☬ KUZGUNUN KALBİ | 9

555 63 57
                                        

-9-

❝Asena❞

Kaşlarımı çattım "Ne?" kelimesi gayriihtiyari dudaklarımdan dökülürken. Buraya gelmeden önce Demokan denen herif tarafından anlaşıldığımı sanıyordum. O kas kafalı soğuk adamla aynı dili konuştuğumuzu düşünmüştüm çünkü o da bana meraklı görünmüyordu. Şimdi ne değişmişti de yakın korumam olma kararı almıştı? Hem de benim gönüllü olmadığımı bile bile gözümün içine bakarak söylemişti bunu. İnat olsun diye.

Demokan'ın tavrını da tıpkı babamınki gibi açık bir savaş işareti olarak gördüm. Öte yandan hâlâ saçma gelen bu kararı sorguluyor, babamın söylediği şeyi anlamlandırmaya çalışıyordum. Buna ne gerek vardı? Zaten korumalarımız vardı. Yakın koruma tam olarak ne demek oluyordu? Neden gerekiyordu böyle bir şey?

Zaten önüm, arkam, sağım, solum korumalarla doluyken bu adam tam olarak ne oluyordu? Yakın koruma denen şeyle tuvalete de mi birlikte gidiyorduk? Anlayamadığım gibi kızmıştım da. Çünkü tam yeni hayatıma odaklanıp kendi ayaklarımın üstünde durmak için Erdem Bayraktar'ın boyunduruğundan kurtulmak üzereyken yeniden hayatımı yönetmeye çalışması canımı sıkmıştı. Üstelik buna dair fikrimi de sormamıştı. O masada Demokan'a teklifte bulunmadan öncesine kadar bu düşüncesinden söz edip fikrimi almamıştı bile.

Kısa bir an dişlerimi sıktım ve sakinleşmek için kendime biraz zaman verdim. "Ben buradayım farkında mısınız? Kusura bakmayın ama bunu kabul etmeyeceğim." İşaret parmağım ve bakışlarım bir babam bir de Demokan'a dönmüştü. "İkiniz ne yapmaya çalışıyorsunuz bilmiyorum ama..." Mantıklı düşünmeye dair kendimi telkin ederken derin bir nefes aldım. Erdem Bayraktar'a döndüm. Bana bir açıklama borçluydu. "Ne demek oluyor tüm bunlar?" Hâlâ benim bilmediğim bir şeyler olduğunu düşünüyordum. Fikrim bile sorulmadan verilen bu küstahça kararın başka bir açıklaması olamazdı.

"Duydun işte kızım. Artık her yere giderken sana Demokan eşlik edecek."

"Peki, bu konuda bana fikrimi sordun mu?"

"Kızımın hayatını korurken ona fikrini sormam gerektiğini düşünmüyorum, Asena." Bunu daha önce konuşmuşuz gibi uyarıcı bir ifade takınmıştı ancak dün akşamki tartışmamız dışında oturup da bunu konuşmuş değildik.

Onun beni önemsemeden verdiği kararlar her geçen saniye daha çok sinirime dokunmaya başlamıştı. "Gerekiyor! Çünkü bahsi geçen şey benim hayatım!" Bizi sessiz ve ifadesiz bir biçimde dinleyen adama kısa bir bakış attıktan sonra babama döndüm. "Ben yakın koruma falan istemiyorum."

"Sana fikrini sormadım, Asena. Demokan bundan sonra senin yakın koruman olacak. Bu konu tartışmaya kapalı."

Sağ işaret parmağımla masasına dokundum ve onunla doğrudan göz teması kurdum. "Kendi hayatımla ilgili kararları yalnızca ben veririm, Erdem Bayraktar."

Usulca yerinden kalkan adam benimle yüz yüze geldi. "Uzatma, Asena. Bunu neden yaptığımı biliyorsun. Tek istediğim senin güvende olman."

"Rica ederim benimle sanki umurundaymışım gibi konuşma." Öfkeyle odayı terk etmek için kapıya uzanırken ekledim. "Ve hayatıma burnunu sokma. Çünkü artık senin evinde yaşayan biri değilim. Kendi evinde yaşayacak olan yetişkin bir bireyim ve senin kurallarınla yaşamak zorunda değilim."

"Başkalarının yanında benimle tartışma. Şu an ergen bir kız çocuğu gibi davranıyorsun farkında mısın?"

Bana hâlâ küçük, savunmasız bir çocukmuşum gibi davranması iyiden iyiye sinirimi bozmuştu. Çıkıp gitmeye niyetlenmişken söylediklerine yanıt vermeden susup gitmek istemedim. Hiç tarzım değildi. Yanımda duran adama döndüm. "Rica etsem biraz çıkar mısın? Erdem Bey'le özel konuşacağız."

KUZGUNUN KALBİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin