☬ KUZGUNUN KALBİ | 5

713 67 27
                                        

-5-

❝Asena❞

Yabancı elin sahibini belli belirsiz görebilmiştim sadece. Vücudunu saran kıyafetine bakılırsa konser alanındaki güvenlik ekibinden olduğunu tahmin ediyordum. Sert ve tok sesiyle "İyi misiniz?" diye sorduğu an dünyam karardı.

Gözlerimi araladığımda bir hastanedeydim ve burnum tarifsiz acıyordu. Başımda Dora, babam ve yabancı bir adam vardı. Bulanık bakış açımın düzelmesini bekledim onu tanıyabilmek için. Yüzünden bir çağrışım olmasa da babamla iki adım ötemde konuşmalarından sesini tanıdım. Festival alanında bana yardım eden gizemli adamın sesine benziyordu.

"Sana ne kadar teşekkür etsem az delikanlı."

"Ne demek, benim görevim."

Henüz kendime geldiğimin farkında olmayan babama kısa bir bakış attığımda Dora gözlerini kocaman açmış "Asena, iyi misin? Sana bir şey oldu diye çok korktum!" diye fısıldıyordu.

"İyiyim, iyiyim merak etme." diye mırıldanırken zonklayan beynim burnumdan çıkacak gibiydi.

"İyiysen kapat gözlerini!" Dehşetle fısıldayan Dora'nın neden öyle söylediğini anlayamadım. Algım öyle dağılmış durumdaydı ki adımı hatırladığıma şükür. "Dayım görmesin, biraz daha baygın numarası yap."

"Ne saçmalıyorsun Dora Allah aşkına?"

"Buraya nasıl geldiğini bilemedi, senin için o kadar endişelendi ki..." Hoplayıp zıpladıktan sonra nefes nefese kalan çocuklar gibi sertçe yutkunarak anlatmaya devam etti Dora. "Şimdi iyi olduğunu görürse bize bir güzel fırça kayar. Biraz baygın olup durumu idare et de ona ne hesap vereceğimizi düşünelim."

Kollarımı küskünce bağlarken "Ben kimseye bir hesap verme mecburiyetinde değilim." dedim ve başımı Erdem Bayraktar'ın tersi istikamete çevirdim. "Yetişkin biri olarak eğlenmeye çıktım ve kaza oldu, hepsi bu."

Dora tam bana laf yetiştirecekken iki adım ötemde bana bakan adamla göz göze geldik. Benim kendime geldiğimi görünce hızla yanıma geldi. "Kızım, iyi misin?"

Her zamanki mesafeli hâlimden ödün vermeksizin yanıtladım sorusunu. "İyiyim."

"Ağrın var mı?"

"Biraz var, geçer."

Dora "Ağrı kesicilere rağmen bu kadar ağrın varsa senin durum nanay, benden söylemesi." derken pek de iç açıcı konuştuğu söylenemezdi.

Hâlâ ailemizin bir parçasıymış gibi köşede duran adama dönüp "Teşekkür ederim beni kurtardığınız için." dedim. Onu ilk defa bu kadar yakından görme şansım olmuştu.

Oldukça uzun boylu, kaslı ve gergin bir vücut yapısı olan, sert yüz hatlarına sahip bir adamdı. Olgun bir görünüme sahipti ama ilk defa birinin yaşını tahmin edemiyordum. Gözleri kehribar mı yoksa yeşil mi tam anlayamasam da parlak bir renk olduğu kesindi.

Mesafesini koruyarak başını salladı. "Teşekküre gerek yok, görevimdi." Festival alanındaki herkesin kişisel kavgalarına dalmak onun görev tanımının bir parçası mıydı emin değildim. "İyi olmanıza sevindim."

"Sayenizde."

Her zaman çene çalmayı en az pastacılık kadar seven sevgili kuzenim ise beni kurtaran bu yabancıyı beğeniyle süzdükten sonra bana döndü. "Bu Herkül de kim böyle? Hangi mitolojik evrenden geldi buraya?"

"Kızım bir dur ya! Zaten burnum zonkluyor."

"Bir şey diyeceğim, hazır burnuna bir operasyon gerekiyorsa estetik falan yaptıralım."

KUZGUNUN KALBİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin