-13-
Gün henüz ağarmamışken elleri ceplerinde camdan dışarıyı seyrediyordu. Nasıl bir işin içinde olduğunu daha yeni yeni sorgular hâldeydi. Aklında ise arka odada uyuyan kadın vardı. Asena. Adının hakkını verecek kadar yırtıcı olduğunu anlaması kısa sürmüştü. Onunla baş etmenin sandığı kadar kolay olmadığını daha yeni anlıyordu.
Adımları koridorda bir hayalet gibi dolaştı. Usulca kapısını araladığı odadan içeri süzüldükten sonra nefesinin bile odaya karışma sesi duyulmuyordu. Bir ruh gibi Asena'nın yatağına yaklaşıp sessizce onu izledi. Yastığa yayılmış hafif kıvrılmış dalgalı açık saçları, uykudan pembeleşmiş yanakları, kızarmış dudakları... Huzurlu nefes alış verişleriyle yatağın diğer yanına döndüğünde istifini bozmadı Demokan. Gözlerini ayırmadı. Bir süre onu seyrettikten sonra aynı sessizlikte odadan çıktı.
Salona döndüğünde gökyüzü yeni yeni aydınlanıyordu. Telefonunda Erdem Bayraktar'ın numarasını buldu ve arama tuşuna bastı. Bu kadar erken aramak istemezdi ama her an Asena yanındayken konuşması zor olurdu. Kısa bir çalışın ardından araması yanıtlandı.
"Demokan."
"Merhaba Erdem Bey, bu saatte rahatsız etmek istemezdim ama bilmeniz gereken bir şey var."
"Beni her saatte arayabileceğini biliyorsun." Merakını gizlemeyen bir tonlamayla "Nedir bilmem gereken?" diye sordu.
"Dün arabada Özhan Bey aradı. Asena Hanım'ı hastaneyle alakalı bir kutlamaya davet etti."
Hattın diğer ucunda sıkkın bir iç çekiş duydu Demokan. Hemen ardından "O davete gitmesini engelle." dedi Erdem Bayraktar. Öyle keskin bir şekilde söylemişti ki duraksadı Demokan.
"İyi de nasıl?"
"Bir şekilde oraya gitmesine engel ol. Kaçmaya kalkarsa gerekeni yap."
Genç adam "Gerekeni?" diye sorguladı emin olmak için. Evet, biliyordu, Erdem Bayraktar ona tam yetki vermişti ama hiçbir tam yetkinin sınırsız olduğunu düşünmediği için teyit etmek istedi.
Erdem Bey ise açık çek verdiğini "Ne yaparsan yap, engel ol." cümlesiyle doğruladı.
Demokan bu davetin bir özelliği olduğunu düşünüyordu. Düşünmekten de öte, biliyordu. Erdem Bayraktar eğer kızının orada olmasını istemiyorsa bir sebebi vardı. Ancak o an bu sebebi sorgulayacak kadar vakitleri yoktu. O nedenle "Nasıl isterseniz." diyerek telefonu kapattı.
Camdan dışarıyı seyrederken Erdem Bayraktar'ın bahsettiği kadar kolay olmayacağını biliyordu. Asena Bayraktar, pek de kontrol altına alınması kolay biri sayılmazdı. Ama bu dünyada onunla başa çıkabilecek biri varsa o da kendisiydi, bunun son derece farkındaydı Demokan.
❝Asena❞
Tüm gün o kadar yoğundum ki fazlasıyla yorulmuştum. Acildeki işlerim bittikten sonra birkaç erin ilaç reçeteleriyle ilgilendim. Öğleden sonra kapımın eşiğinde duran Demokan'a takılmıştı gözlerim. Telefonda biriyle mesajlaşıyordu sanki. Ya da telefonunun ekranında ilgisini çeken bir şey, biri vardı. Garip bir biçimde önce merak sonra da rahatsızlık duydum. Onun biriyle mesajlaşması beni neden rahatsız etsindi ki? O hoşlanabileceğim türde biri değildi, listenin sonlarında bile yer almazdı.
Ben duygusal adamlardan hoşlanırdım. Aşkı doruklarda yaşayan ve yaşatan adamlardan. Romantik, ilgisini sevdiği kadından esirgemeyen türden, kendini ilişkisine adayan erkeklerden hoşlanırdım. Demokan Alp Aydemir öyle biri olmak şöyle dursun, yanından bile geçmezdi. Bu kadar donuk ve suratsız birinin özel hayatında aşk adamı olmasını beklemek hayalperestlik değildi de neydi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUZGUNUN KALBİ
AksiyonKıdemli Üsteğmen Demokan Alp AYDEMİR, namıdeğer Kuzgun, özel kuvvetlerde çalışan oldukça başarılı bir subaydı. Yıllar sonra kuledeki yalnız bir kızla yollarının kesişeceğinden henüz habersizdi. Bildiği tek şey, vatanı ve bayrağı için canını dahi ver...
