-25-
❝Demokan❞
Günlerdir bir hiç gibi yaşıyordum. Yemek yemiyor, uyumuyor, sadece Asena'yı düşünerek geçiriyordum zamanlarımı. Onun hayatımdan çıkışının bende bu kadar büyük yankı uyandıracağını düşünmemiştim. Yanımdayken içime bu kadar sirayet ettiğini görememiştim. Vazgeçebilirim sanmıştım. Belki de normal şartlarla hayatımdan çıkmadığı içindir. Eğer ayrılsaydık bu kadar canım yanmazdı. Benden uzakta da olsa yaşadığını bilirdim. Güvende olduğunu bilirdim. Ama şimdi... Koca bir boşluktu beni karşılayan. Dört aydır ondan ne ses vardı ne haber. Herkes hayatta olmadığını söylese de içimde bir yerler onun yaşadığını düşünmekten vazgeçemiyordu.
İlk zamanlar kapısından ayrılmadığım babası, Dora bile artık Asena'ya dair hiçbir şeyin kalmadığına inanıyordu. Onlara bakacak, soracak yüzüm bile yoktu, biliyordum. Erdem Bey'in güvenini boşa çıkarmıştım. Artık beş metre yakınına bile yaklaştırmıyordu. Dora ise kapısından geçmeme müsaade etmiyordu. Ama ben biliyordum, Asena'ya dair bir bilgileri yoktu. Onun yok oluşundan dolayı beni suçladıklarını söylememe gerek yoktu herhâlde. Çünkü suçlu bizzat bendim.
İrfan Yarbay'dan onu bulmak için yardım istediğimde teşkilat imkânlarını kişisel çıkarlar için kullanamayacağımızı, bunun kimliğimizi açık etmemize sebep olacağını ama bu konuyla kendi ilgileneceğini söylemişti ama Asena'nın durumuyla ilgili çok da olumlu düşünmediğinin farkındaydım. O da diğerleri gibi Asena'nın hayatta olduğuna inanmıyordu.
"Hayatta olmasa bile buna emin olmak istiyorum. Hak ettiği cenaze törenini gerçekleştirebilmek için..." deyip yutkunmuştum o an. Daha fazlasını söylemeye yüreğim dayanmamıştı.
Gözlerimin içine bakan adam "Bunu söylemek istemem ama cesedini çoktan yok etmişlerdir, Demokan. Bunu biliyorsun değil mi?" dediğinde ne diyeceğimi bilememiştim. Bu ihtimali düşünmek bile istemedim. Gözümde canlanmasına dayanamadım.
Şimdiyse camın kenarında öylece dışarıyı seyrediyordum. Düşünmem gereken önemli bir operasyon vardı. Moskof ve terör örgütüne finans sağlayanlara sessiz ilerleyen, büyük bir operasyon düzenlemeyi planlıyorduk. Sessiz ilerliyorduk. Önce keşfin tamamlanması gerekiyordu. Tüm aklımı ve gücümü buna vermem gerektiğini bilsem de her boş kaldığımda aklıma düşen yine Asena oluyordu.
Düşüncelerimin arasında kapının aralandığını, içeriye Fettah'ın girdiğini çok sonra fark ettim.
"Komutanım."
Bakışlarım kısa ve tembel bir edayla çocukta gezindi. "Gel Fettah."
Sessizce gelip öylece yanımda durdu. Ben konuşana kadar da hiçbir şey söylemedi. Onun diğerlerine göre daha sessiz hâlini seviyordum. Beni yormuyor, yalnız kalma isteğime saygı duyuyordu. Yanında susabildiğim nadir insanlardandı.
"Hayat benim için eskisi gibi devam edemeyecek kadar acımasızlaştı." Bunu kendi iradem dışında söylemiştim. Normal şartlarda kimseyle duygularımı bu kadar açık paylaşan biri değilimdir ama Fettah beni en zayıf anımda yakalamıştı. Kendimi kapatamayacağım o hassas anımda. Artık duygularımı gizleyemiyordum çünkü Asena'nın gidişi benim ruhumda da birtakım değişimlere sebep olmuştu.
O hayattayken... O yanımdayken duygusuz bir duvardan farksızdım. Duygularını çok iyi kamufle edebilen biriydim. Şimdi hakkındaki duygularımı gizlediğim için ağır bir pişmanlık duyuyordum. Oysa Asena'nın istediği tek şey benim tarafımdan sevildiğini, değer gördüğünü bilmekti. Kırık dökük bir çocukluk yaşamıştı; annesini kaybetmiş, babası tarafından sevgisiz büyütülmüştü. Başta şımarık bir kız olarak gördüğüm kadını tanıdığımda aslında ne kadar yalnız olduğunu anlamıştım. Babasıyla aralarındaki o taş duvarları görmüştüm. Tüm bunlardan sonra hayatındaki erkek tarafından sevildiğini hissetmek, isteyebileceği en doğal şeydi. Bense ona bunu verememiştim. Benim de yaralarım vardı ve bu yaralar ikimiz arasında en büyük engellere dönüşmüştü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUZGUNUN KALBİ
AçãoKıdemli Üsteğmen Demokan Alp AYDEMİR, namıdeğer Kuzgun, özel kuvvetlerde çalışan oldukça başarılı bir subaydı. Yıllar sonra kuledeki yalnız bir kızla yollarının kesişeceğinden henüz habersizdi. Bildiği tek şey, vatanı ve bayrağı için canını dahi ver...
