduğunda merakım daha da arttı. Sessizce arabadan inerken konuşmama sözümü tutmak için üstün bir çaba sarf ediyordum. İçimde burası senin evin mi, kaçıncı katta oturuyorsun, kardeşinle mi yaşıyorsun gibi envai çeşit soru dönüp dururken onları döndükleri yerde öylece bırakmak zorunda kaldım. Çünkü karşımdaki adamın gözündeki geveze kadın imajımdan son derece rahatsız olmuştum.

KUZGUNUN KALBİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin