☬ KUZGUNUN KALBİ | 19

562 60 30
                                        

-19-

❝Asena❞

Kayak tatili için Dora'nın rezervasyon yaptırdığı otele tek araçla gittik. Dora bizden biraz geç yola çıktığı için oraya ulaşmasının zaman alacağını, resepsiyona adını vererek rezervasyonu sorgulatabileceğimi söylemişti.

Yer ayırttığı otel Ankara'nın neredeyse dışındaydı. Uzun bir yol geldik. Demokan sürücü koltuğunda, yanında Göktan oturuyordu. Göktan öne davet etse de gitmek istemedim. O günkü akşam yemeğinden sonra Demokan'la aramız açılmış gibiydi. Özhan'la akşam yemeğine çıkmayı kabul ettiğim için bana her zamankinden daha soğuk ve mesafeli davranıyordu.

Arkada Hamza ve Fettah'ın yanında, cam kenarında otururken sessizce etrafı seyrettim. Hamza her zaman olduğu gibi bir komiklikler, şakalar... Fettah yine muhabbeti üç beş adım geriden takip ediyor, bazen de anlamıyordu. Eğlenceli bir ekiptiler.

Yolda birkaç kez Demokan'ın aynadan bana kaçamak bakışlar attığını yakalasam da pek anlam yüklemedim. Benimle o kadar açık konuştuktan sonra yaptığı en ufak bir harekete anlam yükleyecek kadar çaresiz hissetmek istemiyordum.

Birinden hoşlanabilirdiniz, ondan etkilenebilirdiniz. Belki onunla denemeye bile vardınızdır ama karşınızdaki kişi istemiyorsa zorlamanın bir anlamı yoktur. Bana karşı boş olmadığını söylemesi, onu zorlamam gerektiği anlamına gelmiyordu. Kimsenin hayatında kendime zoraki bir yer açamazdım. Kimsenin yara bandı olamazdı.

Otele geldiğimizde Demokan ve ben aynı anda resepsiyonun önüne dikildik. Kısa bir an ona baktıktan sonra resepiyoniste döndüm. "Merhaba, Dora Akbay adına bir rezervasyonumuz vardı. Üç odaydı değil mi?" Doğrulamak ister gibi Demokan'a döndüm. Onayladı. Resepsiyona "Üç oda." diye tekrar ettim. Neredeyse tüm odalar rezerve olduğu için Dora üç oda tutabilmişti. Ben Dora'yla kalırım diye düşünmüştük, çocuklar da ikişer grup hâlinde iki odayı paylaşacaktı. Ancak şaşırtıcı bir şey oldu, evdeki hesap çarşıya uymadı.

Resepsiyonist önündeki kâğıttaki kayıtlara baktı, yok. Bilgisayardan kontrol etti, yok. "Maalesef bir rezervasyon görünmüyor burada ama... Bir yanlışlık olmasın?"

Şaşakaldım. "Hayır canım, ne yanlışlık olacak." diyerek savundum. Dora'yı aradım, resepsiyonla görüştürdüm, yok. Bir yanlışlık olduğu öne sürülüyordu ama kimin yüzünden olduğu bir türlü bilinmiyordu.

Aksilik bu ya, Dora da kar fırtınası yüzünden yolda kalmıştı. "Ben mahsur kaldım burada galiba!" dedi paniklemiş bir hâlde.

"Sakin ol, otel yetkilileriyle görüşür yardım göndermeye çalışırız."

"Gelemezler ki! Yollar kapanmış."

"E ne yapacaksın orada?"

"Valla bilmiyorum. Köy gibi bir yer burası... Elbet yardımcı olacak bir ahali bir şey bulurum. Ama beni beklemeyin yani. Yollar anca yarına kadar açılabilirmiş. Benim odamı da aranızda paylaşın, ne diyeyim?"

Ofladım sağ elimi saçlarımdan geçirirken. "Görüyorsun değil mi başımıza açtığın işleri? Kayak yapalım, kayak yapalım diye başımın etini yedin, kendi hayatını da kaydırdın."

"Off gelme üstüme şu an Asena! Ben güzel bir şeyler olsun demiştim. Şimdi kapatmam lazım, şarjım bitiyor. Bir köy evine sığınıp telefonumu şarj edince yeniden ararım."

"Tamam, dikkat et kendine ama!" Telefon kapandığında ofladım. Çocuklar merakla bana bakıyordu. "Kar fırtınası bastırınca yollar kapanmış. Dora yolda kalmış."

Göktan panikle "Nasıl yolda kalmış?" diye sordu.

"Bildiğin yolda kalmış. Allah'tan köy gibi bir yermiş de, yardımsever bir köylüye sığınırım belki diyor."

KUZGUNUN KALBİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin