☬ KUZGUNUN KALBİ | 17

473 61 33
                                        

-17-

❝Asena❞

Sabah Dora'nın açılışı için hazırlanırken ne giyeceğime karar veremedim. En sonunda ince kumaşlı V yaka, göbek kısmı büzgülü bir bluz ve altına da siyah kumaş pantolon giymeye karar verdim. Kenarları fermuar detaylı aynı renk topuklu ayakkabım da uyumlu görünüyordu.

O öpüşme yüzünden lânetlenmiş kırmızı rujumla makyajımı yaptığımda herkese ne de güzel rezil olduğumuzu düşünmekten kendimi alamadım. Saçlarımı açık bırakıp hafif su dalgası hâline getirdikten sonra çıkmaya hazırdım.

Çantamı alıp koridora çıktığımda dünden beri benden köşe bucak kaçan Demokan, salonda volta atıyordu. Beni görünce sanki arkasını dönme ihtiyacı hissetmişti ya da ben çok alıngandım son zamanlarda. Her iki durum da moralimi fena hâlde bozmuştu ama dile getirmedim.

Askıdaki uzun ceketimi giyerken ben de onun yüzüne bakmaktan imtina ediyordum. "Hazırım ben, çıkabiliriz."

Hiçbir şey söylemeden peşime takıldı ve bu kez arabayı kendim kullanacağıma dair işaret vermek için arabamın anahtarını avcuma hapsettim. Onun da bir itirazı olmadı.

Bir süredir hasret kaldığım kızıl ejderhamın konforlu sürücü koltuğuna oturmanın keyfi bir başkaydı. Herkes terk ederdi de kızıl ejderim beni terk etmezdi. Bu korkak erkekler gibi değildi o.

Café D'ora en görkemli hâliyle açılmış, önü beyaz ve pembe renginin hâkim olduğu balonlarla süslenmişti bile. Çocuklar bizden önce varmıştı bile mekâna. Göktan bir köşede Dora'yla flörtöz bir biçimde konuşurken Hamza Fettah'a el şakası yapıyordu.

Arabadan inen bizde ise garip bir mesafe vardı. Sanki tüm yol boyunca birlikte gelmemişiz gibi bana yabancılaşmış biçimde arkadaşlarının arasına karıştı Demokan.

İçinde bulunduğum duruma kulak asmadan kuzenim Dora'nın yanına vardım. "Café D'ora'nın güzel sahibi nasıl, heyecanlı mı?"

Omuzlarını indirip kaldırarak güldü. "Ne diyebilirim ki? Çok mutluyum." Minnettar bir gülümsemeyle "Bugün beni yalnız bırakmadığın için çok teşekkür ederim Asena." dedi sanki buranın tüm detaylarıyla birlikte ilgilenmemişiz gibi.

"Saçmalama istersen. Ne olursa olsun geleceğimi söylemiştim ve geldim işte."

İçeri geçtiğimizde Dora mekân için seçtiğim hediyeye bayıldı. Yurt dışından özel olarak sipariş ettiğim bir tatlı sos takımıydı bu. Ünlü pastacıların kullandığı, son derece hoş parçalardan oluşuyordu ve kristaldi. Dora görünce gözlerinden kalp çıktı çünkü her yerde bunu aramıştı ve bulamamıştı. Sınırlı üretim olduğu için bulabileceğini de sanmıyordu ancak Özhan'ın bağlantılarıyla bulmayı başarmıştım.

Nefesini tutmuş hediyesine bakarken "Sen çok fenasın! Nereden buldun bunu?" diye haykırdı coşkuyla.

"Özhan yardım etti." yanıtını verdim başımı yana yatırarak. Özhan'ın adını duyunca Demokan'ın bakışları gergin bir biçimde dışarıya doğru kaydı. İlgilenmedi bu durumla.

Sıra Göktan'ın hediyesine geldiğinde çekingen bir biçimde paketi uzattı. "Asena Hanım'ın hediyesi kadar değerli değil ama..." Samimi bir tebessümle ekledi. "Görünce sen geldin aklıma."

Daha pakette ne olduğunu bilmeden neşeli gülümsemesiyle "Olur mu öyle şey?" dedi Dora. "Beni düşünüp almışsın, nasıl değerli olmaz?"

Paketi jelatininden usulca çıkardığında bunun cupcakeli duvara asılan tabak dekorlar olduğunu gördü. Tam Doralık şeylerdi bunlar doğrusu. Göktan nasıl da on ikiden vurmuştu. "Göktan, harika bir şey bu. Bayıldım." Gönlünü çelmeyi başarmış gibi duran adama kaçamak bir bakış attı. "Çok teşekkür ederim."

KUZGUNUN KALBİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin